Zaman zaman denizlerde karşılaştığım yunuslar ile ilgili
bir çok şey duydum,bazıları gerçek bazıları da binlerce
yıl önceki mitolojik konulara kadar dayanan şeyler.Mese-
la denizde köpekbalığı saldırısına uğrayan birisini yunus-
lar kurtarıyor,veya denizde boğulmakta olan birisine yar-
dım ediyorlar gibi.Belgesellerde birçoğumuz izlemişizdir,
zekaları diğer memeli hayvanlara göre gelişmiş ve bu ne-
denle eğitilip değişik alanlarda kullanılıyorlar.Balıkçılar
açısından bakılırsa hem iyi hem de kötü etkileri var.Bizim
buralarda sürü balıkları fazla olmadığı için balıkçılar açısın-
dan yunusların pek faydası yok(palamut zamanı dışında)
ama alıştılar mı barbun ağlarının en büyük düşmanı,bunun
bilimsel açıklamasını bilemiyeceğim,4-5 adet yunus var
balık ağlarından balıkları alıyorlar,tabii bunu yaparken de
ağlara bayağı büyük zarar veriyorlar.Bunca yıl denize git-
tim bir balıkçının yunus'a zarar verdiğini duymadım
Datça'da.Bir defa bir balıkçının ağına takılıp ölmüştü.
(yunuslar belirli aralıklarla yüzeye çıkıp hava almak zorun-
dadırlar,yoksaboğulurlar.)Bugün bir takım basında Datça'
da yunus'u öldürdüler gibi haberler çıkmış,telefon ettiler
de haberim oldu.Yarın limana indiğim de öğrenirim,başka
yerde ölüp buralara gelmiş olabilir,ikincisi öyle bile olsa
Datça'lı olamaz.Balıkçıları çok iyi tanıyorum.Her neyse
ben size Yunuslarla başımdan geçen bir olayı anlatacağım,
uzun zaman gözlerimin önünden gitmedi yaşadığım,masal-
ları andıran görüntülerdi.Akşam üstü ağ atmak için denize
çıkmıştım,hava bozdu.Ama ben yine de atmak istiyordum,
o sıra 2-3 adet yunus belirdi,etrafımda yüzüyorlardı.Suyun
üstüne çıktıklarında vücutları yay şeklini alıyor,dalıyorlar
3-4 m ilerden aynı pozisyonda çıkıyorlar.Baktım olmayacak
vazgeçip geri döndüm,bayağı dalga çıkmıştı.Dönüş yolunda
liman girişine kadar bana eşlik ettiler,aynı mitolojik konulu
tablolardaki gibi.Biri teknemin sağında diğeri solunda iki m
uzaklıkta,üçüncüsü teknemin en önünde eskort gibi 20
dakika gittik,terbiye edilmiş gibi mesafeyi ve hareketlerini
hiç bozmadılar,aramızda birieletişim olduğunu hissettim.
Limanın girişine gelince kayboldular.O an hala belleğimde
canlı duruyor.Sonra bunu anlatınca bazı denizciler fırtına
öncesi yunuslar balıkçıları uyarırlarmış falan dediler ama
ne kadar bilimsel bilemiyeceğim.
12 Ocak 2009 Pazartesi
Palamut balığının avlanması
Balıkçılıkta herkesin kendine göre seçtiği bir yöntem,
avlanmayı sevdiği balık cinsleri vardır.Bu biraz kişinin
yeteneklerinin sınırı ile ilgili biraz da karakteri söz konu-
su.Hep sırtı çeken kişiler vardır.Palamut turna,kalamar,
akya sırtısı çeker dururlar,o konularda kendilerini geliş-
tirmişlerdir.Siz fazla sırtı çekmemişseniz ve birkaç kez
denediğinizde bir sonuç alamadıysanız o işlere soğuk kalır
bir daha denemek istemezsiniz.İşte ben de bu palamutla
fazla ilgili değildim.Bir ara bir İstanbullu bir arkadaş vardı
bizim tuttuğumuz balıkları falan tutamazdı.Ama her geli-
şinde birkaç palamut,turna falan tutup geliyor birgün yine
limanda balıkla görünce sohbet ettik,nasıl yakaladığını,
kullandığı rapalayı falan bana gösterdi.(profesyonel
balıkçılar sırlarını kolay kolay vermezler.)Marmaris'e ilk
gidişimde aynı rapaladan birtane aldım.O zamanlar bura-
larda yok o takım.Birgün balıktan dönerken deneyeyim
dedim.Nasıl olsa o yolu katedicem.Vakit akşama yakın,
kayalık bir yerden geçiyordum,birden benim takım takıldı,
misinayı boşladım tabii kayığı hemen boşa alamadım. Misi-
nanın sonuna gelince de köpüğü denize attım yoksa kopacak.
Bunlar birkaç saniye içinde olan şeyler.Daha önce de söyle-
miştim refleksler, çabuk ama doğru karar vermek çok önem-
lidir diye.Herhalde kayaya takıldı dedim.Yanına gidip şaman-
dırayı elime alınca baktım ki bu büyük bir balık.Üzerine gide-
rek yavaşça kayığa aldım.3,5 kg lık bir torik(palamutun
büyüğü)Nasip denen şey bu olsa gerek balık yeme saldırınca
3 tane üçlü iğnenin ikisini düzeltmiş,üçüncüsü balığın yan
tarafından girmiş ve ben o şekilde kayığa almışım.Yoluma
devam ettikçe palamutyakaladım o gün.Hepsi de dişli pala-
mut.30 a yakın yakalamışım,bir de torik ilk palamut avcılı-
ğımda iyi iş.Hava kararmıştı kalamar avına başlamam gere-
kiyordu balıklar peşimde bir müddet daha geldiler,kalamar
takımıma vurup durdular.Ondan sonra her kalamara çıkışım -
da yiyeceğim palamutu yakaladım ama o günkü gibi dişli
palamut sürüsüne denk gelemedim. daha sonraları rastladı-
ğım sürüler çoğunlukla çingene palamutu oldu.
avlanmayı sevdiği balık cinsleri vardır.Bu biraz kişinin
yeteneklerinin sınırı ile ilgili biraz da karakteri söz konu-
su.Hep sırtı çeken kişiler vardır.Palamut turna,kalamar,
akya sırtısı çeker dururlar,o konularda kendilerini geliş-
tirmişlerdir.Siz fazla sırtı çekmemişseniz ve birkaç kez
denediğinizde bir sonuç alamadıysanız o işlere soğuk kalır
bir daha denemek istemezsiniz.İşte ben de bu palamutla
fazla ilgili değildim.Bir ara bir İstanbullu bir arkadaş vardı
bizim tuttuğumuz balıkları falan tutamazdı.Ama her geli-
şinde birkaç palamut,turna falan tutup geliyor birgün yine
limanda balıkla görünce sohbet ettik,nasıl yakaladığını,
kullandığı rapalayı falan bana gösterdi.(profesyonel
balıkçılar sırlarını kolay kolay vermezler.)Marmaris'e ilk
gidişimde aynı rapaladan birtane aldım.O zamanlar bura-
larda yok o takım.Birgün balıktan dönerken deneyeyim
dedim.Nasıl olsa o yolu katedicem.Vakit akşama yakın,
kayalık bir yerden geçiyordum,birden benim takım takıldı,
misinayı boşladım tabii kayığı hemen boşa alamadım. Misi-
nanın sonuna gelince de köpüğü denize attım yoksa kopacak.
