22 Ocak 2011 Cumartesi
Akif Kaptan
Akif kaptan Datça'da Maradona olarak tanınır ,yakaladığı kılıç balığı ile fotoğrafını çektim.Kılıç balığı avında uyulması gereken bir çok kural var,iğnelerin boyu , balıkların boyu gibi .Bunları ayrıntıları ile öğrenip buraya yazacağım.Bu balıkların da nesli tehlikede.Yüzlerce kiloya ulaşabilen bu balıklar kuralsız avlanma ile yok edilmekte.
21 Mayıs 2010 Cuma
Zargana Kılıç Balığı
Bugünlerde internette bir video "Datça Plajını
köpekbalıkları sardı , yüzenler zor kurtuldu "
gibi başlıklarla televizyonlarda da haber oldu.
Bugün Datça yerel gazetesi "yarımada'nın sesi'nde
Muğla üniversitesinden alınan bilgi neticesinde
bu balıkların "zargana Kılıç Balığı "denilen
bir tür olduğu belirtiliyor.Ben videoyu
seyrettiğimde birisi bir muziplik yamış dedim,
ama zargana Kılıç Balığı aklıma gelmedi.Bugünkü
haber üzerine bazı görüntüler gözümün önünde canlandı.
Zargana Kılıç Balığı diğer kılıç balığı gibi fazla ,
büyüyen bir tür değil gördüğüm kadarıyla.3-4 kez oltama
takıldı.Balık avlarken yanımızda diğer balıkları kova-
larken çok gördüm.Bir de bu mevsimlerde sığ sulara
girdikleri çok oluyor,geçmiş yıllarda gençler bir kaç kez
bayağı büyüklerinden yakaladılar,yerel basında da yayın-
landı.Benim bu balıkla ilgili bir anım var aklıma o
geldi hemen:
Balık tuttuğum yıllarda doğum günümde dipfrizden
çıkardığım balıklarla güzel bir ziyafet çekerdim .O yıl
doğum günüme bir kaç gün kalmıştı ve dipfrizde iyi cins
bir balığım yoktu.Doğum günüm 17 ekim , bir gün öncesinde
takımlarımı alıp balık avına çıktım ,yine bir şey yakalayamadım.
Dönerken Akya sırtısı çekeyim dedim ,sırtıya sübye
takıp biraz hareket etmiştim ki yeme bir şey sundu ,
hemen çekmedim biraz saldım,sonra asıldım ,kocaman
bir balık yakalanmıştı.Bayağı da zor geliyordu ,sonra
yaklaştıkça atlamaya ,zıplamaya başladı
bir zargana kılıç balığı yakalamıştım.Tabii kılıcı
nedeniyle daha da büyük bir balık gibi geliyor,kayığa
alırken de dikkatli olmak gerekiyor.Doğum günümden bir
gün önce yakaladığım zargana kılıç balığı doğum günümde
prestjimizi de kurtarmış oldu.
Burada değineceğim diğer bir konu basınımızın durumu,
demek ki her haber böyle yapılıyorsa vay halimize.
köpekbalıkları sardı , yüzenler zor kurtuldu "
gibi başlıklarla televizyonlarda da haber oldu.
Bugün Datça yerel gazetesi "yarımada'nın sesi'nde
Muğla üniversitesinden alınan bilgi neticesinde
bu balıkların "zargana Kılıç Balığı "denilen
bir tür olduğu belirtiliyor.Ben videoyu
seyrettiğimde birisi bir muziplik yamış dedim,
ama zargana Kılıç Balığı aklıma gelmedi.Bugünkü
haber üzerine bazı görüntüler gözümün önünde canlandı.
Zargana Kılıç Balığı diğer kılıç balığı gibi fazla ,
büyüyen bir tür değil gördüğüm kadarıyla.3-4 kez oltama
takıldı.Balık avlarken yanımızda diğer balıkları kova-
larken çok gördüm.Bir de bu mevsimlerde sığ sulara
girdikleri çok oluyor,geçmiş yıllarda gençler bir kaç kez
bayağı büyüklerinden yakaladılar,yerel basında da yayın-
landı.Benim bu balıkla ilgili bir anım var aklıma o
geldi hemen:
Balık tuttuğum yıllarda doğum günümde dipfrizden
çıkardığım balıklarla güzel bir ziyafet çekerdim .O yıl
doğum günüme bir kaç gün kalmıştı ve dipfrizde iyi cins
bir balığım yoktu.Doğum günüm 17 ekim , bir gün öncesinde
takımlarımı alıp balık avına çıktım ,yine bir şey yakalayamadım.
Dönerken Akya sırtısı çekeyim dedim ,sırtıya sübye
takıp biraz hareket etmiştim ki yeme bir şey sundu ,
hemen çekmedim biraz saldım,sonra asıldım ,kocaman
bir balık yakalanmıştı.Bayağı da zor geliyordu ,sonra
yaklaştıkça atlamaya ,zıplamaya başladı
bir zargana kılıç balığı yakalamıştım.Tabii kılıcı
nedeniyle daha da büyük bir balık gibi geliyor,kayığa
alırken de dikkatli olmak gerekiyor.Doğum günümden bir
gün önce yakaladığım zargana kılıç balığı doğum günümde
prestjimizi de kurtarmış oldu.
Burada değineceğim diğer bir konu basınımızın durumu,
demek ki her haber böyle yapılıyorsa vay halimize.
3 Mart 2010 Çarşamba
Datça Ünal Kaptan ve orfoz

Veysel Doğan Arkadaşım mail atarak Datça'nın
usta balıkçılarından Ünal Kaptan'ın geçen yıl
yakalamış olduğu Orfoz'un fotoğrafını göndermişler.
kendilerine teşekkür ediyorum.


Sularımızda böyle orfozları görmek artık seyrek
olan bir olay.Çeşitli avlanma yöntemleri,sinağrit
ağları,en kötüsü de dalgıçlar bu balığı bitme
noktasına getirdi.
21 Eylül 2009 Pazartesi
Tekneyle denize açılırken
Bugünkü gazetede okuduğum bir haber üzerine böyle
bir yazı yazma ihtiyacı duydum.Haberde Datça'da
rüzgarın etkisiyle bir teknenin alabora olması ve
bir kişinin yüzerek kıyıya ulaşması sayesinde
tekneye tutunarak açığa sürüklenen kişilerin
hücumbot tarafından kurtarıldığı yazıyordu.
Kendilerine geçmiş olsun diyorum büyük bir tehli-
ke atlatmışlar.yedi mil uzakta bulunduklarına göre
açık denize doğru sürüklendikleri anlaşılıyor,
yine habere göre yüzen kişinin de sert rüzgara
karşı 5 mil yüzmesi de ayrı bir konu.İyi bir yüzücü
imiş hem de dayanıklı bir bünyesi varmış.Denizde
yaşamını yitiren kazazedelerin büyük bir bölümü
suda boüulmaktan çok vücut ısılarının düşmesi sonu-
cu yaşamlarını yitirmekte.Deniz suyu kışa göre ılık
gibi olsa da insanın suda kalma süresi sınırlıdır.
Tabii arkadaşların nasılbir durumla karşılaştıkla-
rını bilmiyoruz ben genelde rüzgarlı havalarda bu
çeşit kazaların olması ve Datça ya da Datça gibi
rüzgara açık yerlerdeki şartlarla ilgili bilgi vermek
istiyorum.Herhangi bir fotoğraf ve bilgi olmasa da
teknenin fiber bir tekne olduğunu sanıyorum,ağaç
teknenin ağırlığı böyle durumlarda avantaj oluyor.
Denizle uğraştığım süre içinde altıya yakın ahşap
tekne kullandım bazı özel durumlar nedeniyle bakımı
zahmetli olsa da fiber teknelere bir türlü ısınamadım.
Datça'da uzun yıllar içinde böyle bir şey yeni olu-
yor,ya da oldu da duyamadım.Nüfus arttıkça yeni
denize meraklı kişiler arttıkça bu çeşit olaylar
olacaktır.Burada meraklı,amatör arkadaşlara uyarıda
bulunmak istiyorum.
1-Ne kadar hoş,güzel bir şey olsa da deniz hafife
alınacak bir uğraş değildir sonunda insanın yaşamına
malolabilir.Hemen yakına gidiyorum falan diyerek
tedbiri elden bırakmayın.Limandan ayrıldığınız anda
denize açılmış oluyorsunuz.Bir teknede bulunması ge-
rekli can kurtarma gereçleri insan sayısına göre
bulunmalı.Teknenin imkanlarına göre bindireceğiniz
insan sayısı çok önemli,burada yüzünüz yumuşak olursa
kalabalık bir sayıda kişiyi teknenize alırsanız iyi
havada bile tehlike hazır bekler.Yabancılarda görü-
yoruz teknelerinden kıyıya gelirken bile can yelek-
leri üzerinde oluyor.Ama bizler bu olayı ciddiye
almıyoruz,hücumbotun uyarmasına da kızarız.Küçük fiber
teknelerde görüyorum;bu malzemeleri koyacak yerleri
yok.Bizim teknelerimiz kamaralı olduğu için yeterli
sayıda bulundururdum,bunların çalınması durumunda
yerlerine yenisini almak bizim için bayağı zor.Sağlam
bir demirleri,yeterli uzunlukta ipleri yok.Mekan
kısıtlı çünkü.Motorun bakımlı,sağlam olması da çok
önemli,çalışan güçlü bir motorla denizde bir çok zor-
luğa göğüs gerebilirsiniz.
2-Tekneyi kullananın ehliyeti,bilgisi çok önemlidir.
Yakınlarımı her zaman uyarmışımdır;tanımadığınız,bil-
gisinden emin olmadığınız kişilerle denize açılmayın
diye.Niye;denizi tanıyorum ve öyle vasıfsız tekne
kullanıcıları gördüm ki!Öyle çürük,bakımsız tekneler
gördüm ki.Tekne karaya çekildiği zaman bir müddet
sonra kendisi ile ilgili bilgileri ele verir.Bir gün
tekneme bakıp dönerken karada teknesini bakıma alan
bir arkadaşın teknesini daha görür görmez çivi kesik-
lerini farkettim,aldım elime keseri yapabildiğim kadar
çivi kesiği olan kısmı onardım.Şimdi o tekneyle
denize açıldığınızda sert bir fırtınaya yakalanırsanız
o zaman ancak bunun ne demek olduğunu anlarsınız.
