13 Ocak 2009 Salı

İsmet Kaptan





İsmet kaptan Datça'nın en eski denizcilerinden,Babadan
balıkçı.Aynı yaştaki balıkçıların çoğu artık denize gitmi-
yor o hala var gücüyle çocuklarına yardım ediyor,saba-
hın dördünde pareketesini atıyor,gelince de dinlenmek
yok paraketeler elden geçiyor,kopanlar yerine konuyor,
yaralı misinalar ayıklanıyor.Onun uzmanlık alanı ince
parakete,salagöz,karagöz,fangri gibi balıkları yakalıyorlar.
Parakete atmadıkları zaman ağlar tamir ediliyor,çalışmaz-
san ,uğraşmazsan bu işten ekmek yiyemezsin.

Dip sırtısı(orfoz-sinağrit-akya)


Bu sırtı ile Orfoz,Lahos,Akya,Sinağrit gibi balıkları yakala-
yabilirsiniz. 0.90 lık100 kulaç misina mantara sarılırucuna
4cm lik bir sağlam fırdöndü bağlanır.Bundan sonra 0.70 lik
misinadan 3 er cm lik fırdöndülere bağlı birer kulaçlık misi-
nanın ortasına 70 grlık kurşunlar konularak,altı-yedi kez
tekrarlanır.Bu sayı derinliğe bağlı olarak artırılabilinir.Yine
fırdöndü bağlanarak 7-7,5 kulaç uzunluğunda ek beden
eklenir.Bu takımla 15-20 mlik dibikayalık kıyılarda 1-1,5
mil hızla gidilir.Kayık hareket edince yemden başlayarak
25-30 kulaç denize bırakılır,takılma olursa belirli bir kulaç
içeriye alınarak ayarlanır,tabii bu ayarlamayı kayalık yer-
lerde yaparsanız oltanızı dipte bırakır gelirsiniz.Bu durum-
larda derinliği gösteren aygıtlar çok işe yarar.Tabii yöreyi
çok iyi tanıyan balıkçılar tecrübeleriyle dibe taktırmadan
sırtı çekebilirler.Sırtı işi tecrübe ister,bir çok balıkçı üşenir-
ler veya sırtı ilgilerini çekmez aslında çok net bir balık ya-
kalama şeklidir.Ne kadar acemi olursanız olun bir zaman
gelir ummadığınız bir balığı yakaladığınızı görüverirsiniz.
Hiç olmazsa balığa gidip gelirken çekebilirsiniz.Yem derdi
yok rapalalar yeterli.Akya avında daha önce de bahsetmiş-
tim canlı yem(sübye,kalamar,zargana)daha iyi netice verir.
Denize bırakılan misinanın uzunluğu,kurşunların sayısı,hız
gibi faktörler gittiğiniz derinliğe ve dip durumuna göre de-
ğiştirilir.Tabii yemler kullandığınız durumlarda balık yeme
dokunduğunda hemen çalınma yapmamalı,biraz boşluk
verip çekmeli,yemi yutsun ve iyi takılsın.Balık çolgu veya
kakıç yardımıyla içeri alınmalı.
DİKKAT:sırtı çekerken misinayı elinize dolamayın,gerek-
tiğinde denize atacak durumda tutun.Aniden bir kayaya
takılma,çok büyük bir balığın sunması tehlikeli sonuçlar
doğurabilir.Bir de yanınızda her zaman sıkıştığınızda uza-
nabileceğiniz kesici bir alet olmalı.

Oltaların bakımı

Bugün balıkçı arkadaşlarla sohbetetmek için limana indim,
konuşurken konu kaçan balıklara geldi.Büyük bir balık(bü-
yük ihtimalle akya)koparıp götürmüş oltayı.Bu çoğu balıkçı-
nın başına gelir ,çoğu da ihmal sonucu oluyor.Bir misina za-
man içinde eski gücünü kaybediyor,kayalara sürten kısımlar
zayıflıyor,daha çok da fırdöndü kalitesiz oluyor veya zamanla
suda çürüyor.Hangi balık avında olursa olsun eski misinaları
kullanmamalı,hem zayıflıyor hem de esnekliğini kaybediyor.
Ara sıra kontrol etmeli özellikle akya gibi büyüklüğünün ne
kadar olacağı bilinmeyen balıklarda bu çok önemli. Fırdöndü
avın büyüklüğüne uygun olmalı,kaliteli alınmalı,zaman zaman
değiştirilmeli.Malzemenin ucuzuna kaçarsanız balığı kaçırırsınız,
öyle birfırsat da uzun zaman gelmeyebilir.O balığın değeriyle o
malzemeden kaç tane alınır.Olta iğnelerini de markalı ve sağlam
olanlardan seçmeli,arada bir yenisini bağlamalı,zamanla yıpranır
balığın zorlamasıyla çıkar gider.Şimdi balık avcılığının en verimli
zamanları rastgelsin diyorum balıkçı arkadaşlara.