Bunlar birkaç saniye içinde olan şeyler.Daha önce de söyle-
miştim refleksler, çabuk ama doğru karar vermek çok önem-
lidir diye.Herhalde kayaya takıldı dedim.Yanına gidip şaman-
dırayı elime alınca baktım ki bu büyük bir balık.Üzerine gide-
rek yavaşça kayığa aldım.3,5 kg lık bir torik(palamutun
büyüğü)Nasip denen şey bu olsa gerek balık yeme saldırınca
3 tane üçlü iğnenin ikisini düzeltmiş,üçüncüsü balığın yan
tarafından girmiş ve ben o şekilde kayığa almışım.Yoluma
devam ettikçe palamutyakaladım o gün.Hepsi de dişli pala-
mut.30 a yakın yakalamışım,bir de torik ilk palamut avcılı-
ğımda iyi iş.Hava kararmıştı kalamar avına başlamam gere-
kiyordu balıklar peşimde bir müddet daha geldiler,kalamar
takımıma vurup durdular.Ondan sonra her kalamara çıkışım -
da yiyeceğim palamutu yakaladım ama o günkü gibi dişli
palamut sürüsüne denk gelemedim. daha sonraları rastladı-
ğım sürüler çoğunlukla çingene palamutu oldu.
Palamut yahni
Balığın derisini yüz,flato çıkar,içinin siyahlarını al.Kuşbaşı
doğra sonra zeytinyağa limon,karabiber,kimyon karıştır,
dolapta 2-3 saat beklet.Sonra soğan ve sarmısağı hafif
yağda sarart domates dök sos yap,balıkları et kavuruyor
gibi kavur üzerine sosu dök üç dakikaberaber pişir.
Afiyetle ye.
doğra sonra zeytinyağa limon,karabiber,kimyon karıştır,
dolapta 2-3 saat beklet.Sonra soğan ve sarmısağı hafif
yağda sarart domates dök sos yap,balıkları et kavuruyor
gibi kavur üzerine sosu dök üç dakikaberaber pişir.
Afiyetle ye.
Palamut köftesi
Bu tarif Can Akbulut arkadaşımızınkendi deneyip uyguladığı
bir tariftir,test edilip tadılmış veburadan da bizi izleyen arka-
daşlara duyurulmaktadır.1-Palamutları parçala,limonlu suda
yarım saat beklet.Tencerede kaynamış olansuya at 5 dakika
pişir.2-Palamutları kılçığından ayır.İçinekuru ekmek(ekmek
yerine patates rendeleyip de yapabilirsiniz),soğan,kimyon,
karabiber,tuz,bir veya iki yumurta karıştır.3-Yarım saat
bekletip köfte halinegetir.Dip frize koy.İstediğin zaman kullan.
bir tariftir,test edilip tadılmış veburadan da bizi izleyen arka-
daşlara duyurulmaktadır.1-Palamutları parçala,limonlu suda
yarım saat beklet.Tencerede kaynamış olansuya at 5 dakika
pişir.2-Palamutları kılçığından ayır.İçinekuru ekmek(ekmek
yerine patates rendeleyip de yapabilirsiniz),soğan,kimyon,
karabiber,tuz,bir veya iki yumurta karıştır.3-Yarım saat
bekletip köfte halinegetir.Dip frize koy.İstediğin zaman kullan.
Tehlikeli balıklar
Tehlikeli başlığını korkutmak için atmadım.Dikkat etmek
gerekiyor.Tehlikelerini açıklayacağım,bu balıkları tanıma-
yan insanlar var.Bugün balıkçılarda çarpanları (iskorpit)
görünce aklıma geldi.Bu tür balıkların yüzgeçlerinde veya
kuyruğunda dikenleri vardır temas ederseniz canınız çok
yanar bazen de tehlikeli olabilir.En tehlikelilerden birisi
Trakonya'dır.Biz buradaTrakana da deriz.Solungaçkapak-
larının üstünde ve sırt yüzgecindeki dikenlerin bazıları ze-
hirlidir.Ortalama boyları 18 cm civarındadır.Parakete attı-
ğımda yarım kiloluluğunu yakaladığım oldu.Kayığa almam
hemen bıçakla kesip atarım.Aslında eti beyaz ve çok lezzet-
lidir ama o riski göze almadım.Bir dalgınlık başıma iş açmak-
tan korktum.Bir iki sene önce kıyılarda amatörce balık avla-
yan birisi trakana yakalıyor ve tanımadığı içineliyle tutuyor.
Bu arkadaş iki ay yattı ,bayağı bir tehlike atlattı.Eli felç olan-
ları da duydum.Tabii biraz da bünye meselesi. Balıkçılar
konuşurlarken duydum sokulup da acıdan başka bir zarar
görmemişler,yıllar içinde bir bağışıklık kazanmış olabilirler.
Bu balıklar kumluk yerlerde yaşarlar,açık renkli benekli şekil-
leri vardır.Avlanırken bu tür balıkları bilmek gerekir.Diğer bir
dikkat edilecek balıkVatos'dur.Bunların da bir kaç türü var.
İğneli vatos un kuyruğunun dibe yakın yerinde bir iğne vardır,
bu iğne zehirlidir.Benim ağlarıma da vatos yakalandığı çok oldu,
hepsinde dikkatli davrandım bir şey olmadı.Yalnız Datça da ya-
şanmış birolay oldu.Irıp teknelerinin serbest olduğu zamanlarda.
Ağı çektiklerinde torba şeklinde kayığın yanına gelir,balıkçılar
balıkları ürküterek toplanmasını sağlarlar.Buteknede çalışan bir
genç ağın ortasına atlıyor bu iş için.O ara vatos sokmuş mu,
çarpmış mı tam hatırlamıyorum.Bu gencimizin de zor günler
yaşadığını duymuştuk.Vatoslar da kumluk yerlerdebulunur
kuma gömülerek saklanırlar.Bizim burada Çarpan dediğimiz
(iskorpit) balığını çok kişi bilir.Tavası,buğulaması,asıl da çorbası
yapılır.Bu balığın da dikenleri zehirlidir,ağ çekerkengörmeyince
beni bir çok kezçarptı.Bir şey olmadım amaçok acı veriyor.
Küçüklerinin daha zehirli olduklarını okumuştum,hakikaten de
bir defasında çok küçük bir tanesi çarpmıştı ogün akrep sokma-
sı gibi zehirin kolumda yürüdüğünü hissetmiştim,parmaklarım
uyuştu,hemen döndüm denizden.Kayığımız da herzaman
amonyak bulundururuz.Amonyak acıyı hem de tehlikeyi azaltır.
Bir de sokkan diye bir balık vardır buralarda.Aknenize özgü.
Bunun da sırt ve alt yüzgeçlerinde dikenler vardır.Bu dikenler
çarpanda olduğu gibi çok acı verirler.Eti buralarda çok
beğenilen bir balıktır.Karasokkan,beyaz sokkan diye iki
çeşidi var.Yassımsı bir şekli var.Bayanlar bunu temizler-
ken çoğunlukla çarpılırlar.Bazı kişilerin temizlemeden
önce dikenlerini makasla kestiğini gördüm.
Balığın taze olduğunu nasıl anlarız?

Aldığımız balığın tazemi değil mi endişesini zaman zaman
hepimiz yaşamışızdır.Çünkü bu iş sağlık açısındanda tehli-
keli bir durum yaratır.Ben yıllarca kendi yiyeceğimbalığı
kendim tuttum.Taze balığa öyle alışmışım ki herzaman
balık alamıyorum.Yıllar önce eşim balık almıştı,dikkat et-
medim,pişirildi,yedik.Bir tanesini ağzıma atar atmaz deği-
şik bir tat aldım ama yemek durumunda kaldım.Senmisin
yiyen saatlerce sancıdan sonra hastaneye gittik serum
takıldı,sabaha kadar orada yattım.Onun için balık aldığım-
da çoğunlukla kendim temizlerim ve her birinin solungaç-
larına mutlaka bakarım.Sönmüş,rengi uçmuşsa o balığı
atarım.Bu solungaç olayı bazen aldatıcı olabilir.Kendim de
ağ attığım için biliyorum,balık ağı attıktan kısa bir süre
sonra yakalanırsa sabaha kadar bekliyor.Sabaha karşı
yakalananlarla arasında bir fark oluyor.Suda balığın bozul-
ması dışardakine göre daha hızlıdır.Balığın taze olup olma-
dığı daha bakar bakmaz belli olur.Vücut diri ve serttir,
bayat balıkta vücut kendini salar.Benim için en önemli
unsurlardan biri gözleridir.Gözler taze balıkta cam gibi par-
laktır.Eğer balık daha önceden yakalanıp buza falan yatırıl-
mış sa buz tanesi gibi bir noktacık olur gözün merkezinde.