Teknenin sağlamlığı,özellikleri böyle havalarda kendi-
ni gösterir.Bizim ülkemizde insanlar ancak bir darbe
yediklerinde o işin ciddiyetini anlıyorlar.Ehliyet
konusuna gelince benim prrofesyonel ehliyet almadan
önce aldığım Amatör Kaptan(o zaman ismi öyleydi,kocaman
tekneleri idare edebiliyordunuz)belgesini alırken,
bayağı bir ders aldıktan sonra girdiğimiz sınavda
yüzlerce kişi içinden 3 kişi sınavı geçtik.İki sene
sonunda binlerce kişi sınava bakılmadan bu belgeyi
aldı adı da Amatör denizci belgesi oldu.Profesyonel
ehliyeti de Urla'da kursa giderek aldık,hiç bir kursu
kaçırmadım diyebilirim.Çünkü bu bilgiler gün gelir
lazım olur.
3-Teknede iyi bir çift kürek çok önemli birer elemandır.
Motorun çalışmaması durumunda kötü bir havada belki
açıklardan kürekle gelemezsiniz ama teknenin başını
dalgaya göre ayarlar,belirli bir güzergahta yol almasını
sağlayabilirsiniz.Alabora olmasını da önleyebilirsiniz.
Ben denizciliğe kürekli kayıkla başladığım için küreğin
ne kadar önemli bir malzeme olduğunu anlayabiliyorum.
Tabii küreklerin sağlam ve biçimli olması da kullanılı-
şında önemli bir özellik.Daima teknelerimin bir köşesinde
bir çift kürek bulunurdu.Bunun faydasını da başıma gelen
bir kaç olayda gördüm.Ve özellikle böyle havalarda çok
mecbur kalmadıkça demir atamayacağınız,kürekle dönemeye-
ceğiniz denizlerde fazla kalmayın derim.Demir atmada da;
böyle havalarda demir zemine ininceye kadar uçurtma olabi-
lir,30 derecelik açıda ancak tutar,bunun için de uzun bir
demir ipi gerekebilir.
4-Herşeyden önemlisi ne kadar hevesli olursanız olun kötü
havalarda denize açılmayın derim.Denizcilikle ilgili hava
tahminlerini takip etmek de önemli.Bazen bu tahminler de
bölgelere göre tutmayabilir bulutlara,denize,rüzgara baka-
rak da bir takım tahminler yapabilirsiniz.Mesela ben çok
denedim her şey güzel göründüğü halde balıkların sunmadığı
zamanlarda bir zaman sonra hava bozulmuştur hatta o gece
fırtına çıktığına çok şahit oldum.Deniz çok anormal şart-
ların dışında kendini belli eder,ipuçlarını verir önemli
olan bunları kavrayabilmektir.
Şimdilik aklıma gelenler bunlar,denizciliğe yeni başlayan-
ları korkutmak değil amacım,bu işin ciddiyetini anlatmak.
İyi bir spor aracı,stres atma aracı,hoş vakit geçirme
aracı olan denizin dikkat edilmediği taktirde facilara
nasıl sebep olduğunu hep okuyoruz,duyuyoruz.Bu yüzden
ona tutkun olalım ama küçümsemeyelim derim.
bir yazı yazma ihtiyacı duydum.Haberde Datça'da
rüzgarın etkisiyle bir teknenin alabora olması ve
bir kişinin yüzerek kıyıya ulaşması sayesinde
tekneye tutunarak açığa sürüklenen kişilerin
hücumbot tarafından kurtarıldığı yazıyordu.
Kendilerine geçmiş olsun diyorum büyük bir tehli-
ke atlatmışlar.yedi mil uzakta bulunduklarına göre
açık denize doğru sürüklendikleri anlaşılıyor,
yine habere göre yüzen kişinin de sert rüzgara
karşı 5 mil yüzmesi de ayrı bir konu.İyi bir yüzücü
imiş hem de dayanıklı bir bünyesi varmış.Denizde
yaşamını yitiren kazazedelerin büyük bir bölümü
suda boüulmaktan çok vücut ısılarının düşmesi sonu-
cu yaşamlarını yitirmekte.Deniz suyu kışa göre ılık
gibi olsa da insanın suda kalma süresi sınırlıdır.
Tabii arkadaşların nasılbir durumla karşılaştıkla-
rını bilmiyoruz ben genelde rüzgarlı havalarda bu
çeşit kazaların olması ve Datça ya da Datça gibi
rüzgara açık yerlerdeki şartlarla ilgili bilgi vermek
istiyorum.Herhangi bir fotoğraf ve bilgi olmasa da
teknenin fiber bir tekne olduğunu sanıyorum,ağaç
teknenin ağırlığı böyle durumlarda avantaj oluyor.
Denizle uğraştığım süre içinde altıya yakın ahşap
tekne kullandım bazı özel durumlar nedeniyle bakımı
zahmetli olsa da fiber teknelere bir türlü ısınamadım.
Datça'da uzun yıllar içinde böyle bir şey yeni olu-
yor,ya da oldu da duyamadım.Nüfus arttıkça yeni
denize meraklı kişiler arttıkça bu çeşit olaylar
olacaktır.Burada meraklı,amatör arkadaşlara uyarıda
bulunmak istiyorum.
1-Ne kadar hoş,güzel bir şey olsa da deniz hafife
alınacak bir uğraş değildir sonunda insanın yaşamına
malolabilir.Hemen yakına gidiyorum falan diyerek
tedbiri elden bırakmayın.Limandan ayrıldığınız anda
denize açılmış oluyorsunuz.Bir teknede bulunması ge-
rekli can kurtarma gereçleri insan sayısına göre
bulunmalı.Teknenin imkanlarına göre bindireceğiniz
insan sayısı çok önemli,burada yüzünüz yumuşak olursa
kalabalık bir sayıda kişiyi teknenize alırsanız iyi
havada bile tehlike hazır bekler.Yabancılarda görü-
yoruz teknelerinden kıyıya gelirken bile can yelek-
leri üzerinde oluyor.Ama bizler bu olayı ciddiye
almıyoruz,hücumbotun uyarmasına da kızarız.Küçük fiber
teknelerde görüyorum;bu malzemeleri koyacak yerleri
yok.Bizim teknelerimiz kamaralı olduğu için yeterli
sayıda bulundururdum,bunların çalınması durumunda
yerlerine yenisini almak bizim için bayağı zor.Sağlam
bir demirleri,yeterli uzunlukta ipleri yok.Mekan
kısıtlı çünkü.Motorun bakımlı,sağlam olması da çok
önemli,çalışan güçlü bir motorla denizde bir çok zor-
luğa göğüs gerebilirsiniz.
2-Tekneyi kullananın ehliyeti,bilgisi çok önemlidir.
Yakınlarımı her zaman uyarmışımdır;tanımadığınız,bil-
gisinden emin olmadığınız kişilerle denize açılmayın
diye.Niye;denizi tanıyorum ve öyle vasıfsız tekne
kullanıcıları gördüm ki!Öyle çürük,bakımsız tekneler
gördüm ki.Tekne karaya çekildiği zaman bir müddet
sonra kendisi ile ilgili bilgileri ele verir.Bir gün
tekneme bakıp dönerken karada teknesini bakıma alan
bir arkadaşın teknesini daha görür görmez çivi kesik-
lerini farkettim,aldım elime keseri yapabildiğim kadar
çivi kesiği olan kısmı onardım.Şimdi o tekneyle
denize açıldığınızda sert bir fırtınaya yakalanırsanız
o zaman ancak bunun ne demek olduğunu anlarsınız.
Teknenin sağlamlığı,özellikleri böyle havalarda kendi-
ni gösterir.Bizim ülkemizde insanlar ancak bir darbe
yediklerinde o işin ciddiyetini anlıyorlar.Ehliyet
konusuna gelince benim prrofesyonel ehliyet almadan
önce aldığım Amatör Kaptan(o zaman ismi öyleydi,kocaman
tekneleri idare edebiliyordunuz)belgesini alırken,
bayağı bir ders aldıktan sonra girdiğimiz sınavda
yüzlerce kişi içinden 3 kişi sınavı geçtik.İki sene
sonunda binlerce kişi sınava bakılmadan bu belgeyi
aldı adı da Amatör denizci belgesi oldu.Profesyonel
ehliyeti de Urla'da kursa giderek aldık,hiç bir kursu
kaçırmadım diyebilirim.Çünkü bu bilgiler gün gelir
lazım olur.
3-Teknede iyi bir çift kürek çok önemli birer elemandır.
Motorun çalışmaması durumunda kötü bir havada belki
açıklardan kürekle gelemezsiniz ama teknenin başını
dalgaya göre ayarlar,belirli bir güzergahta yol almasını
sağlayabilirsiniz.Alabora olmasını da önleyebilirsiniz.
Ben denizciliğe kürekli kayıkla başladığım için küreğin
ne kadar önemli bir malzeme olduğunu anlayabiliyorum.
Tabii küreklerin sağlam ve biçimli olması da kullanılı-
şında önemli bir özellik.Daima teknelerimin bir köşesinde
bir çift kürek bulunurdu.Bunun faydasını da başıma gelen
bir kaç olayda gördüm.Ve özellikle böyle havalarda çok
mecbur kalmadıkça demir atamayacağınız,kürekle dönemeye-
ceğiniz denizlerde fazla kalmayın derim.Demir atmada da;
böyle havalarda demir zemine ininceye kadar uçurtma olabi-
lir,30 derecelik açıda ancak tutar,bunun için de uzun bir
demir ipi gerekebilir.