Balık Bulucular

Bugün balık buluculardan bahsedeyim size,bu konuyla
ilgili deneylerimden.Balıkçılıkla ilgili dergileri takip eder-
ken bu konuyla ilgilendim ve araştırmaya başladım.
Hem bütçeme uygun olmalıydı hem de kaliteli.İnternetten
fiatlarını,özelliklerini öğrendim ,benim beğendiğim model
o an için firmalarda yoktu,sonra Amerika'dan geldi gidip
aldım.Balıkçılık yaşamımın son yıllarında radar veya balık
bulucu denen bu aletlerden yararlandım.Derinliği göste-
riyor,zeminin özelliklerini,suyun ısısını falan.Almak için
araştırdığım sıralarda dergilerde şöyle bir uyarı vardı;
balığı gösterecek diye bu aletlerden almayın,bunlar size
balığın yaşadığı alanları bulmanızı sağlarlar,böylece zaman-
dan kazanırsınız vs yazılar okudum.Bu uyarılarda gerçek
payı büyük,ama büyük teknelerdeki balık bulucular daha
gelişmişlerdir.Ben balık bulucum yokken daha çok balık
yakalıyordum.Bu aleti aldığım ilk zamanlar bayağı farketti
daha sonra tersine dönmeye başladı.Daha önce deneyleri-
mizle bulduğumuz kayalık yerlerde avlanıyorduk oltaları-
mız değişik yerlere düşüyordu.Şansımız artıyordu,balık
bulucumuz olunca hep kayalara atma gibi bir şartlanma
oluyor,oltalar kayalara sıkça takılır oluyor.Yalnız dedikle-
ri gibi dipteki canlı yerleri bulmanda faydası çok.Balıklar
büyük orta olarak görülüyor.Hareketin canlı olduğu yer-
leri seçiyorsun.Parekete ile avlanmada yardımı oluyor.
Denemeler sonucu aracın özelliklerini tanıyabiliyorsun.
Buna da pek vakit bulunmuyor..Gidip gelirken geçtiğim
yerleri inceliyordum.Araç ses dalgaları yayıyor çarptığı
cisimlere göre ekranda şekiller oluşuyor.Tabii gösterdiği
şekillerden sen biraz önce geçmiş oluyorsun.Kullandığın
açıya göre bir alanı görebilirsin balık daire şeklindeki bu
alanın herhangi bir yerinde olabilir.Benim balık bulucum
20 ve 45 dereceli idi.20 derece daha dar bir alanıgösteri-
yor fakat daha derin bir alanı tarıyor.45 derece derinlik
artınca orta sularda faydalı olur.Alınacak bulucular en az
iki açılı olmalı.Benimki 450 m yi gösteriyordu bu normal
buralarda çok fazla derinlerde avlanmıyoruz.Bozuk ve
dalgalı havalarda gösterdiği derinlik azalır.Sonuç olarak
balık bulucular faydalı balıkçılar için ama çok fazla şey
beklememek lazım.Bir de bana şöyle bir olumsuz etkisi
oldu;eskiden balıktan boş dönünce balık yokmuş der
teselli bulurduk.Ama bu aletler kayığında olunca iri iri
balıklar altında geziyor yakalanmıyor,balık vardı yakala-
yamadım oluyorsun.Tabii bu neknolojik gelişmeler iyi
güzel de balıklara hiç şans bırakmıyor,gün geçtikçe de-
nizlerimiz kuruyor.Radarları olmadan önce Datça'ya ge-
len yabancı balıkçılar balık yuvalarını burada birilerin-
den öğrenmeye çalışırlardı.Bulamadılar mi giderlerdi.
Şimdi çok gelişmiş balık buluculara sahipler,balığı ve
kayaları görerek ağlarla çeviriyorlar.Balığınhiç şansı yok.

Akya avı

Akya Güney Ege ve Akdenizde sıkça rastlanılan bir balıktır.
Zaman zaman diğer denizlerde de görülebilir.Datça'da Mayıs
ve bu aylarda daha sonra sonbahar darastlanır.Bazen tek
ama genelde sürüler halinde gezerler.Balık avlarken kayığı-
mızın altından geçen 15-20 kg lıkakyaları çok gördük.Hemen
canlı sübyeleri bırakmamıza rahmen bakmadılar bile.Gördü-
ğüm kadarıyla kalabalık olduklarında yeme sunmuyorlar.Ya
o anda canlı yemlerin peşinde olduklarından ya da bir sürü
davranışı bunun bilimsel bir izahını bilmiyorum.Bir tanesini
yakaladıktan sonra 3-5 tanesinin peşinden geldiğine şahit
oldum.Daha önce de bahsettiğim gibi kayalık yerlerde olurlar
genelde.Sırtı çekerken kayalık yerlerden geçerken özellikle
burunlarda dikkatli olmak gerekir.Hangi balığın peşinden
giderseniz gidin burunlar daima balıkların oyalandıkları yer-
lerdir.Akya sırtısında 20-30 m lik derinlikler başarılı olabile-
ceğiniz derinliklerdir.Bu mevsimlerde Akyaların 5 m lik sula-
ra kadar kıyılara yaklaştığını bizzat gördüm.Kendim de daha
önce yazdığım gibi bir çok kez Akya yakaladım,bunların çoğu-
nu uzatma dediğim avlanma şekliyle yakaladım.Sırtı ile de ya-
kaladığım oldu.Sırtı çekmek apayrı bir iş,kıyıları dolaşarak sa-
atlerce gidiyorsunuz yakalayamazsanız bir kaç denemeden
sonra bıkarsınız,ama bir tane yakaladınızmı artık bırakamaz-
sınız,çok değişik bir zevki var.Ben bu sırtı işine çok fazla gir-
mezdim,gelir giderken şansa çekerdim.Ama bazı arkadaşlar
sırf bu işle uğraşırlar.Akif ağbi de Akya'yı sırtı ile çokça yaka-
layanlardan.Bugün limana indiğimde Akya sırtısı hazırlıyordu
bu yazıyı yazmak ordan aklıma geldi.Onun sırtısında oltalar-
dan bir metre sonra büyük birfırdöndü var.3,5 kulaç sonra
yine bir fırdöndü.Her 3,5kulaçta 150 şer gramlık kurşun ol-
mak üzere 3 kurşun kullanıyor,bu ağırlıklarla 20-30 m derin-
liklerde sonuç alıyormuş.Bu kurşunları ayarlamak artık biraz
sizin deneylerinize,suların durumuna vs kalıyor.Yoksa kitap-
larda,dergilerde bir çok bu konuda yazılar,resimler var zaman
zaman hepsini denedim ama bizim bu sularda bizim bu yön-
temler daha başarılı oluyor.Benim küçük bir balıkçı dükkanı
açacak kadar malzemem var bir depoyu kaplamış durumda.
Ne görsem aldım,denedim çoğunu kullanamadım.Sırtılar için
yapma balıklar,Akya için de var denemedim bile.Akya'nın
sunduğu saatler sabahın erken saatleri ve öğleden sonra 3-4
gibi.Bizim buralarda öğleden sonraki zamanda daha verim
alınıyor.Oltalar balığın iriliğine göre 6-7 numara.Fırdöndü
ler sağlam battal tabir edilenlerden.Misina çoğunlukla 90 lık
bazen 80 likde kullanıyorlar.Kullanılan malzemeler sıkça
gözden geçirilmeli,Akya sert ve büyük bir balık olduğu için
en küçük bir hatada kurtulur gider.Sunduğunda sakin olmak
önemli ben çoğunlukla sırtı çekerken balığın sunduğu anda
bir boşluk verir sonraasılırım,bir zararını görmedim,pek balık
kaçırdığım olmazdı.Bazıları balık sunar sunmaz sertçe asılır,
olta iyi geçmez veya balık yemi yutmamış olur.Bazen balıklar
yemin ucundan tutarlar biraz salarak yutmalarını sağlarım.