Daha sonra bir de solungaçlarına bakarım tam emin olmak
için.,Solungaçlar ne kadar kırmızı olursa okadar iyidir.
hepimiz yaşamışızdır.Çünkü bu iş sağlık açısındanda tehli-
keli bir durum yaratır.Ben yıllarca kendi yiyeceğimbalığı
kendim tuttum.Taze balığa öyle alışmışım ki herzaman
balık alamıyorum.Yıllar önce eşim balık almıştı,dikkat et-
medim,pişirildi,yedik.Bir tanesini ağzıma atar atmaz deği-
şik bir tat aldım ama yemek durumunda kaldım.Senmisin
yiyen saatlerce sancıdan sonra hastaneye gittik serum
takıldı,sabaha kadar orada yattım.Onun için balık aldığım-
da çoğunlukla kendim temizlerim ve her birinin solungaç-
larına mutlaka bakarım.Sönmüş,rengi uçmuşsa o balığı
atarım.Bu solungaç olayı bazen aldatıcı olabilir.Kendim de
ağ attığım için biliyorum,balık ağı attıktan kısa bir süre
sonra yakalanırsa sabaha kadar bekliyor.Sabaha karşı
yakalananlarla arasında bir fark oluyor.Suda balığın bozul-
ması dışardakine göre daha hızlıdır.Balığın taze olup olma-
dığı daha bakar bakmaz belli olur.Vücut diri ve serttir,
bayat balıkta vücut kendini salar.Benim için en önemli
unsurlardan biri gözleridir.Gözler taze balıkta cam gibi par-
laktır.Eğer balık daha önceden yakalanıp buza falan yatırıl-
mış sa buz tanesi gibi bir noktacık olur gözün merkezinde.
Daha sonra bir de solungaçlarına bakarım tam emin olmak
için.,Solungaçlar ne kadar kırmızı olursa okadar iyidir.
Kalamar Tava
Sizlere kalamar avcılığını bir ara anlatacağım.Ama önce
kalamarı nasıl pişirdiğim konusunda bir şeyler yazayım.
Balıkçılık yaptığımız yıllarda dipfrizlerden birisini sadece
kalamarla doldurur beklerdik yazın satalım da daha iyigelir
elde edelim diye.Ama ne hikmetse fiatlar ya aynıkalırdı
bazen de düşerdi.İthal kalamar falan gibisiyle..Böyle olunca
da ucuz fiatla vereceğimize eşe dosta yedir-diğimiz çok olur-
du.Ben çok lezzetli olmasına rahmen fazla yiyemezdim,
kolöstrolü olanlar için dikkatli tüketilmesi lazım.Pişirir zevkle
yediklerini görünce de hoşuma giderdi.İzmir'e akrabalara
falan giderken de bolca kalamar götürürdük.Bizim burdaki
kalamarın lezzetini bir çok yerdebulamazsınız.Artık bu neden
kaynaklanıyor ayrı bir araş-tırma konusu. Pişirdiğim kalamarı
yedikten sonra kalamar böyle mi oluyormuş dendiğini çok
duydum.Tabii bir çok aşçı çok çeşitli şekillerde kalamarlar
yapabilir.Çok lezzetli olanlar da olabilir.Bu bizimki deneye
deneye yıllar içinde bulduğum bir tarz.Ben balık yemeklerinde,
kimyon,kekik gibi baharatlar kullanırım ama hazır soslar falan
kullanmam.Kalamarda da en sade yöntemi kullandım.
Kullandığımız kalamarlar en az iki veya üç aydırdipfrizde bekle-
miş olurlar.Ben bunun önemli olduğunu düşünüyorum.Dinlenmiş
oluyorlar.Kalamarı ortadanyarıp temizliyorum.Halka halka
yapmıyorum.Pişirirken her tarafı iyi pişiyor.Ayrıca piştikten
sonra görüntü olarak ince patates kızartması görümününde
oluyor. Kalamar yemem diyenlerin bile canını çektiren bir gö-
rünüm.Tava önemli bunun için özel bir tava bile almıştım.Yağ-
dan hiç kaçmayacaksın.Kalamarlar bir cm den kalın olmamak
kaydıyla ince ince kesiliyor,şerit şeklinde oluyor.Güzelce unla-
nıyor burası önemli çünkü su kalırsa yağ zıplatır.Yağ kaynayın-
ca tavaya kalamarların hepsini atmıyorum.üç dört parçada
kontröl edebileceğim kadarını atıyorum.Çünkü bir yandan ma-
şayla karıştırıp her tarafının dengeli pişmesini sağlıyorum.
Pişme süresi işin en can alıcı noktası.Çok kısa bir süre;kalamar-
lar hafif sarımtrak bir renk alacak.Fazla pişerse sertleşir.Çoğun-
lukla 4-5 dakikada pişer.Benzaman tutmadığım için yalan olma-
sın,renginden anlardım.İyi pişirilmiş kalamar ağızda kaldığı
sürede çok değişiktatlar verir.Tavanın üstünü örtmüyorum
iyi unlandığıtaktirde yağ atmıyor.Örtersen buhar oluşuyor yağa
damlayıp zıplamalar oluyor.Kapalı pişireyim dersen istediğin
gibi pişer mi bilmem.Terbiye olayını atladım bu ara.Dipfrizde
beklemiş oluyor bu bir, ikinci yaptığım kalamarları temizleyip
doğradıktan sonra üzerlerine maden sodası döküyorum.
Köpürürken elimle biraz sodada ovalıyorum sonra bir kaç saat
dinlenmeye bırakıyorum. Sodayı çok fazla dökmeye gerek yok
bence tadını falan değiştirir belki.Çoğu kişi unun içine tuz kor
ben onu bile koymazdım ters etki yapacak diye.Sonuçta insan-
ların yerken kalamarım bitiyor diye üzüldüğü bir lezzet çıkardı
ortaya.Kalamarın tadını değiştirecek başka bir şey katmazdım .
(şeker falan)Pişirmek başka anlatmak ayrı bir olay.Hatalarım
için şimdiden özür.Tabii ne kadar anlatırsan anlat,zaman içinde
pratiklik kazanmak gerekiyor.
kalamarı nasıl pişirdiğim konusunda bir şeyler yazayım.
Balıkçılık yaptığımız yıllarda dipfrizlerden birisini sadece
kalamarla doldurur beklerdik yazın satalım da daha iyigelir
elde edelim diye.Ama ne hikmetse fiatlar ya aynıkalırdı
bazen de düşerdi.İthal kalamar falan gibisiyle..Böyle olunca
da ucuz fiatla vereceğimize eşe dosta yedir-diğimiz çok olur-
du.Ben çok lezzetli olmasına rahmen fazla yiyemezdim,
kolöstrolü olanlar için dikkatli tüketilmesi lazım.Pişirir zevkle
yediklerini görünce de hoşuma giderdi.İzmir'e akrabalara
falan giderken de bolca kalamar götürürdük.Bizim burdaki
kalamarın lezzetini bir çok yerdebulamazsınız.Artık bu neden
kaynaklanıyor ayrı bir araş-tırma konusu. Pişirdiğim kalamarı
yedikten sonra kalamar böyle mi oluyormuş dendiğini çok
duydum.Tabii bir çok aşçı çok çeşitli şekillerde kalamarlar
yapabilir.Çok lezzetli olanlar da olabilir.Bu bizimki deneye
deneye yıllar içinde bulduğum bir tarz.Ben balık yemeklerinde,
kimyon,kekik gibi baharatlar kullanırım ama hazır soslar falan
kullanmam.Kalamarda da en sade yöntemi kullandım.