4-Herşeyden önemlisi ne kadar hevesli olursanız olun kötü
havalarda denize açılmayın derim.Denizcilikle ilgili hava
tahminlerini takip etmek de önemli.Bazen bu tahminler de
bölgelere göre tutmayabilir bulutlara,denize,rüzgara baka-
rak da bir takım tahminler yapabilirsiniz.Mesela ben çok
denedim her şey güzel göründüğü halde balıkların sunmadığı
zamanlarda bir zaman sonra hava bozulmuştur hatta o gece
fırtına çıktığına çok şahit oldum.Deniz çok anormal şart-
ların dışında kendini belli eder,ipuçlarını verir önemli
olan bunları kavrayabilmektir.
Şimdilik aklıma gelenler bunlar,denizciliğe yeni başlayan-
ları korkutmak değil amacım,bu işin ciddiyetini anlatmak.
İyi bir spor aracı,stres atma aracı,hoş vakit geçirme
aracı olan denizin dikkat edilmediği taktirde facilara
nasıl sebep olduğunu hep okuyoruz,duyuyoruz.Bu yüzden
ona tutkun olalım ama küçümsemeyelim derim.
15 Eylül 2009 Salı
Sayılı fırtınalar
Başlıkta belitttiğim gibi sayılı fırtınalar
dediğimiz rüzgarlar eski denizciler tarafın-
dan ezbere bilinir ve ona göre davranılırdı.
Bu kuvvetli rüzgarlar her yıl hemen hemen aynı
tarihlerde eserler,belki de binlerce yıl bu
böyledir biz bunlara sayılı fırtınalar diyoruz.
Çok yer kaplayacağı için burada yazamıyorum merak
edenler internetten öğrenebilirler.Eski denizci-
ler(şu an Datça'da bir kaç tanesi yaşıyor)fırtına
zamanı yaklaştıkça biz gençleri uyarırlardı.O
zamanlar meteorolijik çalışmalar bu denli gelişmiş
değildi.Tecrübeli denizcilerden edindiğimiz bilgi-
leri kendi deneylerimizle birleştirerek fırtınalara
karşı hazırlıklı olmaya çalışırdık.Bunları niye
yazıyorum,geçenlerde kıyılarımızın çoğunu etkileyen
fırtınada Datça'da bazı tekneler battı,bazıları
karaya çıktı,bir çoğu da o geceyi korku ve tedirgin-
lik içinde geçirdi.Datça'da tekne sahiplerinin en
büyük sorunu kışın gelen Güneyli rüzgarlara karşı
korunaklı bir limanın olmayışı.Datça'da 20 yıl
teknem oldu,o zaman da böyleydi şimdi de böyle.
Şimdi daha çok zor tekneler çoğaldı,bir kaç dışar-
dan gelen büyük tekneyi de bağlayıp gidiyorlar,
tam bir rezalet.Şimdilerde denizi yine özledim ama
kendime güvenip bir tekne almaya korkuyorum.
Bizim buralarda Eylül ayının ortalarına doğru ilk
Lodos denilen rüzgarlar kendini göstermeğe
başlarlar.Eskiler güneyden gelen her rüzgara
lodos derdi,oysa güneydoğudan esen rüzgar
başka(keşişleme),tam güney'den esen başka
(kıble)Güneybatı'dan esen başkadır(lodos).Hepsine
karşı alınacak önlemler değişik olabilir,iplerin
bağlanışı,bağlanacak yerin seçimi gibi.
Artık dikkatli olmak gerekir,deniz
ihmale gelmez,tekneni güvenli bir yere bağlayacaksın,
demirini sağlam atacaksın,demirin de iyi olacak,ipini
yenileyeceksin gibi bir çok önlemi zamanında almak
gerekir,her gün en az bir kez gelip tekneni kontrol
edeceksin.Yanına bir tekne girmiştir çıkarken senin
demirini yerinden oynatır,haber de vermezler sen
teknen güvende diye rahat davranırsın.Üç kuruşluk
ip almaktan kaçınanların teknelerinin karaya vurarak
battığını çok gördüm.Denizcilikde her türlü olasılığı
hesap etmek gerekir,teknesi batanların çoğu bu olası-
lıklardan en az birini ihmal eden insanlardır.
Şimdi her yıl bu sayılı rüzgarlar gibi birilerinin
teknesi hep batar.En çok da bu ilk lodos fırtınasında.
Lodos derken Datça limanı için en tehlikeli rüzgar
Güneydoğudan gelendir(keşişleme).Limanın mendireğinin
yetersiz oluşu,sonradan yapılan bazı ilavelerde bazı
noktalara dikkat edilmemesi,mesela tam dalgalara karşı
gelen kıyıya beton bir duvar yapılması çok zararlı oldu.
Eskiden buraya gelen dalgalar kıyıya,kayalara çarparak
kırılırdı,oysa şimdi katlanarak büyüyen dalgalar
limanın korunaklı olması gereken mendireğin arkasındaki
kısmı da etkilemekte.
Günümüzde meterolojik imkanları bu denli gelişmişken,
fırtınanın geldiği görülürken bu teknelerin burada
işi ne diye hep şaşırmışımdır.Kışladığın yer ile
ilgili yeterli bilgin yoksa bu nasıl denizciliktir
anlamıyorum.Karayolunda mı seyahat ediyorsun,işte
denizci burada kendini gösteriyor,bir tekne almış
hayallerini gerçekleştiriyor ama bu bir tecrübe,
bilgi isteyen bir konu.Bir çok şeyi yaşayarak öğre-
niyorsun.O akşam öğretmen evinin önünde demirli
teknelere bakarak arkadaşlar bunların çoğu yarın
karaya çıkar dedim,bir anlam da veremedim fırtına-
nın geldiği görülürken bunların hala burada olmasına
Uyaran da yok,Datça limanının yetersizliği ile
ilgili bu teknelerin uyarılması lazım,turları
fiberglas yelkenli yatları kiralatan şirketleri de
anlamıyorum.
Eskiler ilk fırtına ile sonuncusundan kork demişler.
Bence bu fırtınanın kuvvetinden çok insanların hazır-
lıksız olması ile ilgili bir şey.Sonuncusu da iyi
havalara geldiği için bazıları artık güneyden gelen
fırtınaların bittiğini sanıyor.Bizim buralarda
Kuzeyden gelen rüzgarlar Datça'nın Akdenize bakan
tarafında tehlike oluşturmazlar,daha çok Kuzeybatı
(karayel)yönünden eserler,ama yarımadanın Ege'ye
bakan tarafında durum tersidir.Buradaki limanlar
Datça merkezindeki limanlara göre çok korunaklı ve
büyüktür.Bir tanesi balıkçılar içindir.(Körmen limanı)
Datça'yı iyi tanıyan denizciler tehlikenin nasıl
ve nereden geleceğini öğrenmişlerdir.Limanda kışlayan
büyük tekneler en az üç demir ipi kullanırlar,bir
tanesi karaya veya son yıllarda atılan beton
bloklara bağlanır.Geçen yılki bir fırtınada(9 şiddeti
ve üzeri)bu tonlarca ağırlıktaki betonlar sürüklenmişti.
Evet artık güneyli yönlerden gelen fırtınalar başladı,
ve geceyi geçireceğimiz limanları özellikle fırtnaya
yakın günlerde iyi tanımamız lazım.Bu arada bu fırtınalı
havalarda hiç bir tekne sahibi rahat uyuyamaz,benim
şu an böyle bir derdim yok ama o anların da tadı bir
başkaydı.Bütün tekne sahibi arkadaşlara ve fırtınalı
havalarda bile ekmeğini çıkarmak için denizlerde gezen
balıkçılara kazasız belasız bir sezon diliyorum.
30 Haziran 2009 Salı
Son Balık Bittiğinde
Bugün yerel gazetenin birinde balıkçı bir
arkadaşla yapılan röportaj vardı.Datçalı
balıkçı arkadaş Bodrumlu balıkçılardan yakını-
yor ve önlem alınmazsa yakalayacak balık bulama-
yacağız diyor.Ben balıkçılığı bırakalı 2 yılı
geçti,Datça yabancı balıkçılarca talan edilen
bir yer,ve bunun böyle olacağı yıllar önceden
belliydi.Ağ atmanın her mevsim serbest olduğu
bir ülkede balık neslinin tükenmesi kadar kolay
bir şey olmaz.Balıkçı arkadaş özellikle Sinağrit
balığını göremiyeceğiz diyor bu gidişle.Her yıl
mayıs ayıyla birlikte bu balıklar yumurtlamak
amacıyla kıyılara gelirler,ve işte en çok yaka-
landıkları zaman da bu aylar olur.Son yıllarda
moda olan Sinağrit ağları tam bir kıyım yapmakta,
Datça'da yakalanan balıklar komşu turistik belde-
lerde lokantaların vitrinlerini süslemekte.Bu
kıyımdan en çok etkilenen Sinağrit balıkları olu-
yor çünkü bu balıklar toplu gezerler,büyüğü
küçüğü birlikte ağlara topluca yakalanmakta.Peki
bu şartlar altında bu canlılar neslini nasıl devam
ettirsin,bu ağ işini sadece Bodrum'lular yapmıyor,
bu şekilde Datça sularında balıkların yaşadığı
kayaları ağlarla çevirerek onların yok olmasına
neden olan bir çok tekne var.Datça'ya ilk geldiğim
yıllarda Kadedi dediğimiz oltayla avlanırken bolca
Mercan gelirdi oltamıza,hannos takıldımı üzülürdük.
Trollerin avlanma alanı 3 milden 1,5 mile indi
mercan yok oldu.Hannos(hani) yakalamaya gittiğimde
oltamdaki 4 iğneye de balık atlar,misina gıcırdaya-
rak gelirdi,3 tane sunduğu zaman yer değiştirirdim.