12 Ocak 2009 Pazartesi

Lambuka(lamburta ) avı

Kitaplarda Lambuka diye geçiyor yabancı ülkelerdeki adı
Mai Mai,Datça'da Lamburta deniyor başka yerlerde yine
değişik söylenişleri var.Akşam limanda otururken hemen
bana yetiştirdiler Lamburtalar çıkmış alan da olmuş.Balık-
çılığım zamanında Lamburta zamanı benim rekorlarımı
kıran çok az olurdu.Yılların tecrübesi,soğukkanlılık,tabii en
önemlisi yem.Dipfirizimde bolca kalamarım olduğu için her
zaman avantajlı olurdum.Yanımda taşıdığım bir buzluğa en
az bir kg kalamar alır öyle ava çıkardım.Yem taze olacak bir
de balığın iştahını çekecek şekilde takılacak,genelde oltamın
ucunda 3 iğne bulunur,balığın iriliğine göre 11numaradan
başlar 9 numaraya kadar kullanırım,ilk geldiklerinde biraz
küçük olurlar iğneyi ona göre takmak gerekir.En uçta bir
iğne,15 cm ileriye bir iğne,3 . iğneyi biraz daha aralıklı yapa-
rım.Üç iğne üç balığı aynı anda yakalamaktan çok ilgi çekmek,
sürü etkisi vermek,1,5 kulaç sonra iri birfırdöndü,6 kulaç
sonra da 2. bir iri fırdöndü koyup 60-70metrelik 80 lik bir
misinaya bağlarım.Misina daha uzun daolabilir.30 kulaç salıp
rölantide gidiyorsunuz,giderken debir yandan denizi gözlüyor-
sunuz,martıları,balık sürülerinin hareketini.Bir anormallik
var mı veya sudan dışarı atlayıp balıkları kovalayan bir
lamburta var mı?Sürülerin bulunduğu yerler özellikle burun-
lar lamburtanın oyalandığı yerlerdir.Sürü halinde gezerler
binlerce olabildiği gibi çeşitli nedenlerle dağılıp küçük gruplar
halinde de olabilir.Ustaca davrandığınızda hepsini kayığa
alabilirsiniz.Giderken yemi tırtıklamayabaşladığında 4-5
metre misinayı salar sonra çekerim takılın-caya kadar,
çabuk davranmazsanız yemi alırlar,saldığınızda çoğunlukla
yemi yutarlar,asılınca yem oturur.Hemen kayığıdurdurup
misinayı 15-20 m salıp kayığa bağlarım,daha uzunolursa
sorunlar çıkabilir.Kayığımda hazır olan tek iğneli oltalarımı
kayığımın iki tarafından atabildiğim kadar uzağa atarım.
Balık oltayı kapınca alır götürür biraz götürmesine izin
verip sonra çekerek oltayı oturturum.Birini çekerken
diğeri yakalanır ve bu hareketlilik onları iyice saldırgan
yapar.Arada bir kaç tane küçük yem parçası atabilirsiniz,
bağlı balıklar durdukça ve hareketlilik sürdükçe yakalama-
ya devam edersiniz.Yalnız bu iki tek oltayı kullanırken
denize düşürmemeye dikkat etmelisiniz,balık oltayla gider
diğer balıkları da yanında sürükler.Bunun için ben ince atık
su borularını 20-30cm kesip misinayı buna sarardım,misina
70 liği geçmesin bir numara daha ince olabilir,boruyu
kayığın kenarlarına yaptığım sağlam sopalara geçiriyordum,
balık asılınca borular dönerek boşluk kendiliğinden veriliyor-
du.Birini çekerken dönen borudan 2.nin de yakalandığını an-
lıyordum.Balıkların çekilişinde boşluk vermeden sertçe çekin
atlamasına zıplamasına aldırmayın,misina kolay kolay kopmaz
yalnız iğneyi sağlam bir düğümle misinaya bağlayın.Bir de
yakalanan balığı fazla zıplatmadan seri olarak kayığa almak
gerekir,altınızda muşamba pantolon olursa balığı başından
yakalayıp dizlerinin hiza-sında bacakların arasına kıstırıp
oltayı rahatlıkla çıkarıyorsun.Koymak için ya bir çolgu ya
da derin bir kap kullanıyorsun.Çolgu olursa kap yine lazım
çok zıplar ve her taraf kan olur..