Kullandığımız kalamarlar en az iki veya üç aydırdipfrizde bekle-
miş olurlar.Ben bunun önemli olduğunu düşünüyorum.Dinlenmiş
oluyorlar.Kalamarı ortadanyarıp temizliyorum.Halka halka
yapmıyorum.Pişirirken her tarafı iyi pişiyor.Ayrıca piştikten
sonra görüntü olarak ince patates kızartması görümününde
oluyor. Kalamar yemem diyenlerin bile canını çektiren bir gö-
rünüm.Tava önemli bunun için özel bir tava bile almıştım.Yağ-
dan hiç kaçmayacaksın.Kalamarlar bir cm den kalın olmamak
kaydıyla ince ince kesiliyor,şerit şeklinde oluyor.Güzelce unla-
nıyor burası önemli çünkü su kalırsa yağ zıplatır.Yağ kaynayın-
ca tavaya kalamarların hepsini atmıyorum.üç dört parçada
kontröl edebileceğim kadarını atıyorum.Çünkü bir yandan ma-
şayla karıştırıp her tarafının dengeli pişmesini sağlıyorum.
Pişme süresi işin en can alıcı noktası.Çok kısa bir süre;kalamar-
lar hafif sarımtrak bir renk alacak.Fazla pişerse sertleşir.Çoğun-
lukla 4-5 dakikada pişer.Benzaman tutmadığım için yalan olma-
sın,renginden anlardım.İyi pişirilmiş kalamar ağızda kaldığı
sürede çok değişiktatlar verir.Tavanın üstünü örtmüyorum
iyi unlandığıtaktirde yağ atmıyor.Örtersen buhar oluşuyor yağa
damlayıp zıplamalar oluyor.Kapalı pişireyim dersen istediğin
gibi pişer mi bilmem.Terbiye olayını atladım bu ara.Dipfrizde
beklemiş oluyor bu bir, ikinci yaptığım kalamarları temizleyip
doğradıktan sonra üzerlerine maden sodası döküyorum.
Köpürürken elimle biraz sodada ovalıyorum sonra bir kaç saat
dinlenmeye bırakıyorum. Sodayı çok fazla dökmeye gerek yok
bence tadını falan değiştirir belki.Çoğu kişi unun içine tuz kor
ben onu bile koymazdım ters etki yapacak diye.Sonuçta insan-
ların yerken kalamarım bitiyor diye üzüldüğü bir lezzet çıkardı
ortaya.Kalamarın tadını değiştirecek başka bir şey katmazdım .
(şeker falan)Pişirmek başka anlatmak ayrı bir olay.Hatalarım
için şimdiden özür.Tabii ne kadar anlatırsan anlat,zaman içinde
pratiklik kazanmak gerekiyor.
Balık Çorbası
Balık çorbası orfoz lahos,iskorpit gibi balıklardan yapılır.Çorba için ayrılan balıklar yıkandıktan sonra parçalaraayrılarak bir tencereye konur.Balıkların başları atılmayıpberaber kaynatılmalıdır.Çorbanın tadını veren kafadır.Balığın miktarına göre tencereye su konur içine dördebölünmüş irice bir soğankonup 20 dakika kaynatılır.Daha sonra haşlanmış balıklar bir kaba alınıp balığın suyusüzgeçten geçirilir.Böylece kılçıklar kafa ve soğanlar atılır.Tencerede yağda sarartılmış soğan içersine biraz salça ko-nulup kabuğu doğranmış domatesler dökülür.Domateslereriyince ayıklanmış balıklar ilave edilir.Tuz ve baharatilave edilir.İsteğe göre içine bir iki kaşık pirinç atılır.(küçükdoğranmış patates,havuç,kereviz kökü vs ilave edilebilir)Su ilave edilecek olursa daima kaynatılmış su koyun.Pirinçler pişinceye kadar kaynatıp servis yapın.Son etaptapişirirken tencerenin ağzı yarım kapalı olsun balık kokusuhiç olmaz.Not:Burda yazdığım balık yemeklerini kendim bizzat yapıpyedim.Çorbada bunlardan biri,sanıldığı gibi balık kokusu falanolmuyor
11 Ocak 2009 Pazar
Balık Pilakisi
balığa en az yer veren milletlerdeniz.Bunda balığı pişir-*
mede bir kaç yöntemin dışına çıkamamızın rolü büyük.
Bir iki defa yedik mi bıkıyoruz.Oysa çok çeşitli şekillerde
balığı değerlendirmek mümkün.Balıkçıların büyük bir
çoğunluğu bu konuda usta ve bir araya geldilermi yap-
tıkları balık yemeklerini ballandıra ballandıra anlatırlar,
hemen balık alıp yapasın gelir.Bunlardan biri de balık
pilakisi.
Balık plakisi için orfoz,lahos gibi balıklar en iyisi ,tabii
bunların fiatları birçoğumuz için fazla.Diğer alternatif
resimde görülen iskorpit balığı(burada çarpan derler,
resimde de görülen dikenler elinize batarsa canınız
yanar,ama önce dikenlerini bıçakla sıyırıp alırsanız
kolay olur)Bu çarpanların alev gibi kırmızıları olurdu,
1-2 kg dan da aşağı gelmezlerdi,en makbulü o,şimdi
nadiren çıkıyor nesli tükendi gibi.
Balıkları kılçıklarından ayırın,domatesi ,biberi kesip
bir kenarıya koyun.Tencereye yağ koyup içine soğanı
doğra,hafifçe sarart.Bir kapta biraz su koyup kaynatı-
yorsunuz.Soğanlar sararır sararmaz balıkları koyup
üzerine domatesi,biberi boşalt kaynamış suyu üzerine
çıkacak kadar dök ve pişmesini bekle,baharat kullana-
bilirsiniz,afiyet olsun.
Ahtapot sote
Ahtapot görünüş olarak bir çok insanın yemeğe yanaşmadığı
bir deniz ürünü.Bu ürünün kıymetini sahil kesimlerinin yerli
halkı iyi bilir.Ben de yıllarca tuttuğum halde balıkçılığımın
son yıllarında yemeğe başladım.Kendim sotesini yaptığım
için size de o tarifi vereceğim.Ahtapotu denizden çıkar çıkmaz
pişirecekseniz yere vurarak veya taşla ovarak köpüklerini
çıkarmalısınız ki daha yumuşak ve lezzetli olsun.Ben dipfrizde
bekletiyordum sorun olmadı.
Ahtapot bütün olarak bir kaba konuyor içine de bir bardak
ısıtılmış su,biraz şarap veya sirke konup yarım saat pişiriliyor.
Çıkardıktan sonra süzgüde soğumaya bırakılır.Burada dikkat
edilecek nokta ahtapotu soğuk suyla temas ettirmemektir.
Yoksa sertleşir.
Soğuyunca derisi soyulur bembeyaz eti çıkar,bunlar küçük
parçalar halinde doğranır.
Bir kaba zeytinyağı konup soğan doğranır,sarartılır.Küçük
parçalar halinde doğranmış ahtapotlar içine atılıp biraz
yedirilir,sonra soyulmuş hazır bekleyen domatesler ilave edilir.
İçine 3 diş sarmısakla baharat ilave edilir başka bir kapta
kaynatılmış su ilave edilir(bazı tariflerde ahtapotu kendi
suyuyla pişirin diye de yazar)pişmesine 2 dakika kala
ayıklanmış maydonozlar üzerine serpilip ocak kapatılır.
Bu arada kıyıdan veya tekneyle balık avı esnasında
ahtapot yakalayanlardan rica küçücük ahtapotları denize
bırakın,büyüyünce yine siz yakalayacaksınız.Ahtapotlar
artık diğer deniz ürünleri gibi çok azaldı.Bunda zamansız
avlamayla yavru ahtapotların yakalanmasının rolü büyük.
bir deniz ürünü.Bu ürünün kıymetini sahil kesimlerinin yerli
halkı iyi bilir.Ben de yıllarca tuttuğum halde balıkçılığımın
son yıllarında yemeğe başladım.Kendim sotesini yaptığım
için size de o tarifi vereceğim.Ahtapotu denizden çıkar çıkmaz
pişirecekseniz yere vurarak veya taşla ovarak köpüklerini
çıkarmalısınız ki daha yumuşak ve lezzetli olsun.Ben dipfrizde
bekletiyordum sorun olmadı.