Sonra Hannos da yok oldu,tek tek de olsa sunduğunda
seviniyorduk.Şimdi bozulan doğal dengelerde bir de
balon balığı çıktı.Pareketeciler yine de bir şeyler
yakalıyordu, Bu sinağrit ağıyla avlanan balıkçılar
çıktı.Yazıktır,günahtır,acımasızlığın bu kadarına
pes diyorum.
arkadaşla yapılan röportaj vardı.Datçalı
balıkçı arkadaş Bodrumlu balıkçılardan yakını-
yor ve önlem alınmazsa yakalayacak balık bulama-
yacağız diyor.Ben balıkçılığı bırakalı 2 yılı
geçti,Datça yabancı balıkçılarca talan edilen
bir yer,ve bunun böyle olacağı yıllar önceden
belliydi.Ağ atmanın her mevsim serbest olduğu
bir ülkede balık neslinin tükenmesi kadar kolay
bir şey olmaz.Balıkçı arkadaş özellikle Sinağrit
balığını göremiyeceğiz diyor bu gidişle.Her yıl
mayıs ayıyla birlikte bu balıklar yumurtlamak
amacıyla kıyılara gelirler,ve işte en çok yaka-
landıkları zaman da bu aylar olur.Son yıllarda
moda olan Sinağrit ağları tam bir kıyım yapmakta,
Datça'da yakalanan balıklar komşu turistik belde-
lerde lokantaların vitrinlerini süslemekte.Bu
kıyımdan en çok etkilenen Sinağrit balıkları olu-
yor çünkü bu balıklar toplu gezerler,büyüğü
küçüğü birlikte ağlara topluca yakalanmakta.Peki
bu şartlar altında bu canlılar neslini nasıl devam
ettirsin,bu ağ işini sadece Bodrum'lular yapmıyor,
bu şekilde Datça sularında balıkların yaşadığı
kayaları ağlarla çevirerek onların yok olmasına
neden olan bir çok tekne var.Datça'ya ilk geldiğim
yıllarda Kadedi dediğimiz oltayla avlanırken bolca
Mercan gelirdi oltamıza,hannos takıldımı üzülürdük.
Trollerin avlanma alanı 3 milden 1,5 mile indi
mercan yok oldu.Hannos(hani) yakalamaya gittiğimde
oltamdaki 4 iğneye de balık atlar,misina gıcırdaya-
rak gelirdi,3 tane sunduğu zaman yer değiştirirdim.
Sonra Hannos da yok oldu,tek tek de olsa sunduğunda
seviniyorduk.Şimdi bozulan doğal dengelerde bir de
balon balığı çıktı.Pareketeciler yine de bir şeyler
yakalıyordu, Bu sinağrit ağıyla avlanan balıkçılar
çıktı.Yazıktır,günahtır,acımasızlığın bu kadarına
pes diyorum.
22 Nisan 2009 Çarşamba
Sübye
Kafadan bacaklılar familyasından olan sübye'yi
balık avcılığında kullanıyoruz.Tabii etini yiyen-
lerde var,hatta turistik yerlerde kalamar diye
satanlarda.Tehlike anında kesesindeki siyah mayii
salar ,dikkatli olmazsanız üstünüz berbat olabilir.
Sübyenin canlı yem olarak nasıl kullanıldığı ile
ilgili bilgileri uzatma ile avcılıkta anlatmıştım.
Bu mevsimlerde onlar da kıyılara gelir ve fanyalı
ağlara yakalanırlar.Canlı kalması için bizim kayık-
larda livar olmadığı için çolgulara koyardık.Çolguda
küçük balıklar saldırmadığı müddetçe 4-5 gün yaşar.
Kayıktan denize sarkıtırız öyle durur,giderken kesti-
ğimiz büyük bidonlara koyuyoruz,sık sık su ilave
etmek gerekiyor.Kayıktan sarkıttığımızda ağdan
yapılmış çolgu kullanırsak bir çok canlı sübyeye
zarar verebilir,pencere teli,veya pirinç çuvalı gibi
küçük gözlü malzemeler kullanırsak zarar görmezler.
Ölü olarak yine uzatmalarda,bırakmalarda,sırtı çeker-
ken kullanılır,ak yem olarak da olta avcılığında ve
pareketeler de kullanılır.Bulunduğu ortama göre
rengini ve üzerindeki dokuyu değiştirebilme özelli-
ği vardır,bu yüzden balıkların görmediği çok olur
ve uzatmayı tam çekerken balıkların çokça sunması
bundandır.
Böcek
Taşlık yerlerde yaşayan kabuklu deniz hayvan-
larından.Özellikle bu mevsimlerde yakın taşla-
ra geliyorlar.Şekil itibariyle istakozu andırır.
Avlanma şekli istakozda olduğu gibidir.Sepet
veya ağla tutulur.Benim ağ attığım yıllarda
ağlarıma bir çok kez takıldı,hepsinde dikkatlice
çıkarıp denize bıraktım.O yıllar avlanması
yasaktı,kendim de hiç yemedim.Aslında iyi fiatı
vardı ama nesli tükenmekte.Zamanında bayağı
kıyım yapıldı,ağlar kayalık mıntıkalarda denizde
bırakıldı.Şimdi acısı çekiliyor.Sistemli olarak
hala avcılığı yapılıyor,lokantaların önünde leğen-
lerde satılıyor.Şu sıralar yakalanan deniz canlı-
larının çoğu üreme aşamasında ve kıyılara yaklaş-
maları da çoğunlukla bundan.
7 Nisan 2009 Salı
Lopalar(Kupes)
Bizim buralarda Kupeslere Lopa deniyor.Bugün balık
satan bir arkadaşımın ğnünden geçerken yeni balık
getirildiğini gördüm neler gelmiş diye bakınca şaşırdım.
Şimdiye dek Lopaların böyle büyüğünü görmemiştim.
Her biri yarım kiloydu.Nasıl ve nerde yakalandığını
soramadım.Irıpların yasaklanması ile mi ilgili ,başka
bir nedeni mi var bilmiyorum.
Daha önceki yıllarda lopa avcılığı bayağı
zevkli geçerdi,daha sonra olta ile lopa avlıyanlar
yok oldu.Lopa avında teke dediğimiz çalı karidesi
kullanılıyor.3-4 iğneli köstekli olta takımı.Misina
ince tutuluyor,iğneler de oldukça küçük, tabii hafif
bir kurşun yeterli.Lopaların sık bulunduğu mevkiye
gidip demir atıyorsunuz ondan sonrası lopaların bulun-
duğu derinliği bulmak.Ben kayıktan file içine konmuş
ekmekleri sarkıtırdım,lopalar artık ordan ayrılmaz.
Sunma zamanları ikindi vakti başlıyor.Yeme sunduklarını
hissettiğiniz anda oltayı çekmek gerekiyor,refleks önemli
.Oğlumla lopa avına gittiğimizde o benden fazla yakalardı.
Lopa belki maddi olarak fazla değeri yoktu ama o günleri
özlüyorum.4-5 kayık yanyana demirler ,şakalaşarak balık
tutardık.Kayıkların fazla olması lopanın orada oyalanması
açısından olumludur.Sonra tekeler yok oldu,o gruplar
dağıldı bizler de lopa avını küçümser olduk.Lopa yakalan-
dığında gelişide heyacanlı olur.
6 Mart 2009 Cuma
Veysel Tuna
Ben 1985 yılında Datça'ya geldiğimden bu yana
Veysel Dayının tekneleri hep olmuştur,haftanın
belirli günlerinde balığa çıkardı.Şu an 80 li
yaşlarda hala denizi bırakmış değil.Denizcilik
her zaman için hareket etme ortamı bulduğunuz,
sporun en güzelini yapabildiğiniz bir uğraşı.
Yaşlandıkça romatizma gibi bazı sorunlar çıkarsa
da artıları da oldukça fazla.Deniz stresten uzaklaşmak,
doğayla başbaşa kalmak,iç dünyanı keşfetmek açısın-
dan bulunmaz bir yer.Bir kere popon deniz suyuyla
ıslanmasın denizi bırakamazsın derler.Hergün limana
gidip teknelere bakıyorum,arkadaşları dinliyorum.
Denizin kokusunu içime çekiyorum.
Limana indiğimde Veysel Dayı(ben ona hep öyle ses-
lenirim)denize çıkmak üzereydi.Videosunu çektim,
onunki bir hobi gidip gelirken sırtı çeker,bırakma
bırakır ve kadediyle Hannos,malaç yakalar.Tekne
çalışınca 9 luk pancarın sesini dinlemek de benim
için bir hoş oldu.Videoyu seyretmek için resme tıklayın.
Veysel Dayının tekneleri hep olmuştur,haftanın
belirli günlerinde balığa çıkardı.Şu an 80 li
yaşlarda hala denizi bırakmış değil.Denizcilik
her zaman için hareket etme ortamı bulduğunuz,
sporun en güzelini yapabildiğiniz bir uğraşı.
Yaşlandıkça romatizma gibi bazı sorunlar çıkarsa
da artıları da oldukça fazla.Deniz stresten uzaklaşmak,
doğayla başbaşa kalmak,iç dünyanı keşfetmek açısın-
dan bulunmaz bir yer.Bir kere popon deniz suyuyla
ıslanmasın denizi bırakamazsın derler.Hergün limana
gidip teknelere bakıyorum,arkadaşları dinliyorum.
Denizin kokusunu içime çekiyorum.
Limana indiğimde Veysel Dayı(ben ona hep öyle ses-
lenirim)denize çıkmak üzereydi.Videosunu çektim,
onunki bir hobi gidip gelirken sırtı çeker,bırakma
bırakır ve kadediyle Hannos,malaç yakalar.Tekne
çalışınca 9 luk pancarın sesini dinlemek de benim
için bir hoş oldu.Videoyu seyretmek için resme tıklayın.
25 Şubat 2009 Çarşamba
Kalın Parekete-(taş pareketesi)
Kalın parekete ile sinağrit,orfoz,lahos
gibi balıklar yakalanır.Bizim buralarda
bunun da bir kaç çeşidi var.Çoğunlukla
takım 80-90 lik misina köstekler 70 lik ,
iğneler 7-8-9 numaraya kadar gidiyor.
Kalın pareketede iğne aralıkları 4-5
kulaçtan başlıyor.