Lambuka(lamburta)yemekleri

Lambuka uzun yıllar halkımız tarafından ilgi görmemiş
geçici bir balık.Belli bir boya geldiklerinde sürüler halinde
gelip kıyılarımızda bir müddet oyalanırlar.Tuttuğumuz
yıllarda satmakda zorlandık hep,ama değerini bilenler
ondan vazgeçemezler.Ben bir çok değişik pişirme şeklini
denedim,palamutta olduğu gibi lamburtayı da dipfrizde
bir müddet dinlendirdikten sonra pişiriyorum.Nasıl ya-
parsanız yapın önce temizleyip derisini soyun ,dipfrize
koymadan önce biraz başaşağı dursun.Derisini soyma,
keskin bir bıçakla üst dikenlerinin olduğu yerden baştan
sona alıyorsunuz sonra alttan aynı işi yapın yandaki de-
riler boşta kalmış oluyor bir ucundan tutup çekip alıyor-
sunuz.Sonra parçalara ayırıp poşetlere koyuyorum ve
dipfrize atıyorum.Tavası güzel olur ayrıca plakiside öyle.
Kızartmalardan kaçanlar için:tencerede yağda soğanlar
sarartılıyor içine balıklar konuyor.Soğanlarla biraz karış-
tırılıyor sonra biber domates atılıyor,tuz kimyon falan
önce atılıyor kaynamış birmiktar su katılıp kısık ateşte
pişiriliyor.Izgarasını dediğim gibi yaparsanız lamburta-
dan vazgeçemezsiniz.Yine derisi soyulmuş lamburtaları
parçalayıp küçükbir tepsinin içinde her iki tarafını yağa
batırıyorsunuz.Yağladığınız kısımlara kimyon,tuz,kekik
atıp balıkları üst üste istifliyorsunuz sonra bir kaç saat
dinlensin.Mangalda pişirirkende çay tabağının içine koy-
duğunuz yağla balıkları her çevirişinizde biraz biraz yağ-
lıyorsunuz bunun için peçete, temiz bir fırça falan kulla-
nabilirsiniz.Sonra afiyetle yiyin.

Yunus Balıkları

Zaman zaman denizlerde karşılaştığım yunuslar ile ilgili
bir çok şey duydum,bazıları gerçek bazıları da binlerce
yıl önceki mitolojik konulara kadar dayanan şeyler.Mese-
la denizde köpekbalığı saldırısına uğrayan birisini yunus-
lar kurtarıyor,veya denizde boğulmakta olan birisine yar-
dım ediyorlar gibi.Belgesellerde birçoğumuz izlemişizdir,
zekaları diğer memeli hayvanlara göre gelişmiş ve bu ne-
denle eğitilip değişik alanlarda kullanılıyorlar.Balıkçılar
açısından bakılırsa hem iyi hem de kötü etkileri var.Bizim
buralarda sürü balıkları fazla olmadığı için balıkçılar açısın-
dan yunusların pek faydası yok(palamut zamanı dışında)
ama alıştılar mı barbun ağlarının en büyük düşmanı,bunun
bilimsel açıklamasını bilemiyeceğim,4-5 adet yunus var
balık ağlarından balıkları alıyorlar,tabii bunu yaparken de
ağlara bayağı büyük zarar veriyorlar.Bunca yıl denize git-
tim bir balıkçının yunus'a zarar verdiğini duymadım
Datça'da.Bir defa bir balıkçının ağına takılıp ölmüştü.
(yunuslar belirli aralıklarla yüzeye çıkıp hava almak zorun-
dadırlar,yoksaboğulurlar.)Bugün bir takım basında Datça'
da yunus'u öldürdüler gibi haberler çıkmış,telefon ettiler
de haberim oldu.Yarın limana indiğim de öğrenirim,başka
yerde ölüp buralara gelmiş olabilir,ikincisi öyle bile olsa
Datça'lı olamaz.Balıkçıları çok iyi tanıyorum.Her neyse
ben size Yunuslarla başımdan geçen bir olayı anlatacağım,
uzun zaman gözlerimin önünden gitmedi yaşadığım,masal-
ları andıran görüntülerdi.Akşam üstü ağ atmak için denize
çıkmıştım,hava bozdu.Ama ben yine de atmak istiyordum,
o sıra 2-3 adet yunus belirdi,etrafımda yüzüyorlardı.Suyun
üstüne çıktıklarında vücutları yay şeklini alıyor,dalıyorlar
3-4 m ilerden aynı pozisyonda çıkıyorlar.Baktım olmayacak
vazgeçip geri döndüm,bayağı dalga çıkmıştı.Dönüş yolunda
liman girişine kadar bana eşlik ettiler,aynı mitolojik konulu
tablolardaki gibi.Biri teknemin sağında diğeri solunda iki m
uzaklıkta,üçüncüsü teknemin en önünde eskort gibi 20
dakika gittik,terbiye edilmiş gibi mesafeyi ve hareketlerini
hiç bozmadılar,aramızda birieletişim olduğunu hissettim.
Limanın girişine gelince kayboldular.O an hala belleğimde
canlı duruyor.Sonra bunu anlatınca bazı denizciler fırtına
öncesi yunuslar balıkçıları uyarırlarmış falan dediler ama
ne kadar bilimsel bilemiyeceğim.

