22 Şubat 2011 Salı

Patlakgöz mercan


Patlakgöz veya Kocagöz mercan Datça Yarımadasının Gökova körfezine bakan kısmında yakalanan bir mercan balığı türü.400,500 m gibi derin sularda yaşadığı için diğer mercanlardan farklı bir takım özellikleri var.Derin sudan çekilirken oluşan basınç ile iri gözleri dışarı fırladığı için Datça'da bu isimle anılıyorlar, gökova körfezinin diğer kısımlarında var mı bilmiyorum.Datça yarımadasının Akdeniz'e bakan kısmında yakalandığını duymadım.Dip oltası şeklinde ucunda ağırlık bulunan kalın misinalara 4-5 köstek bağlanıyor , yemlenerek derin sulara bırakılıp bir süre sonra gidip toplanıyor.Ben yarımadanın Akdeniz tarafında balık avladığım için bu sulara bir arkadaşımın kayığı ile gelmiştim.Bu tür avcılık yapanların çoğunda akü ile çalışan oltalar bulunuyor , misinalar motor yardımıyle çekiliyor.Biz o zaman böyle bir aygıta sahip değildik , bir de balık olduğunu düşünün (her biri 500 gr dan başlıyor ),bir daha oralara balık avlamaya gitmedim.

8 kg lık mürekkep balığı

Datça denizlerinde yakalanan 8 kg lık Kalamar sanayideki herkesin ilgisini çekti.

Datçalı balıkçıların yakaladığı 8 kiloluk kalamar


Datçalı Balıkçı Selahattin kaptan yakaladığı kalamar ve patlak göz dediğimiz mercanlarla görülüyor.Datça Yarımadasının Ege denizi tarafındaki Körmen limanından denize açılan Selahattin ve Ümit kaptanlar Kocagöz mercanlar için denize bıraktıkları oltaları çekerlerken yakalanan mercan balığına saldıran 8 kg lık kalamar oltaya takılarak büyük bir uğraşı sonunda kayığa alınıyor.Böyle bir kalamarı çekmek zaten başlı başına bir iş iken derinliğin de 400 m civarında olduğunu söylersek nasıl zorlandıklarını daha iyi anlayabiliriz.Bugünlerde National Geographic kanallarında bu çeşit kalamarlarla ilgili belgesellere bir kaç kez rastladım.Nasıl yazıldığını bilmiyorum hambort kalamarı şeklinde duydum,internete yazdığımda bu kelime ile ilgili bir şey çıkmadı ama söylerken hambort olarak algıladım.Bu kalamarlar Meksika körfezi gibi yerlerde önemli bir geçim kaynağı.Bu yakalanan kalamarın bunlarla bir ilgisi var mı bilmiyorum.Son yıllarda deniz suyundaki değişimler sonucu bir çok okyanus canlısı sularımıza geldi.Yoksa bu kalamar bizim eşek kalamarı dediğimiz tür mü ? , balıkçılık yaşamımda eşek kalamarının küçüklerinden tutmuştum, yüzgeçleri farklıydı.

8 Kiloluk kalamar

Kalamar ve yakalanan kocagöz mercanlar

Balıkçılar kalamarı havaya kaldırırken bile zorlandılar.

22 Ocak 2011 Cumartesi

Kılıç Balığı

Akif Kaptan

Akif kaptan Datça'da Maradona olarak tanınır ,yakaladığı kılıç balığı ile fotoğrafını çektim.Kılıç balığı avında uyulması gereken bir çok kural var,iğnelerin boyu , balıkların boyu gibi .Bunları ayrıntıları ile öğrenip buraya yazacağım.Bu balıkların da nesli tehlikede.Yüzlerce kiloya ulaşabilen bu balıklar kuralsız avlanma ile yok edilmekte.