Her boy balığı yakalıyorlar,bazısı 90 lık
misina köstekler 80 lik yapıyor.Bir arka-
daşımızın takımı 120 lik misina köstekleri
90 lık misina olarak kullandığını biliyorum.
Bu takımda iğneler 6 numaradan başlıyor.
Tabii böyle bir takımla yakaladığınız
balık da ona göre oluyor.Ve devamlı taşla-
rın olduğu yerlere atılıyor.Yem olarak
bizim buralarda sardalya veya tirsi kulla-
nılır tabii bu balıklar burada pek yakalanma-
dığından dışardan geliyor ve taze yem bir
sorun oluyor.Irıp tekneleri varken izmariti
de yem olarak kullandık.
Biraz daha ince olan taş pareketesinde
sübye,kalamar gibi yemler de kullanılıyor.
Bizim buralarda bu tip pareketelerin
kullanıldığı derinlikler 60-70 m den başlar,
150 m ye kadar atan arkadaşlar var.Pareke-
te atılırken daha önce de bahsettiğim gibi
belirli aralıklarla ağırlıklar bağlanır,bunun
amacı pareketenin akıntılardan etkilenmemesi,
istediğiniz yere atılması içindir.Özellikle
derin sularda bir de akıntı varsa bu ağırlıklar
daha bir önem kazanır.Burada şamandıraların
bağlandığı taşlar da ona göre ağırlaştırılır.
Atarken de Paraketenin inmesini isdiğimiz
yere gelmeden atmak gerekir,akıntı,rüzgar
gibi faktörlerle kerteriz aldığımız yeri
geçebiliriz.
Bir gün ince burun dediğimiz yere parekete
atmıştım(o zamanlar yöreyi tanımıyordum)biraz
sonra kontrole gittiğimde şamandıralar ortada
yoktu ve ogün takım da gitti.Aklıma orkinos,
akya gibi bir balık takıldı da alıp gitti mi
gibisinden sorular geldi ama daha sonra bu
sularda devamlı parekete atan Sedat arkadaşımla
konuşunca akıntı olduğu belli oldu,ondan sonra
o yörelerde çok balık yakaladım ve akıntının da
nasıl bir şey olduğunu anladım.
18 Şubat 2009 Çarşamba
Amatör balıkçılar
Şu sıra Datça sahilleri ellerinde kamışlar
kendilerine oltalarını atacak bir yer arayan
balıkçılarla dolu.İçlerinde bayan balıkçılar
da var.Güzel bir görüntü oluşturuyor,balık
yakalayanlar da bayağı var,yoksa bu kadar
balıkçı bu yıllara kadar görmemiştim.Bu aylar
kefallerin yumurta bırakma ayları ve gruplar
halinde uygun yerlere akın ediyorlar.Kullan-
dıkları yöntem sarmalı olta.Bazıları videoda
gösterdiğim gibi ikili veya tek iğneli bir
olta da kullanıyor.Tek iğneye haşlanmış makar-
na takanlar bile var.
15 Şubat 2009 Pazar
Video çekimleri-Sırtı çeken balıkçılar
Bundan sonraki günlerde balıkçılıkla ilgili
bir çok videomu bu sayfalarda yayınlayacağım.
Akşam kıyıda gezerken limandan çıkan balıkçı
teknelerini gördüm,sırtılarını çıkarıp çekmeğe
başladılar ,bir yandan çekim yaparken bir yan-
dan da eski anılar canlandı.Bu saatlerde ben
de teknemle çıkar ,sırtımı çekerdim.O zamanlar
kameram yoktu ve gökyüzündeki bulutların güzel-
liği,manzara hep beni büyülemiştir.Kalamar mev-
siminde akşam güneş batarken gökyüzü bir başka
olur.Bugün de öyle bir gündü bolca video çektim.
Balıkçılarla ilgili olanları sayfama koyuyorum.
Resme tıklayarak izleyebilirsiniz.Sırtı çekenler
dedim sırtı çeken teknelerden birisi turna balığı
sırtısı da çekebilir,bu saatlerde Turna da sunar.
bir çok videomu bu sayfalarda yayınlayacağım.
Akşam kıyıda gezerken limandan çıkan balıkçı
teknelerini gördüm,sırtılarını çıkarıp çekmeğe
başladılar ,bir yandan çekim yaparken bir yan-
dan da eski anılar canlandı.Bu saatlerde ben
de teknemle çıkar ,sırtımı çekerdim.O zamanlar
kameram yoktu ve gökyüzündeki bulutların güzel-
liği,manzara hep beni büyülemiştir.Kalamar mev-
siminde akşam güneş batarken gökyüzü bir başka
olur.Bugün de öyle bir gündü bolca video çektim.
Balıkçılarla ilgili olanları sayfama koyuyorum.
Resme tıklayarak izleyebilirsiniz.Sırtı çekenler
dedim sırtı çeken teknelerden birisi turna balığı
sırtısı da çekebilir,bu saatlerde Turna da sunar.
Parakete-İnce Parakete

Balıkçılıkla uğraşan birçok kişi pareketenin
ne olduğunu bilir.Mutlaka bir kaç kez denemiş-
tir,veya arkadaşları kullanırken görmüştür.Ba-
zıları da daha önce sütunlarımda tanıttığım
Sedat hoca gibi sadece parekete ile avlanır.
Parekete uzun bir misinaya birkaç kulaç ara
ile bağlanan köstekli oltalardan meydana gelen
bir balık avlama yöntemidir.Bir çok balığın
kendine has parekete takımı vardır,ben burada
size bizim buralarda kullanılan İnce Parekete
ve Kalın Parakete(taşpareketesi diye de geçer)
hakkında bilgi vereceğim.Şu sıralar Kılıç pare-
ketesi de kullanılıyor daha sonra onu da tanıt-
maya çalışacağım.Bu konular kitaplarda çokça
yazılır ama en önemlisi yöreyi iyi tanımak,
deneylerinden yararlanmak daha sonra da
bizim yazdığımız teorik bilgilerin ışığında
yeni bakış açıları kazanmaktır.
İNCE PAREKETE:Bu parakete de 0.70- 0.80
misina ve 14 nolu iğneler kullanılıyor.
İğne aralıkları 3-4 kulaç yapılıyor.Datça'
da en fazla 400 iğneli kullananlar var bazı
yerlerde 1000 iğneli falan yapıldığını duy-
muştum.Ben 150-200 iğneyi geçmeyen takımlar
yaptım çoğunlukla taşlık yerlere atıyordum.
İyi yemlenip zamanında atıldığında boş gelme-
nin mümkün olmadığı bir avlanma şekli.Dip
oltasıyla yakalayamadığınız bir
çok balığı yakalama şansınız olur.
Bu oltayla buralarda mercan,hannos(hani),
salagöz,karagöz,melanur,fangri gibi balıklar
yakalanır.İnce pareketeyi bazıları kıyıya yakın
taşlıkların kenarlarına atarlar,bazıları da daha
derin sularda kullanırlar.Benim attığım sular 60
m ile 80 m arasında değişiyordu.Bu sularda fangri
ve salagöz yakaladım.Mercan kırmalık yerlerde zaman
zaman ereştelik dediğimiz yerlerde oluyor.Mevsimi-
ne göre balıkların bulundukları muhitleri bilen
balıkçılar zamanı gelince o yerlerden güzel balık
alırlar.Balık avında yenilikçi olmak,denemek şansını
artırır.Bazılarını görüyorum 40 yıldır aynı yerde
aynı yöntemle avlanmakta.Bazıları da daha yeni
başlamış ama ondan iyi balık yakalar duruma gelmiş.
İnce parekete de 14 nolu iğne denizin dibini süpürü-
yor her boy balık yakalanabiliyor,ben daha büyük
iğneler kullandım yine yakalayacağım balıkları
yakaladım.Yalnız misina inceliğine dikkat ettim,
kösteklerde 35-40 arası misina kullandım.Bu işin
profesyonellerine baktığımda da 35- 40 lık misina
kullandıklarını görüyorum.İnce pareketede önemli
olan unsurlar1-Takım,uygun misina ve iğne olmalı
2-oltanın atılacağı yer-daha çok taşlık,kırmalık
mahaller zaman zaman ereştelik yerler
3-yemleme-Çoğunlukla akyem,maun,deniz hıyarı.Genelde
bizim buralarda kalamar yem olarak kullanılıyor.
Yemi ince makarna keser gibi kesip 3-4 kez iğneyi
yemden geçirin iğnenin ucu hafifçe dışarıda kalsın.
3-Zaman-ince pareketede sonuca etki eden en büyük
faktörlerden.Genellikle sabaha karşı saat 4 gibi
atılır güneş doğmaya başlar başlamaz toplanır.
Balıklar daha güneş doğmadanki o saatlerde sunu-
yorlar,toplamaya gelince geç toplarsanız çıyanlar
temlere üşüşüyor ona balık sunmaz ayrıca yakalanan
balıkları berbat ediyor.Ben ince pareketeyi biraz
derin sulara attığım için gündüz attım çoğu kez.
Ama erken saatlerde attığım zaman sonuç çok daha
değişik oluyordu.Salagöz ve sinağrit sürülerine
denk geldiğinizde pareketeyi çekmenin zevki bambaş-
ka.Benim salagözler kiloluktu ve kafa vurarak
gelişleri,uzaktan parıldamaları bu avcılığın zevki.
Söylenecek o kadar şey var ama sayfalar sınırlı.
20 Ocak 2009 Salı
Balık avında başarılı olmanın püf noktaları
1-Önce balığın avlanma saatlerini kaçırmamak lazım.
Balıklar günün belirli saatlerinde çıkıp avlanırlar veya
beslenirler.Sabahın erken saatleri bu açıdan en uygun
zamanlardır,bu erken saatler bile kendi içinde farkeder.