Palamut balığının avlanması

Balıkçılıkta herkesin kendine göre seçtiği bir yöntem,
avlanmayı sevdiği balık cinsleri vardır.Bu biraz kişinin
yeteneklerinin sınırı ile ilgili biraz da karakteri söz konu-
su.Hep sırtı çeken kişiler vardır.Palamut turna,kalamar,
akya sırtısı çeker dururlar,o konularda kendilerini geliş-
tirmişlerdir.Siz fazla sırtı çekmemişseniz ve birkaç kez
denediğinizde bir sonuç alamadıysanız o işlere soğuk kalır
bir daha denemek istemezsiniz.İşte ben de bu palamutla
fazla ilgili değildim.Bir ara bir İstanbullu bir arkadaş vardı
bizim tuttuğumuz balıkları falan tutamazdı.Ama her geli-
şinde birkaç palamut,turna falan tutup geliyor birgün yine
limanda balıkla görünce sohbet ettik,nasıl yakaladığını,
kullandığı rapalayı falan bana gösterdi.(profesyonel
balıkçılar sırlarını kolay kolay vermezler.)Marmaris'e ilk
gidişimde aynı rapaladan birtane aldım.O zamanlar bura-
larda yok o takım.Birgün balıktan dönerken deneyeyim
dedim.Nasıl olsa o yolu katedicem.Vakit akşama yakın,
kayalık bir yerden geçiyordum,birden benim takım takıldı,
misinayı boşladım tabii kayığı hemen boşa alamadım. Misi-
nanın sonuna gelince de köpüğü denize attım yoksa kopacak.
Bunlar birkaç saniye içinde olan şeyler.Daha önce de söyle-
miştim refleksler, çabuk ama doğru karar vermek çok önem-
lidir diye.Herhalde kayaya takıldı dedim.Yanına gidip şaman-
dırayı elime alınca baktım ki bu büyük bir balık.Üzerine gide-
rek yavaşça kayığa aldım.3,5 kg lık bir torik(palamutun
büyüğü)Nasip denen şey bu olsa gerek balık yeme saldırınca
3 tane üçlü iğnenin ikisini düzeltmiş,üçüncüsü balığın yan
tarafından girmiş ve ben o şekilde kayığa almışım.Yoluma
devam ettikçe palamutyakaladım o gün.Hepsi de dişli pala-
mut.30 a yakın yakalamışım,bir de torik ilk palamut avcılı-
ğımda iyi iş.Hava kararmıştı kalamar avına başlamam gere-
kiyordu balıklar peşimde bir müddet daha geldiler,kalamar
takımıma vurup durdular.Ondan sonra her kalamara çıkışım -
da yiyeceğim palamutu yakaladım ama o günkü gibi dişli
palamut sürüsüne denk gelemedim. daha sonraları rastladı-
ğım sürüler çoğunlukla çingene palamutu oldu.

Palamut yahni

Balığın derisini yüz,flato çıkar,içinin siyahlarını al.Kuşbaşı
doğra sonra zeytinyağa limon,karabiber,kimyon karıştır,
dolapta 2-3 saat beklet.Sonra soğan ve sarmısağı hafif
yağda sarart domates dök sos yap,balıkları et kavuruyor
gibi kavur üzerine sosu dök üç dakikaberaber pişir.
Afiyetle ye.

Palamut köftesi

Bu tarif Can Akbulut arkadaşımızınkendi deneyip uyguladığı
bir tariftir,test edilip tadılmış veburadan da bizi izleyen arka-
daşlara duyurulmaktadır.1-Palamutları parçala,limonlu suda
yarım saat beklet.Tencerede kaynamış olansuya at 5 dakika
pişir.2-Palamutları kılçığından ayır.İçinekuru ekmek(ekmek
yerine patates rendeleyip de yapabilirsiniz),soğan,kimyon,
karabiber,tuz,bir veya iki yumurta karıştır.3-Yarım saat
bekletip köfte halinegetir.Dip frize koy.İstediğin zaman kullan.