Ahtapot bütün olarak bir kaba konuyor içine de bir bardak
ısıtılmış su,biraz şarap veya sirke konup yarım saat pişiriliyor.
Çıkardıktan sonra süzgüde soğumaya bırakılır.Burada dikkat
edilecek nokta ahtapotu soğuk suyla temas ettirmemektir.
Yoksa sertleşir.
Soğuyunca derisi soyulur bembeyaz eti çıkar,bunlar küçük
parçalar halinde doğranır.
Bir kaba zeytinyağı konup soğan doğranır,sarartılır.Küçük
parçalar halinde doğranmış ahtapotlar içine atılıp biraz
yedirilir,sonra soyulmuş hazır bekleyen domatesler ilave edilir.
İçine 3 diş sarmısakla baharat ilave edilir başka bir kapta
kaynatılmış su ilave edilir(bazı tariflerde ahtapotu kendi
suyuyla pişirin diye de yazar)pişmesine 2 dakika kala
ayıklanmış maydonozlar üzerine serpilip ocak kapatılır.
Bu arada kıyıdan veya tekneyle balık avı esnasında
ahtapot yakalayanlardan rica küçücük ahtapotları denize
bırakın,büyüyünce yine siz yakalayacaksınız.Ahtapotlar
artık diğer deniz ürünleri gibi çok azaldı.Bunda zamansız
avlamayla yavru ahtapotların yakalanmasının rolü büyük.
Palamut balığı
Bizim buralarda palamut balığı İstanbul'dan farklı olur,
bir çok yerde çingene palamutu ilk çıkan küçük palamutlardır
bizim burada eti siyah ve kanlı bir palamut'a diyorlar.Palamut
balığı Karadenizden Akdeniz'e inerken tuzu az sudan tuzlu
suya girmekten dolayı yağlarını kaybederler.O yüzden bizim
buralarda Palamut yağsız ve kanlı bir balıktır.Datça'da üç
çeşit oluyor:1-Çingene palamutu,kara etli,kanlı 2-Tombik
dedikleri daha beyaz,kanı az oluyor.Bazıları iddia ediyor bun-
lar orkinos yavrusu diye,ilgisi yok.3-Dişli palamut,bunların
adı üstünde dişleri var eti gayet beyaz,kansız.Bu tür çok
fazla olmuyor buralarda fiatı da diğerlerine göre fazla.Şimdi
gelelim bizim çingene palamutuna,buralarda palamut zamanı
en çok yakalanan ve fiatı en ekonomik olan o.Bir önceki yazım-
da ızgarasını anlatmıştım terbiye ederek benim çok sevdiğim
bir balık.Çingene palamutunu alır almaz yemiyeceksin.temiz-
leyip dipfrize atacaksın,bir kaç gün dinlenecek.Sonra yeme
vakti gelince dipfrizden çıkarıp içine biraz sirke koyduğun
suyun içinde erimesini bekle.Ben nar suyuyla denedim çok
güzel oldu.Eridikten sonra dışarı çıkardığında şaşırıyorsun;
bizim çingene palamutu beyaz palamut olmuş,eti sıkı kansız.
Bu tarifte balığı yerken içine limom sıkmazsanız daha lezzetli
oluyor.
bir çok yerde çingene palamutu ilk çıkan küçük palamutlardır
bizim burada eti siyah ve kanlı bir palamut'a diyorlar.Palamut
balığı Karadenizden Akdeniz'e inerken tuzu az sudan tuzlu
suya girmekten dolayı yağlarını kaybederler.O yüzden bizim
buralarda Palamut yağsız ve kanlı bir balıktır.Datça'da üç
çeşit oluyor:1-Çingene palamutu,kara etli,kanlı 2-Tombik
dedikleri daha beyaz,kanı az oluyor.Bazıları iddia ediyor bun-
lar orkinos yavrusu diye,ilgisi yok.3-Dişli palamut,bunların
adı üstünde dişleri var eti gayet beyaz,kansız.Bu tür çok
fazla olmuyor buralarda fiatı da diğerlerine göre fazla.Şimdi
gelelim bizim çingene palamutuna,buralarda palamut zamanı
en çok yakalanan ve fiatı en ekonomik olan o.Bir önceki yazım-
da ızgarasını anlatmıştım terbiye ederek benim çok sevdiğim
bir balık.Çingene palamutunu alır almaz yemiyeceksin.temiz-
leyip dipfrize atacaksın,bir kaç gün dinlenecek.Sonra yeme
vakti gelince dipfrizden çıkarıp içine biraz sirke koyduğun
suyun içinde erimesini bekle.Ben nar suyuyla denedim çok
güzel oldu.Eridikten sonra dışarı çıkardığında şaşırıyorsun;
bizim çingene palamutu beyaz palamut olmuş,eti sıkı kansız.
Bu tarifte balığı yerken içine limom sıkmazsanız daha lezzetli
oluyor.
Balık Izgara
Izgara yapılacak balıkların biraz yağlı olması gerekse de
biraz terbiye ile her balığın ızgarasını yapabilirsiniz.Ben
burada Palamut balığından yaptığımı anlatacağım.Palamut
bizim buralarda bazılarının değerini anlayamadığı bir balık,
yağsız oluşu,biraz kanlı olması vs.Oysa bu önyargı değişti-
ğinde bir çok balıkta olmayan değişik tatlara bir yolculuk
yaparsınız.Palamut balığını temizledikten sonra başağı
şekilde bir müddet bırakarak kanının süzülmesini sağlıyor-
sunuz.Sonra ekmek dilimler gibi kesiyorsunuz.Küçük yay-
van bir kaba biraz yağ döküp dilimlerin iki tarafını bu yağa
batırın.Yağlanan yüzeye sırasıyla tuz,kimyon,kekik dökün.
Tabii bunları ölçülü kullanın ki balığın kendine özgü tadı
kaybolmasın.Her dilimi aynı şekilde yapıpı üst üste istifleyin.
Buzdolabında 3-4 saat dinlensin.Pişirirken de bir kaba
biraz yağ koyup arada pişen balıklara bir tampon ile sürüp
nemli kalmasını sağlayın.Sonunda enfes bir balık ızgarası,
afiyetle yiyin.Palamut gibi balıklar dipfrizde dinlenirse
daha iyi olur.
biraz terbiye ile her balığın ızgarasını yapabilirsiniz.Ben
burada Palamut balığından yaptığımı anlatacağım.Palamut
bizim buralarda bazılarının değerini anlayamadığı bir balık,
yağsız oluşu,biraz kanlı olması vs.Oysa bu önyargı değişti-
ğinde bir çok balıkta olmayan değişik tatlara bir yolculuk
yaparsınız.Palamut balığını temizledikten sonra başağı
şekilde bir müddet bırakarak kanının süzülmesini sağlıyor-
sunuz.Sonra ekmek dilimler gibi kesiyorsunuz.Küçük yay-
van bir kaba biraz yağ döküp dilimlerin iki tarafını bu yağa
batırın.Yağlanan yüzeye sırasıyla tuz,kimyon,kekik dökün.
Tabii bunları ölçülü kullanın ki balığın kendine özgü tadı
kaybolmasın.Her dilimi aynı şekilde yapıpı üst üste istifleyin.
Buzdolabında 3-4 saat dinlensin.Pişirirken de bir kaba
biraz yağ koyup arada pişen balıklara bir tampon ile sürüp
nemli kalmasını sağlayın.Sonunda enfes bir balık ızgarası,
afiyetle yiyin.Palamut gibi balıklar dipfrizde dinlenirse
daha iyi olur.
10 Ocak 2009 Cumartesi
Misinanın iğneye bağlanışı
Çizmeye çalıştım ama anlarsınız umarım,ben özellikle
kalın misinaları iğneye bağlarken bu yöntemi kullandım.