İnce parekete atanlar ya gecenin bir zamanı oltaları de-
nize bırakırlar ya da sabaha karşı daha güneş doğmadan
bırakırlar güneş çıkar çıkmaz toplarlar.Aydınlığa kalırsa
bizim buralarda sülük dediğimiz canlılar toplanır yakala-
nan balığı delik deşik ederler.Bu avlanma saati benim
kendi deneylerime göre mevsime göre de değişiklik gös-
terebiliyor.Mayıs ve haziran aylarında saat1,5-2 dedi mi
balıkların hareketlendiğini ve o saatlerde lahos,orfoz gibi
balıkları çok yakaladığım olmuştur.Yinebu avlanma saat-
leri derinliğe göre de değişiyor.Lamburta sabah 8 gibi çok
saldırgan olur bir de öğleye doğru yeme istekli atlıyor.
Kapalı havalarda balık çoğu zaman istekli oluyor.Akya
sırtısı çekenler daha çok öğleden sonra verim alırlar.
Kıyı balıkçılığında erken saatler ve bir de güneş batmaya
yakın daha iyi netice alınır.Levrek ve kefal gibi balıklar
bu saatlerde yemlenmeye çıkarlar.Balıkların sunmasında
denizin sakinliğinin de rolü vardır.Çok sakin,çarşaf gibi
havalarda balık sunmaz,biraz deniz dalgalanınca yeme
sunmaya başlarlar.Ama ne olursa olsun avda erken kal-
kan kazanır.2-Avlanma alanının doğru tespit edilmesi de
sonuç için önemlidir.Balıkların yem bulabildikleri,saklana-
bildikleri,oksijenin bol olduğu yerler.Mercan,salagöz,
karagöz gibi balıklar kırmalık kayalık alanlarda bulunur.
Buralardaki yengeç yavruları,kabukluları yiyerek besle-
nirler.Buralar tecrübeyle veya radarlarla tesbit edilebilir.
Bizim burada"kadedi"dediğimiz ucunda kurşun olan kös-
tekli dip oltası ile avlanma bölgesi hakkında bayağı bilgi
toplayabiliriz.Bu nasıl olur;çıkan balıklardan,her cins ba-
lığın yaşadığı ortam bellidir.Renklerinden,bazı balıklar
(hani gibi) yaşa-dıkları ortamın rengini alırlar.Bazen olta
kayalara takılır hemen kerterizi almak lazım ve onu bir
yere not edin.Burunlar balıkların çokça bulundukları yer-
lerdir,buradaki dip akıntıları yemleri buralara getirir özel-
likle sırtı çekerken her burun bir av verebilir,dikkatli olmak
gerekir.Aniden yükselen dağların dipleri de aniden derinle-
şen yerlerdir ve buralarda da balıklar çok olur.Burunların
uzantılarında,çevrelerinde kayalık yerler vardır.3-Her ba-
lığa uygun doğru oltanın kullanılması balık avındaki verimi
artırır.Balıkçılıkta daima ince olta,küçük iğne ile daha iyi
sonuç alınır ama bunu balığın cinsine göre tesbitetmek
gerekir,küçük balıklarla büyük balıklar için gereken incelik
doğru tesbit edilmezse balığı kaçırırız.Özellikle mercan
salagöz gibi balıklarda ince misina çok önemli.Yine kefal,
levrek gibi balıklarda da avın sonucunu çok etkiler.
Bunlar misinayı ve iğneyi çabuk farkeden balıklardır.
4-Her balığın yaşadığı ortamlara uygun olarak sevdikleri
yemler vardır bu yemleri bulabilirsek balık avından iyi
bir netice ile döneriz.Kalamar,sübye,karides,ak yemler,
hertürlü balığın yiyebileceği yemlerdir.Sübye günlük
olmalıdır.Dipfrizden çıkmış kalamara her zaman balıklar
sunarlar.Bazen karidesin hafif kokmuşu iyi netice verir.
Bunların çoğu deneyerek bulunabilir.5-Hangi balık hangi
mevsimde,saatte nerede nasıl av vermişbunları unutma-
mak lazım,bir deftere bunlar not edilmeli.Sayılı fırtınalar
gibi bunlar yaşamda tekrarlanırlar.Sadece bir kaçgün,
veya hava durumu ile ilgili farklılıklar olabilir.
Balıklar günün belirli saatlerinde çıkıp avlanırlar veya
beslenirler.Sabahın erken saatleri bu açıdan en uygun
zamanlardır,bu erken saatler bile kendi içinde farkeder.
İnce parekete atanlar ya gecenin bir zamanı oltaları de-
nize bırakırlar ya da sabaha karşı daha güneş doğmadan
bırakırlar güneş çıkar çıkmaz toplarlar.Aydınlığa kalırsa
bizim buralarda sülük dediğimiz canlılar toplanır yakala-
nan balığı delik deşik ederler.Bu avlanma saati benim
kendi deneylerime göre mevsime göre de değişiklik gös-
terebiliyor.Mayıs ve haziran aylarında saat1,5-2 dedi mi
balıkların hareketlendiğini ve o saatlerde lahos,orfoz gibi
balıkları çok yakaladığım olmuştur.Yinebu avlanma saat-
leri derinliğe göre de değişiyor.Lamburta sabah 8 gibi çok
saldırgan olur bir de öğleye doğru yeme istekli atlıyor.
Kapalı havalarda balık çoğu zaman istekli oluyor.Akya
sırtısı çekenler daha çok öğleden sonra verim alırlar.
Kıyı balıkçılığında erken saatler ve bir de güneş batmaya
yakın daha iyi netice alınır.Levrek ve kefal gibi balıklar
bu saatlerde yemlenmeye çıkarlar.Balıkların sunmasında
denizin sakinliğinin de rolü vardır.Çok sakin,çarşaf gibi
havalarda balık sunmaz,biraz deniz dalgalanınca yeme
sunmaya başlarlar.Ama ne olursa olsun avda erken kal-
kan kazanır.2-Avlanma alanının doğru tespit edilmesi de
sonuç için önemlidir.Balıkların yem bulabildikleri,saklana-
bildikleri,oksijenin bol olduğu yerler.Mercan,salagöz,
karagöz gibi balıklar kırmalık kayalık alanlarda bulunur.
Buralardaki yengeç yavruları,kabukluları yiyerek besle-
nirler.Buralar tecrübeyle veya radarlarla tesbit edilebilir.
Bizim burada"kadedi"dediğimiz ucunda kurşun olan kös-
tekli dip oltası ile avlanma bölgesi hakkında bayağı bilgi
toplayabiliriz.Bu nasıl olur;çıkan balıklardan,her cins ba-
lığın yaşadığı ortam bellidir.Renklerinden,bazı balıklar
(hani gibi) yaşa-dıkları ortamın rengini alırlar.Bazen olta
kayalara takılır hemen kerterizi almak lazım ve onu bir
yere not edin.Burunlar balıkların çokça bulundukları yer-
lerdir,buradaki dip akıntıları yemleri buralara getirir özel-
likle sırtı çekerken her burun bir av verebilir,dikkatli olmak
gerekir.Aniden yükselen dağların dipleri de aniden derinle-
şen yerlerdir ve buralarda da balıklar çok olur.Burunların
uzantılarında,çevrelerinde kayalık yerler vardır.3-Her ba-
lığa uygun doğru oltanın kullanılması balık avındaki verimi
artırır.Balıkçılıkta daima ince olta,küçük iğne ile daha iyi
sonuç alınır ama bunu balığın cinsine göre tesbitetmek
gerekir,küçük balıklarla büyük balıklar için gereken incelik
doğru tesbit edilmezse balığı kaçırırız.Özellikle mercan
salagöz gibi balıklarda ince misina çok önemli.Yine kefal,
levrek gibi balıklarda da avın sonucunu çok etkiler.
Bunlar misinayı ve iğneyi çabuk farkeden balıklardır.
4-Her balığın yaşadığı ortamlara uygun olarak sevdikleri
yemler vardır bu yemleri bulabilirsek balık avından iyi
bir netice ile döneriz.Kalamar,sübye,karides,ak yemler,
hertürlü balığın yiyebileceği yemlerdir.Sübye günlük
olmalıdır.Dipfrizden çıkmış kalamara her zaman balıklar
sunarlar.Bazen karidesin hafif kokmuşu iyi netice verir.
Bunların çoğu deneyerek bulunabilir.5-Hangi balık hangi
mevsimde,saatte nerede nasıl av vermişbunları unutma-
mak lazım,bir deftere bunlar not edilmeli.Sayılı fırtınalar
gibi bunlar yaşamda tekrarlanırlar.Sadece bir kaçgün,
veya hava durumu ile ilgili farklılıklar olabilir.
Bindiği Dalı Kesmek
Datça'da balıkçılar Denize küsmüşler.Balıktan boş
gelmelerinin yanında mazot fiatlarının fazlalığı da
onları zorluyor.Bindiği dalı kesmek olayı gibi ülke
mizde bir çokalanda benzer şeyler yaşanıyor.Balık-
çılar kilometrelerce ağ atıyorlar 2-3 kg balıkla geli-
yorlar.Olta balıkçıları onlar da aynı.Gelecek yıl balık
daha da azalacak,bunu görmekiçin kahin olmaya gerek
yok. Önce açıklardan başlayalım trollerin 3 milden 1,5
mile indirilmesinin etkilerini gözlerimle ve yaşayarak
gördüm.Demir bir kapak balıkların yaşadığı ortamı
mafediyor.Gözleri küçük her boy balığı yakalıyorlar..
2-Diğer balıkçılar her mevsim ağ atabiliyorlar
(barbun ve voli ağları),onların yasaklanması yok.
Balığın üremesine ve yaşamasına imkan yok bütün
sahiller ağlarla donanıyor.Bundan da geçtik balıkçı-
ların birçoğunda artık misina ağı kullanıyor. Gözleri
küçük,misina ağa balık gündüz bile yakalanabilir.
Tutulması yasak balıklar yakalanıp alenen satılıyor.