Tehlikeli balıklar




Tehlikeli başlığını korkutmak için atmadım.Dikkat etmek
gerekiyor.Tehlikelerini açıklayacağım,bu balıkları tanıma-
yan insanlar var.Bugün balıkçılarda çarpanları (iskorpit)
görünce aklıma geldi.Bu tür balıkların yüzgeçlerinde veya
kuyruğunda dikenleri vardır temas ederseniz canınız çok
yanar bazen de tehlikeli olabilir.En tehlikelilerden birisi
Trakonya'dır.Biz buradaTrakana da deriz.Solungaçkapak-
larının üstünde ve sırt yüzgecindeki dikenlerin bazıları ze-
hirlidir.Ortalama boyları 18 cm civarındadır.Parakete attı-
ğımda yarım kiloluluğunu yakaladığım oldu.Kayığa almam
hemen bıçakla kesip atarım.Aslında eti beyaz ve çok lezzet-
lidir ama o riski göze almadım.Bir dalgınlık başıma iş açmak-
tan korktum.Bir iki sene önce kıyılarda amatörce balık avla-
yan birisi trakana yakalıyor ve tanımadığı içineliyle tutuyor.
Bu arkadaş iki ay yattı ,bayağı bir tehlike atlattı.Eli felç olan-
ları da duydum.Tabii biraz da bünye meselesi. Balıkçılar
konuşurlarken duydum sokulup da acıdan başka bir zarar
görmemişler,yıllar içinde bir bağışıklık kazanmış olabilirler.
Bu balıklar kumluk yerlerde yaşarlar,açık renkli benekli şekil-
leri vardır.Avlanırken bu tür balıkları bilmek gerekir.Diğer bir
dikkat edilecek balıkVatos'dur.Bunların da bir kaç türü var.
İğneli vatos un kuyruğunun dibe yakın yerinde bir iğne vardır,
bu iğne zehirlidir.Benim ağlarıma da vatos yakalandığı çok oldu,
hepsinde dikkatli davrandım bir şey olmadı.Yalnız Datça da ya-
şanmış birolay oldu.Irıp teknelerinin serbest olduğu zamanlarda.
Ağı çektiklerinde torba şeklinde kayığın yanına gelir,balıkçılar
balıkları ürküterek toplanmasını sağlarlar.Buteknede çalışan bir
genç ağın ortasına atlıyor bu iş için.O ara vatos sokmuş mu,
çarpmış mı tam hatırlamıyorum.Bu gencimizin de zor günler
yaşadığını duymuştuk.Vatoslar da kumluk yerlerdebulunur
kuma gömülerek saklanırlar.Bizim burada Çarpan dediğimiz
(iskorpit) balığını çok kişi bilir.Tavası,buğulaması,asıl da çorbası
yapılır.Bu balığın da dikenleri zehirlidir,ağ çekerkengörmeyince
beni bir çok kezçarptı.Bir şey olmadım amaçok acı veriyor.
Küçüklerinin daha zehirli olduklarını okumuştum,hakikaten de
bir defasında çok küçük bir tanesi çarpmıştı ogün akrep sokma-
sı gibi zehirin kolumda yürüdüğünü hissetmiştim,parmaklarım
uyuştu,hemen döndüm denizden.Kayığımız da herzaman
amonyak bulundururuz.Amonyak acıyı hem de tehlikeyi azaltır.
Bir de sokkan diye bir balık vardır buralarda.Aknenize özgü.
Bunun da sırt ve alt yüzgeçlerinde dikenler vardır.Bu dikenler
çarpanda olduğu gibi çok acı verirler.Eti buralarda çok
beğenilen bir balıktır.Karasokkan,beyaz sokkan diye iki
çeşidi var.Yassımsı bir şekli var.Bayanlar bunu temizler-
ken çoğunlukla çarpılırlar.Bazı kişilerin temizlemeden
önce dikenlerini makasla kestiğini gördüm.

Balığın taze olduğunu nasıl anlarız?




Aldığımız balığın tazemi değil mi endişesini zaman zaman
hepimiz yaşamışızdır.Çünkü bu iş sağlık açısındanda tehli-
keli bir durum yaratır.Ben yıllarca kendi yiyeceğimbalığı
kendim tuttum.Taze balığa öyle alışmışım ki herzaman
balık alamıyorum.Yıllar önce eşim balık almıştı,dikkat et-
medim,pişirildi,yedik.Bir tanesini ağzıma atar atmaz deği-
şik bir tat aldım ama yemek durumunda kaldım.Senmisin
yiyen saatlerce sancıdan sonra hastaneye gittik serum
takıldı,sabaha kadar orada yattım.Onun için balık aldığım-
da çoğunlukla kendim temizlerim ve her birinin solungaç-
larına mutlaka bakarım.Sönmüş,rengi uçmuşsa o balığı
atarım.Bu solungaç olayı bazen aldatıcı olabilir.Kendim de
ağ attığım için biliyorum,balık ağı attıktan kısa bir süre
sonra yakalanırsa sabaha kadar bekliyor.Sabaha karşı
yakalananlarla arasında bir fark oluyor.Suda balığın bozul-
ması dışardakine göre daha hızlıdır.Balığın taze olup olma-
dığı daha bakar bakmaz belli olur.Vücut diri ve serttir,
bayat balıkta vücut kendini salar.Benim için en önemli
unsurlardan biri gözleridir.Gözler taze balıkta cam gibi par-
laktır.Eğer balık daha önceden yakalanıp buza falan yatırıl-
mış sa buz tanesi gibi bir noktacık olur gözün merkezinde.
Daha sonra bir de solungaçlarına bakarım tam emin olmak
için.,Solungaçlar ne kadar kırmızı olursa okadar iyidir.