Hiç çıktığını,gevşediğini bilmem.Resimdeki gibi bir miktar
misinayı halka haline getirip bu halkayı iğnenin ve onun
üzerinde kalan sonradan asılacağınız kısa misinanın üzerin-
den 5-6 kez doluyorsunuz sonra doladığınız kısma bastırıp
okla gösterdiğim kısa ucu düzgünce asılıp sıkıştırıyorsunuz.
Uzatmada kullanmak isterseniz misinayı biraz uzun tutup
önce geride kalan iğneyi sonra öndekini aynı yöntemle
bağlıyorsunuz.Ben bunu profesyonel balıkçılardan öğrendim
ve genellikle bu yöntemi kullandım.Yanınızda pense falan
olmasa da sıkıştırmak kolay oluyor.
Levrek avında oltanın balığa bağlanışı
geçirip gözünden çıkarıyorum.Sonra misinayı balığın
düzgün duruşunu bozmayacak şekilde ayarlayıp ,
halka yapıyorum ve balığın kuyruğuna bağlıyorum
bunu bir kez daha yapıp 3.sünde halkayı ters çevirerek
bir kez daha kuyruğa geçirip sıkıyorum artık misina bağlan-
dığı yerden oynamaz.Kuyruktan bağlamamızın nedeni
oltayı uzağa fırlatırken olta iğnesinin bulunduğu yerden
oynamaması,balık da deforme olmaz.Balıktaki en küçük
biçim bozukluğu levreğin dikkatini çeker.Bir ara yorgan
iğnesi kullanarak oltanın sap kısmını iyice gizleyip misinayı
derisinin altından geçirip kuyruğa ondan sonra bağlıyor-
dum.Tabii bunu yapmak için misinanın kesilip iğnenin
deliğinden geçirilmesi gerekiyor,sonrada da misinanın
uçlarını birbirine sağlamca bağlamak.Bu iş biraz dikkat
istediği için siz yukarıdaki gibi bağlayın.Bu iğne kullanma
işi büyük iğne kullanma isteğimden çıktı,uzun saplı büyük
iğne kullandığımda çok daha iyi sonuç aldım.Olta iğnesinin
sadece ucunu açıkta bırakıyordum.İğnenin ucu balığa gömü-
lürse saplanması zor olur.Ben kamış olta kullanmadım,30
luk misinayı küçük pet şişeye sarıp o şekilde atıyordum.
Balık sunduğu zaman 30-40 m boşluk vermek gerekiyor.
Hiç takılma olmamalı,yemi aldığında pet şişeyi düz bir şekilde
balığa doğru tutup götürmesini bekliyorsunuz.Bir diğer
yol yanınızda küçük bir leğen olursa içine su koyup boşluk
vereceğiniz misinayı bunun içine istif etmek,takılmadan
gider.Balık sunup yemi götürürken yemi yutmadan önce
bu 30-40 m de en az 2 kez durup tehlike görmezse devam
eder.Durduğunda heyacanlanır çekerseniz yemi bırakır
ve bir daha sunmaz.Bu 30-40 m nin geçilmesini mutlaka
bekleyin,sakin sabırlı olursanız şansınız artar.Levrek ölü
balığı yandan yakalıyor,çarptırarak,çekerek falan yakalan-
maz oltayı yutmalı.Diğer yandan daha önce de bahsettim
yem ölü olduğu için şırınga ile şişirilmesi lazım,misina 30
luktan kalın olursa ağırlıkla dibe batar hem de balık farkeder.
Kullandığınız yemin günlük olması,dipfrizden olmaması
lazımdır.
9 Ocak 2009 Cuma
Levrek Avcılığı
Size levrek avcılığı yaptığım zamanlarla ilgili bir
anımı anlatayım.Levrek denizlerdeki en kurnaz,
temkinli balıklardandır,hele bir de liman levreği
olursa!Liman balıkları yaşadıkları ortamdanmı-
dır nedir daha kurnaz olurlar.Bu özellikleri halk
arasında da "liman balığı gibi kurnaz"şeklinde
geçer.
O zamanlar"ırıp"dediğimiz balıkçı tekneleri vardı,
kıyıya yakın ağ atarlardı.Bunlar avdan dönerken
bir yandan ağları toplarlar küçük balıkları veya
işe yaramazları denize atarak limana gelirlerdi.
Arkalarından martılarla beraber levrekler de peş-
leri sıra limana girer hala atılmakta olan balıklara
atlarlar ama oltaya sunmazlardı.Gece kürekli bir
kayığım vardı onu alır limanın kuytu bir yerinde
oltamı atar levrekleri beklerdim.Kolay kolay boş
döndüğüm olmazdı.Levrek büyük balıklardandır,
2 kg dan küçüklerini yakaladığım çok nadirdir.
O gece yanıma bir kg lopa(kupes)alıp limana gittim.
Kayığı yine kuytu bir köşeye çekip beklemeye baş-
ladım.Yemler ölü batmasın diye şırıngayla hava
vermek gerekiyor,yoksa mıngırı veya diğer balıklar
yemi parçalar.Neyse birtanesi oltama musallat oldu
benimle oyun oynuyor,liman levreği.Ne yaptımsa
yemi yediremedim,alıp götürüyor asılınca bırakıyor.
Saat oldu gecenin onbiri,yarın da seçim var sandık
başkanı olarak görevliyim.Baktım olmuyor yemleri
denize atıp gideyim dedim.Tam bir avuç yemi denize
atmıştım ki ortalık karıştı,ayni balık çiftliği gibi,koca
bir alay levrek.Hemen oltamı aralarına attım,atar
atmaz bir tanesi yapıştı.30-40 m boşluk verdim sonra
hızla çekerek oltanın boğazına takılmasını sağladım.
30 luk misina dikkatli çekmek lazım,balık limandaki
demir iplerine oltayı sarmış kurtarayım diyene kadar
oltayı kopardı.Bozuntuya vermeden yine biraz balık
atıp oltamı aralarına attım,atar atmaz biri daha yine
boşluk verip sonra sert çekerek oltanın boğazına otur-
masını sağladım.Ama iş çekmeye gelince balık yine
demir iplerine sarmıştı.İplere asılarak oltamı sardığım
plastik su şişesini iplerden geçirerek kurtardım,boşluk
vermeden çekiyorum bazen yükleniyor kontrollü bir
boşluk bırakıyorum.Boşluk verirseniz kulaklarının arka-
sı jilet gibi keskindir oltayı keser.Balığı kayığın yanına
getirdiğimde tam çolguyu ayarlıyordum kuyruğunu
suya vurmaz mı?Üstüm sırılsıklam oldu balığı o zaman
gördüm koca bir azman,evde tarttım tam 4 kg.
O gece aynı şekilde 3 tane daha yakaladım ama onlarda
fazla zorlanmadım.Kayık akıntıya kapılarak,iplerden
uzaklaşmıştı,tabii balıklar da benle birlikte.Ama yemim
bitti ertesi günü de zorlu bir görev evin yolunu tuttum.
Ertesi gün dururmuyum,hemen hava kararır kararmaz
yemi alıp koştum limana.Ama nerde bizim balıklar
gitmişti,yabancı bir sürüydü olta tanımayan.Bir daha da
böyle aç,kalabalık bir levrek sürüsüne rastlamadım.
Onun kurnazlıklarına çareler arayarak avlandık durduk.
Ogünü unutamam,ogün ayrıca balık avında yemlemeyi
öğrenmiş oldum yemleyerek levrekleri kolayca bulup
yakaladım.
anımı anlatayım.Levrek denizlerdeki en kurnaz,
temkinli balıklardandır,hele bir de liman levreği
olursa!Liman balıkları yaşadıkları ortamdanmı-
dır nedir daha kurnaz olurlar.Bu özellikleri halk
arasında da "liman balığı gibi kurnaz"şeklinde
geçer.
O zamanlar"ırıp"dediğimiz balıkçı tekneleri vardı,
kıyıya yakın ağ atarlardı.Bunlar avdan dönerken
bir yandan ağları toplarlar küçük balıkları veya
işe yaramazları denize atarak limana gelirlerdi.