Kayalar sinağrit ağı denen ağlarla çevriliyor.Kayalara
takılan ağlar balıkların yaşama alanını yokediyor. Bütün
bunlar daha çok kazanç için, gelecek nesillere bir şey
kalmıyor.Gırgır ağlarına yasak geldiğinde , iş işten geçmiş
oluyor,çünkü buraları sıcak denizler olduğu için yumurtalı
balıklar dayakalanmış oluyor.Maalesef bir çok alanda ol-
duğu gibi denizlerde de sadece bugünü düşünenler çok.
gelmelerinin yanında mazot fiatlarının fazlalığı da
onları zorluyor.Bindiği dalı kesmek olayı gibi ülke
mizde bir çokalanda benzer şeyler yaşanıyor.Balık-
çılar kilometrelerce ağ atıyorlar 2-3 kg balıkla geli-
yorlar.Olta balıkçıları onlar da aynı.Gelecek yıl balık
daha da azalacak,bunu görmekiçin kahin olmaya gerek
yok. Önce açıklardan başlayalım trollerin 3 milden 1,5
mile indirilmesinin etkilerini gözlerimle ve yaşayarak
gördüm.Demir bir kapak balıkların yaşadığı ortamı
mafediyor.Gözleri küçük her boy balığı yakalıyorlar..
2-Diğer balıkçılar her mevsim ağ atabiliyorlar
(barbun ve voli ağları),onların yasaklanması yok.
Balığın üremesine ve yaşamasına imkan yok bütün
sahiller ağlarla donanıyor.Bundan da geçtik balıkçı-
ların birçoğunda artık misina ağı kullanıyor. Gözleri
küçük,misina ağa balık gündüz bile yakalanabilir.
Tutulması yasak balıklar yakalanıp alenen satılıyor.
Kayalar sinağrit ağı denen ağlarla çevriliyor.Kayalara
takılan ağlar balıkların yaşama alanını yokediyor. Bütün
bunlar daha çok kazanç için, gelecek nesillere bir şey
kalmıyor.Gırgır ağlarına yasak geldiğinde , iş işten geçmiş
oluyor,çünkü buraları sıcak denizler olduğu için yumurtalı
balıklar dayakalanmış oluyor.Maalesef bir çok alanda ol-
duğu gibi denizlerde de sadece bugünü düşünenler çok.
15 Ocak 2009 Perşembe
Zargana avı
Balığın özelliklerinden bahsetmeyeceğim her amatör ve profes-
yonel balık avcısının tanıdığı bir balık.Kıyıdan amatörce avlan-
dığım yıllarda ilgimi çekerdi,daha sonraki yıllarda akya avında
yem olarak kullanıyordum,İpek sürütmesi ile bir kaç tane ya-
kalar balık avına öyle giderdim.İki kulaç uzunluğunda bedenin
ucuna turuncu renkteki ipek(balık malzemesi satanlarda
oluyor.) bağlanarak 15-20kulaç denize bırakılır,bedenle oltanın
birleştiği yerdeki fırdöndünün üst tarafına küçük bir kıstırma
takarsanız daha iyi olur.Ağır yolla giderken ipeğe atlayan balık
ipeğin dişlerine dolanması sonucu yakalanır.Amatörler iskele
gibi yerlerden avlanırlar,şamandıralı ve yemli bir olta kullanılır.
Şamandıradan sonra 40-50 cm boyunda bir bedenin ucundaki
iğnelere takılan sülük yem uzağa atılıp beklenilir(makaralı olta
ile daha iyi sonuç alınır).Şamandıra batınca çekilir ve yakalan-
ması sağlanır.İki iğne olayına gelince;yemin uzunluğu göz önüne
alınarak ilk iğneden sonra 3-4 cm sonra 2.bir iğne bağlanır,ilk
oltaya yakın ilk iğne yemin oltaya bakan ucuna(yemi tutar)2.
iğne yemin altlarına doğru geçirilir.Bunun avantajı balık yemi
ağzına alır almaz yakalanır,yutması falan gerekmez,kendim
denedim diğerleri yakalayacağım diye uğraşırken sen atıp
çekiyorsun,yeterki zargana olsun.Zargana kendi etine daha
bir iştahla atlar..Denediğim diğer bir yöntem aterina balığı
şeklinde döktüğüm kurşundan yapma balığın kuyruk tarafın-
da üçlü iğne oluyor.Sabit iğne,dökerken yerleştiriyorsun.
Atabildiğin kadar uzağa atıp kızla çekiyorsunuz,nasıl balık
yakaladığınıza şaşarsınız.Bu çeşit kurşundan yapılan yemlerde
mazgallama diye birşey var.Özel torbadaki civa ile balığı parla-
tıyorsunuz,çok faydası oluyor.Zarganalar göründüğünde balık-
çılarda bir heyacan olur,onun peşi sıra bir çok büyük balık da
kıyılara yaklaşırlar.Akya,lamburta gibi.
yonel balık avcısının tanıdığı bir balık.Kıyıdan amatörce avlan-
dığım yıllarda ilgimi çekerdi,daha sonraki yıllarda akya avında
yem olarak kullanıyordum,İpek sürütmesi ile bir kaç tane ya-
kalar balık avına öyle giderdim.İki kulaç uzunluğunda bedenin
ucuna turuncu renkteki ipek(balık malzemesi satanlarda
oluyor.) bağlanarak 15-20kulaç denize bırakılır,bedenle oltanın
birleştiği yerdeki fırdöndünün üst tarafına küçük bir kıstırma
takarsanız daha iyi olur.Ağır yolla giderken ipeğe atlayan balık
ipeğin dişlerine dolanması sonucu yakalanır.Amatörler iskele
gibi yerlerden avlanırlar,şamandıralı ve yemli bir olta kullanılır.
Şamandıradan sonra 40-50 cm boyunda bir bedenin ucundaki
iğnelere takılan sülük yem uzağa atılıp beklenilir(makaralı olta
ile daha iyi sonuç alınır).Şamandıra batınca çekilir ve yakalan-
ması sağlanır.İki iğne olayına gelince;yemin uzunluğu göz önüne
alınarak ilk iğneden sonra 3-4 cm sonra 2.bir iğne bağlanır,ilk
oltaya yakın ilk iğne yemin oltaya bakan ucuna(yemi tutar)2.
iğne yemin altlarına doğru geçirilir.Bunun avantajı balık yemi
ağzına alır almaz yakalanır,yutması falan gerekmez,kendim
denedim diğerleri yakalayacağım diye uğraşırken sen atıp
çekiyorsun,yeterki zargana olsun.Zargana kendi etine daha
bir iştahla atlar..Denediğim diğer bir yöntem aterina balığı
şeklinde döktüğüm kurşundan yapma balığın kuyruk tarafın-
da üçlü iğne oluyor.Sabit iğne,dökerken yerleştiriyorsun.
Atabildiğin kadar uzağa atıp kızla çekiyorsunuz,nasıl balık
yakaladığınıza şaşarsınız.Bu çeşit kurşundan yapılan yemlerde
mazgallama diye birşey var.Özel torbadaki civa ile balığı parla-
tıyorsunuz,çok faydası oluyor.Zarganalar göründüğünde balık-
çılarda bir heyacan olur,onun peşi sıra bir çok büyük balık da
kıyılara yaklaşırlar.Akya,lamburta gibi.
Balık avlama yöntemleri
Benim burada vereceğim avlanma yöntemleri daha çok
benim çevremde gördüğüm veya kullandığım yöntemlerdir.
AKYA Sırtı ile, canlı yem kullanılarak avlanılır,bunlar sübye
ya da zarganadır.Sübye her mevsim bulunabilir ama zarga-
nanın mevsimi vardır.Zaten büyük balıklar da bu zarganaları
kovalarken kıyılara sokulurlar.Ölü sübyeye de sunuyorlar.
Yapay yem, çift kaşık,sübye(yapay)Uzatma dediğimiz olta
ile canlı sübye ,Bırakma ile canlı sübye,zargana kullanılır.
Hani(burada hannos) yakalamak için kullandığımız oltalara
" kadedi" deniyor Datça da olta ile avcılığı yapılan nadir balık-
lardan.Şimdi onlar da bayağı seyrekleşti.Üç veya dört köstek
kullanırız,kurşun biraz ağırca olur.Buralarda avlandığımız sular
60 m den başlar.Oltanın dibe çabuk inmesi ve uçurtma olma-
ması için.Hava sakinse kurşun küçültülebilir.Arada bir çekerse-
niz yakalandığını görürsünüz.Yem olarak en çok kendi etini
sever,küçük çağonozlar,midye,ak yem her yeme sunar.Yeter
ki sunmaya istekli olsun.
KARAGÖZ Buralarda oltayla avcılığı pek yapılmaz.Amatörler
arada sırada kıyılardan yakalarlar.Çift köstekli olta kullanıyor-
lar.Yem midye,karides,sulina en sevdikleridir.Balıkçılar ince
parekete dediğimiz takımlarla yakalıyorlar.Güneş doğmadan
pareketeleri atıp, güneş doğar doğmaz toplamak gerekir.
KEFAL kıyı balıkçılığında anlatmıştım,geçiyorum.
LAHOs u ben uzatma dediğim olta ile çok yakaladım.Bizim
bildiğimiz buralarda kum lahosu(Lagos diye de geçer) ve kaya
lahosu diye iki çeşidi var.Kum lahosu lokantalarca daha tutulu-
yor.Dip sırtısı ile yakalayanları gördüm.Suların ısınması ile bir-
likte yumurtlamak için kıyılara yaklaşıyorlar.Bırakma olta ile
de yakalanır.Yem:canlı ve ölü sübye,kupes,kalamar.Kadedi
dediğimiz köstekli dip takımının biraz kalını ile de lahos yaka-
lanabilir.Sırtıda kaşık,yapay kalamar,rapala dediğimiz yapay
balıklar kullanılır.Kalın parakete ile(ana misina 80likveya 90
lık,köstekler 70 veya 80 lik) yem sardalya,tirsi bazen kalamar,
sübye de olabilir.Ama en verimli yem sardalya,zamanında
izmaritle de yakaladık.
LEVREK tuttuğum levreği anlatırken bilgi vermiştim.