Kalamar Tava


Sizlere kalamar avcılığını bir ara anlatacağım.Ama önce
kalamarı nasıl pişirdiğim konusunda bir şeyler yazayım.
Balıkçılık yaptığımız yıllarda dipfrizlerden birisini sadece
kalamarla doldurur beklerdik yazın satalım da daha iyigelir
elde edelim diye.Ama ne hikmetse fiatlar ya aynıkalırdı
bazen de düşerdi.İthal kalamar falan gibisiyle..Böyle olunca
da ucuz fiatla vereceğimize eşe dosta yedir-diğimiz çok olur-
du.Ben çok lezzetli olmasına rahmen fazla yiyemezdim,
kolöstrolü olanlar için dikkatli tüketilmesi lazım.Pişirir zevkle
yediklerini görünce de hoşuma giderdi.İzmir'e akrabalara
falan giderken de bolca kalamar götürürdük.Bizim burdaki
kalamarın lezzetini bir çok yerdebulamazsınız.Artık bu neden
kaynaklanıyor ayrı bir araş-tırma konusu. Pişirdiğim kalamarı
yedikten sonra kalamar böyle mi oluyormuş dendiğini çok
duydum.Tabii bir çok aşçı çok çeşitli şekillerde kalamarlar
yapabilir.Çok lezzetli olanlar da olabilir.Bu bizimki deneye
deneye yıllar içinde bulduğum bir tarz.Ben balık yemeklerinde,
kimyon,kekik gibi baharatlar kullanırım ama hazır soslar falan
kullanmam.Kalamarda da en sade yöntemi kullandım.
Kullandığımız kalamarlar en az iki veya üç aydırdipfrizde bekle-
miş olurlar.Ben bunun önemli olduğunu düşünüyorum.Dinlenmiş
oluyorlar.Kalamarı ortadanyarıp temizliyorum.Halka halka
yapmıyorum.Pişirirken her tarafı iyi pişiyor.Ayrıca piştikten
sonra görüntü olarak ince patates kızartması görümününde
oluyor. Kalamar yemem diyenlerin bile canını çektiren bir gö-
rünüm.Tava önemli bunun için özel bir tava bile almıştım.Yağ-
dan hiç kaçmayacaksın.Kalamarlar bir cm den kalın olmamak
kaydıyla ince ince kesiliyor,şerit şeklinde oluyor.Güzelce unla-
nıyor burası önemli çünkü su kalırsa yağ zıplatır.Yağ kaynayın-
ca tavaya kalamarların hepsini atmıyorum.üç dört parçada
kontröl edebileceğim kadarını atıyorum.Çünkü bir yandan ma-
şayla karıştırıp her tarafının dengeli pişmesini sağlıyorum.
Pişme süresi işin en can alıcı noktası.Çok kısa bir süre;kalamar-
lar hafif sarımtrak bir renk alacak.Fazla pişerse sertleşir.Çoğun-
lukla 4-5 dakikada pişer.Benzaman tutmadığım için yalan olma-
sın,renginden anlardım.İyi pişirilmiş kalamar ağızda kaldığı
sürede çok değişiktatlar verir.Tavanın üstünü örtmüyorum
iyi unlandığıtaktirde yağ atmıyor.Örtersen buhar oluşuyor yağa
damlayıp zıplamalar oluyor.Kapalı pişireyim dersen istediğin
gibi pişer mi bilmem.Terbiye olayını atladım bu ara.Dipfrizde
beklemiş oluyor bu bir, ikinci yaptığım kalamarları temizleyip
doğradıktan sonra üzerlerine maden sodası döküyorum.
Köpürürken elimle biraz sodada ovalıyorum sonra bir kaç saat
dinlenmeye bırakıyorum. Sodayı çok fazla dökmeye gerek yok
bence tadını falan değiştirir belki.Çoğu kişi unun içine tuz kor
ben onu bile koymazdım ters etki yapacak diye.Sonuçta insan-
ların yerken kalamarım bitiyor diye üzüldüğü bir lezzet çıkardı
ortaya.Kalamarın tadını değiştirecek başka bir şey katmazdım .
(şeker falan)Pişirmek başka anlatmak ayrı bir olay.Hatalarım
için şimdiden özür.Tabii ne kadar anlatırsan anlat,zaman içinde
pratiklik kazanmak gerekiyor.

Balık Çorbası

Balık çorbası orfoz lahos,iskorpit gibi balıklardan yapılır.Çorba için ayrılan balıklar yıkandıktan sonra parçalaraayrılarak bir tencereye konur.Balıkların başları atılmayıpberaber kaynatılmalıdır.Çorbanın tadını veren kafadır.Balığın miktarına göre tencereye su konur içine dördebölünmüş irice bir soğankonup 20 dakika kaynatılır.Daha sonra haşlanmış balıklar bir kaba alınıp balığın suyusüzgeçten geçirilir.Böylece kılçıklar kafa ve soğanlar atılır.Tencerede yağda sarartılmış soğan içersine biraz salça ko-nulup kabuğu doğranmış domatesler dökülür.Domateslereriyince ayıklanmış balıklar ilave edilir.Tuz ve baharatilave edilir.İsteğe göre içine bir iki kaşık pirinç atılır.(küçükdoğranmış patates,havuç,kereviz kökü vs ilave edilebilir)Su ilave edilecek olursa daima kaynatılmış su koyun.Pirinçler pişinceye kadar kaynatıp servis yapın.Son etaptapişirirken tencerenin ağzı yarım kapalı olsun balık kokusuhiç olmaz.Not:Burda yazdığım balık yemeklerini kendim bizzat yapıpyedim.Çorbada bunlardan biri,sanıldığı gibi balık kokusu falanolmuyor