Arkalarından martılarla beraber levrekler de peş-
leri sıra limana girer hala atılmakta olan balıklara
atlarlar ama oltaya sunmazlardı.Gece kürekli bir
kayığım vardı onu alır limanın kuytu bir yerinde
oltamı atar levrekleri beklerdim.Kolay kolay boş
döndüğüm olmazdı.Levrek büyük balıklardandır,
2 kg dan küçüklerini yakaladığım çok nadirdir.
O gece yanıma bir kg lopa(kupes)alıp limana gittim.
Kayığı yine kuytu bir köşeye çekip beklemeye baş-
ladım.Yemler ölü batmasın diye şırıngayla hava
vermek gerekiyor,yoksa mıngırı veya diğer balıklar
yemi parçalar.Neyse birtanesi oltama musallat oldu
benimle oyun oynuyor,liman levreği.Ne yaptımsa
yemi yediremedim,alıp götürüyor asılınca bırakıyor.
Saat oldu gecenin onbiri,yarın da seçim var sandık
başkanı olarak görevliyim.Baktım olmuyor yemleri
denize atıp gideyim dedim.Tam bir avuç yemi denize
atmıştım ki ortalık karıştı,ayni balık çiftliği gibi,koca
bir alay levrek.Hemen oltamı aralarına attım,atar
atmaz bir tanesi yapıştı.30-40 m boşluk verdim sonra
hızla çekerek oltanın boğazına takılmasını sağladım.
30 luk misina dikkatli çekmek lazım,balık limandaki
demir iplerine oltayı sarmış kurtarayım diyene kadar
oltayı kopardı.Bozuntuya vermeden yine biraz balık
atıp oltamı aralarına attım,atar atmaz biri daha yine
boşluk verip sonra sert çekerek oltanın boğazına otur-
masını sağladım.Ama iş çekmeye gelince balık yine
demir iplerine sarmıştı.İplere asılarak oltamı sardığım
plastik su şişesini iplerden geçirerek kurtardım,boşluk
vermeden çekiyorum bazen yükleniyor kontrollü bir
boşluk bırakıyorum.Boşluk verirseniz kulaklarının arka-
sı jilet gibi keskindir oltayı keser.Balığı kayığın yanına
getirdiğimde tam çolguyu ayarlıyordum kuyruğunu
suya vurmaz mı?Üstüm sırılsıklam oldu balığı o zaman
gördüm koca bir azman,evde tarttım tam 4 kg.
O gece aynı şekilde 3 tane daha yakaladım ama onlarda
fazla zorlanmadım.Kayık akıntıya kapılarak,iplerden
uzaklaşmıştı,tabii balıklar da benle birlikte.Ama yemim
bitti ertesi günü de zorlu bir görev evin yolunu tuttum.
Ertesi gün dururmuyum,hemen hava kararır kararmaz
yemi alıp koştum limana.Ama nerde bizim balıklar
gitmişti,yabancı bir sürüydü olta tanımayan.Bir daha da
böyle aç,kalabalık bir levrek sürüsüne rastlamadım.
Onun kurnazlıklarına çareler arayarak avlandık durduk.
Ogünü unutamam,ogün ayrıca balık avında yemlemeyi
öğrenmiş oldum yemleyerek levrekleri kolayca bulup
yakaladım.
Uzatma ile yakaladığım orfoz
Avlanacağım ince burun'a sabah erkenden vardım,Datça
limanından bir saatlik bir mesafe bizim kayıklarla.Yolda
giderken bir yandan hazırlıkları yaparken bir yandan da
oltayı nerelere nasıl atacağımın planını yapıyorum.İnce
burun kayalık,akıntılı bir yer,akıntılar bazen olumlu etki
yapsa da çoğu zaman ters etkileri olur,misinalar akarak
kayalara sarılır veya oltanız hiç istemediğiniz yerlere gider.
onun için böyle yerlerde akıntılar iyi hesaplanmalı,balık-
ların hangi saatlerde hangi bölgelerde dolaştıklarını bil-
mek lazım.Zamanında benim ince buruna gelip de balık
yakalamadığım çok nadirdi.Şimdilerde oralarda da balıklar
azaldı.Yanımda iki adet ölü kalamar vardı onun için olta-
yı atacağım yeri iyi seçmeliydim,hata yapmamamam gere-
kiyordu;yemleri ziyan edersem bunca yolu boşa gelmiş
olacaktım.Uzatma oltalarımı çıkarıp sübye de anlattığım
gibi iğneleri yeme geçirdikten sonra 600-700 m gidip
yemi bıraktım ve oltayı boşaltarak kıyıya daha önce
demir attığım yere geldim,uzatmanın köpüğünü kolay
çözülecek biçimde demir ipinin şamandırasına bağlayıp
2. oltayı atmaya gittim,yine kayaları ve akıntıları dikkate
alarak oltayı bırakıp demir ipine doğru giderken ilk attı-
ğım uzatmanın şamandırasının havaya savrulduğunu
gördüm ,denize düşüp bir müddet döndü,hızla gelip
elimdeki oltanın köpüğünü demir ipine bağladım denize
savrulan oltaya koştum,moralim de bozuldu;eğer oltanın
ucundaki balık orfoz ise çıkarmak çok zordu.Boşluğu de-
ğerlendirip hemen bir kayanın içine girmiştir,çıkarması
da şansa kalmış.Düşündüğüm gibi oltayı elime alınca şöyle
bir baktım balık kayada,hiç uğraşmadım misinayı babalar-
dan birine bağlayıp verdim gazı.Bayağı bir gittim olta
ne gerildi ne koptu gitsem daha gideceğim o zaman uyan-
dım ve arkaya bakar bakmaz denizde suyun üstündeki
balığı gördüm.Orfoz ,lahos gibi balıkların hava keseleri
vardır hızla çekerseniz basınçla şişerler balığın ağzından
dışarı çıkarlar,balık bir daha dibe gidemez.Bu da öyle
olmuştu.Neyse tam balığa doğru gidiyordum diğer olta
denize uçtu,balığı kayığa aldım (on kilonun bayağı üzerin-
de bir orfozdu.)hızla diğer oltaya koştum ama o da kaya-
ya girmişti,epey uğraştım ama çıkarmak nasip olmadı.
İki yemime aynı anda iki orfoz sunmuştu ,balıkların bir
havası saati olur ona denk gelmiştim.Yakaladığım balığa
gelince onu almam bir tesadüf sonucuydu.Balık yemi
yutup kayaya doğru kaçarken boşta kalan 2. iğne bir
kayaya takılmış balık da kovuğuna gidememişti.Ben
yol verip asılınca kayaya takılan iğne yamulmuş balık da
gelmişti.Avcılıkda rast gelsin derler bazen şansın,tesadüf-
lerin çok etkisi olur.Eve gelince balığı 2 şer kiloluk parça-
lara ayırdım dipfrize attım,daha sonraki günlerde arkadaş-
larımla yedik o vesile ile çok tatlı sohbetler ettik.
limanından bir saatlik bir mesafe bizim kayıklarla.Yolda
giderken bir yandan hazırlıkları yaparken bir yandan da
oltayı nerelere nasıl atacağımın planını yapıyorum.İnce
burun kayalık,akıntılı bir yer,akıntılar bazen olumlu etki
yapsa da çoğu zaman ters etkileri olur,misinalar akarak
kayalara sarılır veya oltanız hiç istemediğiniz yerlere gider.