MERCAN Datça ya ilk geldiğim yıllarda çok mercan yakala-
dım.Daha sonra trol ve diğer balıkçı tekneleri artınca hiç kalma-
dı.Son yıllarda biraz göründü şimdi yine yok.Biz mercanı 3 veya
4 köstekli kadedi dediğimiz dip oltalarıyla yakalarız.Bazı balıklar-
da misina kalınlığı ve olta büyüklüğü çok önemlidir,mercan da
bu balıklardan.Daima ince bir takım kullanırdım yalnız çekerken
dikkat etmeli,sık sık kafa vurur.Mercan da yem de çok önemli
taze kalamar veya sübye.Ama benim en favori yemim buralarda
Teke denilen çalı karidesidir.Özel çolgularla kıyılardan veya su
birikintilerinden tutardık.Olta avcılığında hiç bir balık buna daya-
namaz.Ne yazık ki şimdi tekelerde yok oldu balıklar gibi.Mercan
şimdilerde derin sularda ince parakete ile yakalanıyor.Yem
akyem,sulina,karides.Ben kalamar kullanırdım.
ORFOZ yakalanış özellikleri lahos da olduğu gibidir.Tekfarkı
daha önce de yazdım kayalara girerse çıkarmak çokz ordur.
O zaman" gulindir "dediğimiz çember şeklinde ağır yuvarlak
demirden sıcak demircilere yaptırılan bir alet kullanıyoruz,
çapı 20 cm ile 30 cm arasında.Bir tarafında misinanın geçmesi
için bir yarık vardır takılan misina içeri alındıktan sonra çıkma-
ması için bu yarık hortum gibi bir şeyle kapatılır.Gulindirin ken-
disine bağlı bir kalın misina veya ip vardır.Balığın ucunda olduğu
misina gulindirin içine alındıktan sonra gergin tutularak bu misi-
naya en dik olunacak vaziyet alınarak gulindirin ipi salınır.
Gulindir ağır olduğu için kısa bir zamanda balığa ulaşır.
Bazen kafasına çarpar balık ürkerek kendini salar,bazen dolaşan
misinaları kurtarır.Ama ben onca denemeden bir kaçında başarılı
oldum.Dalgalı ve rüzgarlı havalarda zor oluyor.Orfoz sırtı ile de
çok yakalanır.Çünkü akya sırtısı çekerken kıyılarda orfoz ve
sinağrite de denk gelebilirsiniz.Sadece orfoz için sırtı çekenleri
de gördüm o zaman yem yapay balık oluyor.Rapalanın başı
kırmızı yanları beyaz yapay yemi ile arkadaşlar çok yakaladı.
Orfoz lahosta kullanılan parekete takımıyla da çok yalkalanır.
PALAMUT yakaladığım palamutları anlatırken bilgi vermiştim.
Palamutların çok olduğu zamanlarda çapari ve kadedi ile de
yakaladım.Ama bizim buralarda daha çok sırtı ile yakalanıyor.
Sırtıda kaz veya martı tüyü bazen kırmızı horozun kuyruk
tüyleri,yapma balıklar bu balıkları seçerken içi bilyalı olanları
seçin çok farkediyor.Burda aklıma geldi;kadedi dediğimiz kös-
tekli dip oltasıyla avlanırken ben kösteklerden sonra 4,5 tane
kaz tüylü köstek kullanırdım,oltayı çekerken oralarda kolyoz,
palamut falan olursa sunar.
ZARGANA bizim denizlerimizde zarganalar daha çokAğustos
ayıyla birlikte kıyılara yaklaşıyor.Bu konuda ayrıca bilgi
vereceğim.
Patatesli Balık
Patatesleri
benim çevremde gördüğüm veya kullandığım yöntemlerdir.
AKYA Sırtı ile, canlı yem kullanılarak avlanılır,bunlar sübye
ya da zarganadır.Sübye her mevsim bulunabilir ama zarga-
nanın mevsimi vardır.Zaten büyük balıklar da bu zarganaları
kovalarken kıyılara sokulurlar.Ölü sübyeye de sunuyorlar.
Yapay yem, çift kaşık,sübye(yapay)Uzatma dediğimiz olta
ile canlı sübye ,Bırakma ile canlı sübye,zargana kullanılır.
Hani(burada hannos) yakalamak için kullandığımız oltalara
" kadedi" deniyor Datça da olta ile avcılığı yapılan nadir balık-
lardan.Şimdi onlar da bayağı seyrekleşti.Üç veya dört köstek
kullanırız,kurşun biraz ağırca olur.Buralarda avlandığımız sular
60 m den başlar.Oltanın dibe çabuk inmesi ve uçurtma olma-
ması için.Hava sakinse kurşun küçültülebilir.Arada bir çekerse-
niz yakalandığını görürsünüz.Yem olarak en çok kendi etini
sever,küçük çağonozlar,midye,ak yem her yeme sunar.Yeter
ki sunmaya istekli olsun.
KARAGÖZ Buralarda oltayla avcılığı pek yapılmaz.Amatörler
arada sırada kıyılardan yakalarlar.Çift köstekli olta kullanıyor-
lar.Yem midye,karides,sulina en sevdikleridir.Balıkçılar ince
parekete dediğimiz takımlarla yakalıyorlar.Güneş doğmadan
pareketeleri atıp, güneş doğar doğmaz toplamak gerekir.
KEFAL kıyı balıkçılığında anlatmıştım,geçiyorum.
LAHOs u ben uzatma dediğim olta ile çok yakaladım.Bizim
bildiğimiz buralarda kum lahosu(Lagos diye de geçer) ve kaya
lahosu diye iki çeşidi var.Kum lahosu lokantalarca daha tutulu-
yor.Dip sırtısı ile yakalayanları gördüm.Suların ısınması ile bir-
likte yumurtlamak için kıyılara yaklaşıyorlar.Bırakma olta ile
de yakalanır.Yem:canlı ve ölü sübye,kupes,kalamar.Kadedi
dediğimiz köstekli dip takımının biraz kalını ile de lahos yaka-
lanabilir.Sırtıda kaşık,yapay kalamar,rapala dediğimiz yapay
balıklar kullanılır.Kalın parakete ile(ana misina 80likveya 90
lık,köstekler 70 veya 80 lik) yem sardalya,tirsi bazen kalamar,
sübye de olabilir.Ama en verimli yem sardalya,zamanında
izmaritle de yakaladık.
LEVREK tuttuğum levreği anlatırken bilgi vermiştim.
MERCAN Datça ya ilk geldiğim yıllarda çok mercan yakala-
dım.Daha sonra trol ve diğer balıkçı tekneleri artınca hiç kalma-
dı.Son yıllarda biraz göründü şimdi yine yok.Biz mercanı 3 veya
4 köstekli kadedi dediğimiz dip oltalarıyla yakalarız.Bazı balıklar-
da misina kalınlığı ve olta büyüklüğü çok önemlidir,mercan da
bu balıklardan.Daima ince bir takım kullanırdım yalnız çekerken
dikkat etmeli,sık sık kafa vurur.Mercan da yem de çok önemli
taze kalamar veya sübye.Ama benim en favori yemim buralarda
Teke denilen çalı karidesidir.Özel çolgularla kıyılardan veya su
birikintilerinden tutardık.Olta avcılığında hiç bir balık buna daya-
namaz.Ne yazık ki şimdi tekelerde yok oldu balıklar gibi.Mercan
şimdilerde derin sularda ince parakete ile yakalanıyor.Yem
akyem,sulina,karides.Ben kalamar kullanırdım.
ORFOZ yakalanış özellikleri lahos da olduğu gibidir.Tekfarkı
daha önce de yazdım kayalara girerse çıkarmak çokz ordur.
O zaman" gulindir "dediğimiz çember şeklinde ağır yuvarlak
demirden sıcak demircilere yaptırılan bir alet kullanıyoruz,
çapı 20 cm ile 30 cm arasında.Bir tarafında misinanın geçmesi
için bir yarık vardır takılan misina içeri alındıktan sonra çıkma-
ması için bu yarık hortum gibi bir şeyle kapatılır.Gulindirin ken-
disine bağlı bir kalın misina veya ip vardır.Balığın ucunda olduğu
misina gulindirin içine alındıktan sonra gergin tutularak bu misi-
naya en dik olunacak vaziyet alınarak gulindirin ipi salınır.
Gulindir ağır olduğu için kısa bir zamanda balığa ulaşır.
Bazen kafasına çarpar balık ürkerek kendini salar,bazen dolaşan
misinaları kurtarır.Ama ben onca denemeden bir kaçında başarılı
oldum.Dalgalı ve rüzgarlı havalarda zor oluyor.Orfoz sırtı ile de
çok yakalanır.Çünkü akya sırtısı çekerken kıyılarda orfoz ve
sinağrite de denk gelebilirsiniz.Sadece orfoz için sırtı çekenleri
de gördüm o zaman yem yapay balık oluyor.Rapalanın başı
kırmızı yanları beyaz yapay yemi ile arkadaşlar çok yakaladı.
Orfoz lahosta kullanılan parekete takımıyla da çok yalkalanır.
PALAMUT yakaladığım palamutları anlatırken bilgi vermiştim.
Palamutların çok olduğu zamanlarda çapari ve kadedi ile de
yakaladım.Ama bizim buralarda daha çok sırtı ile yakalanıyor.
Sırtıda kaz veya martı tüyü bazen kırmızı horozun kuyruk
tüyleri,yapma balıklar bu balıkları seçerken içi bilyalı olanları
seçin çok farkediyor.Burda aklıma geldi;kadedi dediğimiz kös-
tekli dip oltasıyla avlanırken ben kösteklerden sonra 4,5 tane
kaz tüylü köstek kullanırdım,oltayı çekerken oralarda kolyoz,
palamut falan olursa sunar.
ZARGANA bizim denizlerimizde zarganalar daha çokAğustos
ayıyla birlikte kıyılara yaklaşıyor.Bu konuda ayrıca bilgi
vereceğim.
Patatesli Balık
Patatesleri
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