Orfoz


11 Ocak 2009 Pazar

Balık Pilakisi

En yararlı besinlerden biri balıklardır ama sofrasında
balığa en az yer veren milletlerdeniz.Bunda balığı pişir-*
mede bir kaç yöntemin dışına çıkamamızın rolü büyük.
Bir iki defa yedik mi bıkıyoruz.Oysa çok çeşitli şekillerde
balığı değerlendirmek mümkün.Balıkçıların büyük bir
çoğunluğu bu konuda usta ve bir araya geldilermi yap-
tıkları balık yemeklerini ballandıra ballandıra anlatırlar,
hemen balık alıp yapasın gelir.Bunlardan biri de balık
pilakisi.
Balık plakisi için orfoz,lahos gibi balıklar en iyisi ,tabii
bunların fiatları birçoğumuz için fazla.Diğer alternatif
resimde görülen iskorpit balığı(burada çarpan derler,
resimde de görülen dikenler elinize batarsa canınız
yanar,ama önce dikenlerini bıçakla sıyırıp alırsanız
kolay olur)Bu çarpanların alev gibi kırmızıları olurdu,
1-2 kg dan da aşağı gelmezlerdi,en makbulü o,şimdi
nadiren çıkıyor nesli tükendi gibi.
Balıkları kılçıklarından ayırın,domatesi ,biberi kesip
bir kenarıya koyun.Tencereye yağ koyup içine soğanı
doğra,hafifçe sarart.Bir kapta biraz su koyup kaynatı-
yorsunuz.Soğanlar sararır sararmaz balıkları koyup
üzerine domatesi,biberi boşalt kaynamış suyu üzerine
çıkacak kadar dök ve pişmesini bekle,baharat kullana-
bilirsiniz,afiyet olsun.

Ahtapot sote

Ahtapot görünüş olarak bir çok insanın yemeğe yanaşmadığı
bir deniz ürünü.Bu ürünün kıymetini sahil kesimlerinin yerli
halkı iyi bilir.Ben de yıllarca tuttuğum halde balıkçılığımın
son yıllarında yemeğe başladım.Kendim sotesini yaptığım
için size de o tarifi vereceğim.Ahtapotu denizden çıkar çıkmaz
pişirecekseniz yere vurarak veya taşla ovarak köpüklerini
çıkarmalısınız ki daha yumuşak ve lezzetli olsun.Ben dipfrizde
bekletiyordum sorun olmadı.
Ahtapot bütün olarak bir kaba konuyor içine de bir bardak
ısıtılmış su,biraz şarap veya sirke konup yarım saat pişiriliyor.
Çıkardıktan sonra süzgüde soğumaya bırakılır.Burada dikkat
edilecek nokta ahtapotu soğuk suyla temas ettirmemektir.
Yoksa sertleşir.
Soğuyunca derisi soyulur bembeyaz eti çıkar,bunlar küçük
parçalar halinde doğranır.
Bir kaba zeytinyağı konup soğan doğranır,sarartılır.Küçük
parçalar halinde doğranmış ahtapotlar içine atılıp biraz
yedirilir,sonra soyulmuş hazır bekleyen domatesler ilave edilir.
İçine 3 diş sarmısakla baharat ilave edilir başka bir kapta
kaynatılmış su ilave edilir(bazı tariflerde ahtapotu kendi
suyuyla pişirin diye de yazar)pişmesine 2 dakika kala
ayıklanmış maydonozlar üzerine serpilip ocak kapatılır.

Bu arada kıyıdan veya tekneyle balık avı esnasında
ahtapot yakalayanlardan rica küçücük ahtapotları denize
bırakın,büyüyünce yine siz yakalayacaksınız.Ahtapotlar
artık diğer deniz ürünleri gibi çok azaldı.Bunda zamansız
avlamayla yavru ahtapotların yakalanmasının rolü büyük.

Ahtapot-ahtapot yakalamakta kullanılan araçlar







Palamut balığı


Bizim buralarda palamut balığı İstanbul'dan farklı olur,
bir çok yerde çingene palamutu ilk çıkan küçük palamutlardır
bizim burada eti siyah ve kanlı bir palamut'a diyorlar.Palamut
balığı Karadenizden Akdeniz'e inerken tuzu az sudan tuzlu
suya girmekten dolayı yağlarını kaybederler.O yüzden bizim
buralarda Palamut yağsız ve kanlı bir balıktır.Datça'da üç
çeşit oluyor:1-Çingene palamutu,kara etli,kanlı 2-Tombik
dedikleri daha beyaz,kanı az oluyor.Bazıları iddia ediyor bun-
lar orkinos yavrusu diye,ilgisi yok.3-Dişli palamut,bunların
adı üstünde dişleri var eti gayet beyaz,kansız.Bu tür çok
fazla olmuyor buralarda fiatı da diğerlerine göre fazla.Şimdi
gelelim bizim çingene palamutuna,buralarda palamut zamanı
en çok yakalanan ve fiatı en ekonomik olan o.Bir önceki yazım-
da ızgarasını anlatmıştım terbiye ederek benim çok sevdiğim
bir balık.Çingene palamutunu alır almaz yemiyeceksin.temiz-
leyip dipfrize atacaksın,bir kaç gün dinlenecek.Sonra yeme
vakti gelince dipfrizden çıkarıp içine biraz sirke koyduğun
suyun içinde erimesini bekle.Ben nar suyuyla denedim çok
güzel oldu.Eridikten sonra dışarı çıkardığında şaşırıyorsun;
bizim çingene palamutu beyaz palamut olmuş,eti sıkı kansız.
Bu tarifte balığı yerken içine limom sıkmazsanız daha lezzetli
oluyor.