onun için böyle yerlerde akıntılar iyi hesaplanmalı,balık-
ların hangi saatlerde hangi bölgelerde dolaştıklarını bil-
mek lazım.Zamanında benim ince buruna gelip de balık
yakalamadığım çok nadirdi.Şimdilerde oralarda da balıklar
azaldı.Yanımda iki adet ölü kalamar vardı onun için olta-
yı atacağım yeri iyi seçmeliydim,hata yapmamamam gere-
kiyordu;yemleri ziyan edersem bunca yolu boşa gelmiş
olacaktım.Uzatma oltalarımı çıkarıp sübye de anlattığım
gibi iğneleri yeme geçirdikten sonra 600-700 m gidip
yemi bıraktım ve oltayı boşaltarak kıyıya daha önce
demir attığım yere geldim,uzatmanın köpüğünü kolay
çözülecek biçimde demir ipinin şamandırasına bağlayıp
2. oltayı atmaya gittim,yine kayaları ve akıntıları dikkate
alarak oltayı bırakıp demir ipine doğru giderken ilk attı-
ğım uzatmanın şamandırasının havaya savrulduğunu
gördüm ,denize düşüp bir müddet döndü,hızla gelip
elimdeki oltanın köpüğünü demir ipine bağladım denize
savrulan oltaya koştum,moralim de bozuldu;eğer oltanın
ucundaki balık orfoz ise çıkarmak çok zordu.Boşluğu de-
ğerlendirip hemen bir kayanın içine girmiştir,çıkarması
da şansa kalmış.Düşündüğüm gibi oltayı elime alınca şöyle
bir baktım balık kayada,hiç uğraşmadım misinayı babalar-
dan birine bağlayıp verdim gazı.Bayağı bir gittim olta
ne gerildi ne koptu gitsem daha gideceğim o zaman uyan-
dım ve arkaya bakar bakmaz denizde suyun üstündeki
balığı gördüm.Orfoz ,lahos gibi balıkların hava keseleri
vardır hızla çekerseniz basınçla şişerler balığın ağzından
dışarı çıkarlar,balık bir daha dibe gidemez.Bu da öyle
olmuştu.Neyse tam balığa doğru gidiyordum diğer olta
denize uçtu,balığı kayığa aldım (on kilonun bayağı üzerin-
de bir orfozdu.)hızla diğer oltaya koştum ama o da kaya-
ya girmişti,epey uğraştım ama çıkarmak nasip olmadı.
İki yemime aynı anda iki orfoz sunmuştu ,balıkların bir
havası saati olur ona denk gelmiştim.Yakaladığım balığa
gelince onu almam bir tesadüf sonucuydu.Balık yemi
yutup kayaya doğru kaçarken boşta kalan 2. iğne bir
kayaya takılmış balık da kovuğuna gidememişti.Ben
yol verip asılınca kayaya takılan iğne yamulmuş balık da
gelmişti.Avcılıkda rast gelsin derler bazen şansın,tesadüf-
lerin çok etkisi olur.Eve gelince balığı 2 şer kiloluk parça-
lara ayırdım dipfrize attım,daha sonraki günlerde arkadaş-
larımla yedik o vesile ile çok tatlı sohbetler ettik.
8 Ocak 2009 Perşembe
UZATMA İLE BALIK YAKALAMAK-Canlı sübyenin oltaya takılışı
tuttum. Bu yöntemde:500-600 m lik 9o lık misina,canlı
yem,8-7 nolu iğneler kullanılır.Canlı yem ağlarımızdan
çıkan sübye olurdu,çıkmazsa parayla diğer arkadaşlar-
dan alırdık.Misinanın ucuna sübyenin boyu dikkate alına-
rak arka arkaya iki iğne bağlanır.Bazıları arkadaki iğne-
yi hareketli yapıyorlar ben bunun bazı sakıncalı yanlarını
yi hareketli yapıyorlar ben bunun bazı sakıncalı yanlarını
gördüğüm için sabit bağlıyorum.İlk iğne sübyenin başının
altındaki su fışkırtma yerinden geçirilir ikinci iğne gerisin-
deki kemikli kısımdan geçirilir ki oltayı asıldığında sübye
zarar görmez,saldıran olmazsa sübye canlı olarak gelir.
Ben bu iğnelerden arkadakini diğerinden hep bir numara
küçük olarak kullandım çoğu kez de faydasını gördüm.
küçük olarak kullandım çoğu kez de faydasını gördüm.
Oltaya yemi taktıktan sonra balığın bulunduğu yerleri
dikkate alarak oltanın uzunluğu kadar gidip yemi denize
bırakıp oltayı boşalta boşalta dönersin.Bunu yaparken
çok dikkat ister deniz trafiğini iyi takip etmelisiniz çünkü
o an misina suyun üzerindedir siz kıyıya vardıktan bir
süre sonra batar .O an bir tekne geçerse misinanız per-
vanesine takılır hem sizin için hem de o tekne için tehli-
keli olabilir,özellikle misina elinize falan dolanırsa
(90 lık misina) hiç şansınız olmaz.Bu yüzden belli bir
uzaklığa kadar tekne görünmemeli(sürat tekneleri
sürpriz) yapabilir)ve de yanınızda kurşun kıstırmalar
veya ağırlıklar olmalı, zor da kaldığınızda kullanarak
misinanın batmasını sağlamalısınız. Diyeceksiniz bu
ağırlıkları takıp da niye misinayı denize bırakmıyor-
sun?Bu yerler çoğunlukla kayalık olduğu için misina-
sun?Bu yerler çoğunlukla kayalık olduğu için misina-
yı çektiğinizde kayaya dolanır kurtaramazsınız,misi-
na kendi ağırlığı ile dibe battığında zamanla sübyenin
hareketi ile takıldığı yerlerden kurtulur.Yani olta
dibe takıldığında hafifçe asılırsın gelmiyorsa zorlan-
maz kendinin kurtulması beklenir.Ağırlık takarak
attığımız zamanlar da oldu,akıntı çok fazla ise yapa-
cak başka bir şey yoktur.Neyse oltayı bırakıp daha
önce demir attığın yere geliyorsun demirin şamandı-
önce demir attığın yere geliyorsun demirin şamandı-
rasırasına oltayı bağlıyarak bir kaç tane oltayı değişik
yerlere atabilirsin.Sonunda gelip demir ipine kayığını
bağlıyorsun ve av başlıyor,5 dakikada bir oltaların
köpüklerini eline alıp 5-6 metre sarıyorsun böylece
500-600 m lik bir alan taranmış oluyor,oltayı çekti-
ğin yerlerde bir balık olur da yemi görürse mutlaka
yeme atlar,köpük havalara uçar.O anki heyacanı
anlatamam bütün hızınla çekeceksin hiç ara verme-
den.Küçük bir boşlukta balık bir kovuğa girebilir,
oltanın kopma sorunu olmaz iğnelerde kaliteli ise
açılmazlar.Kayığın kullanışlı ise bir yandan balığı
beklerken çayını yapabilirsin,radyonu açıp müzik
dinlersin,kitabını okursun.Kısaca uzatma çok rahat
bir avlanma şeklidir ve yakaladığın balıklar da 2 kg
dan aşağı olmaz.
Yalnız avcı
Çoğunlukla denize yalnız giderdim,tabii yanınızda biri-
sinin olması iyi bir şeydir;insanın başına ne geleceğini
kimse bilemez.Benim yalnız başıma denizlere gitmemin
bir kaç nedeni vardı;doğayla başbaşa kalmak hoşuma
gidiyordu diğeri sizinle gelecek kişi acemi ise yararından
çok zararı olur.Avcılık bir sabır işidir bütün gün bekler
sonrada boş gelirsin .Bu bizim için doğal bir şeydir ama
yanınızda gelen kişi birşeyler tutulsun ister,onun bu
hislerini anlarsan bu sefer sen huzursuz olursun.
Yalnızken herşeyim planlıdır,yalnız olduğunu hesaba
katarak davranırsın.Denizlerde pratiklik çok önemlidir.
Hızlı ama en doğru kararı vermen gerekir.Öyle durum-
larla karşılaşırsın ki yanlış bir hareket veya gecikme
sana veya malına zarar verebilir.
Son zamanlarda yasalar da ehliyetli olmayan birisini
yanımızda götürmemize izin vermiyordu.Profosyenel
bir balıkçı teknesinde bulunabilmen için en az bir miço
ehliyeti ve avlanma ruhsatının bulunması gerekir.
Yukarıdaki fotoğrafta kamarasının içinde poz verdiğim
teknem çok nasipli idi.Kamarası da bir ev gibi,istediğin
an yat uzan,onunla çok balık tuttum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