21 Mayıs 2010 Cuma

Zargana Kılıç Balığı

Bugünlerde internette bir video "Datça Plajını
köpekbalıkları sardı , yüzenler zor kurtuldu "
gibi başlıklarla televizyonlarda da haber oldu.
Bugün Datça yerel gazetesi "yarımada'nın sesi'nde
Muğla üniversitesinden alınan bilgi neticesinde
bu balıkların "zargana Kılıç Balığı "denilen
bir tür olduğu belirtiliyor.Ben videoyu
seyrettiğimde birisi bir muziplik yamış dedim,
ama zargana Kılıç Balığı aklıma gelmedi.Bugünkü
haber üzerine bazı görüntüler gözümün önünde canlandı.
Zargana Kılıç Balığı diğer kılıç balığı gibi fazla ,
büyüyen bir tür değil gördüğüm kadarıyla.3-4 kez oltama
takıldı.Balık avlarken yanımızda diğer balıkları kova-
larken çok gördüm.Bir de bu mevsimlerde sığ sulara
girdikleri çok oluyor,geçmiş yıllarda gençler bir kaç kez
bayağı büyüklerinden yakaladılar,yerel basında da yayın-
landı.Benim bu balıkla ilgili bir anım var aklıma o
geldi hemen:
Balık tuttuğum yıllarda doğum günümde dipfrizden
çıkardığım balıklarla güzel bir ziyafet çekerdim .O yıl
doğum günüme bir kaç gün kalmıştı ve dipfrizde iyi cins
bir balığım yoktu.Doğum günüm 17 ekim , bir gün öncesinde
takımlarımı alıp balık avına çıktım ,yine bir şey yakalayamadım.
Dönerken Akya sırtısı çekeyim dedim ,sırtıya sübye
takıp biraz hareket etmiştim ki yeme bir şey sundu ,
hemen çekmedim biraz saldım,sonra asıldım ,kocaman
bir balık yakalanmıştı.Bayağı da zor geliyordu ,sonra
yaklaştıkça atlamaya ,zıplamaya başladı
bir zargana kılıç balığı yakalamıştım.Tabii kılıcı
nedeniyle daha da büyük bir balık gibi geliyor,kayığa
alırken de dikkatli olmak gerekiyor.Doğum günümden bir
gün önce yakaladığım zargana kılıç balığı doğum günümde
prestjimizi de kurtarmış oldu.

Burada değineceğim diğer bir konu basınımızın durumu,
demek ki her haber böyle yapılıyorsa vay halimize.

3 Mart 2010 Çarşamba

Datça Ünal Kaptan ve orfoz


Veysel Doğan Arkadaşım mail atarak Datça'nın
usta balıkçılarından Ünal Kaptan'ın geçen yıl
yakalamış olduğu Orfoz'un fotoğrafını göndermişler.
kendilerine teşekkür ediyorum.

Sularımızda böyle orfozları görmek artık seyrek
olan bir olay.Çeşitli avlanma yöntemleri,sinağrit
ağları,en kötüsü de dalgıçlar bu balığı bitme
noktasına getirdi.

21 Eylül 2009 Pazartesi

Tekneyle denize açılırken

Bugünkü gazetede okuduğum bir haber üzerine böyle
bir yazı yazma ihtiyacı duydum.Haberde Datça'da
rüzgarın etkisiyle bir teknenin alabora olması ve
bir kişinin yüzerek kıyıya ulaşması sayesinde
tekneye tutunarak açığa sürüklenen kişilerin
hücumbot tarafından kurtarıldığı yazıyordu.
Kendilerine geçmiş olsun diyorum büyük bir tehli-
ke atlatmışlar.yedi mil uzakta bulunduklarına göre
açık denize doğru sürüklendikleri anlaşılıyor,
yine habere göre yüzen kişinin de sert rüzgara
karşı 5 mil yüzmesi de ayrı bir konu.İyi bir yüzücü
imiş hem de dayanıklı bir bünyesi varmış.Denizde
yaşamını yitiren kazazedelerin büyük bir bölümü
suda boüulmaktan çok vücut ısılarının düşmesi sonu-
cu yaşamlarını yitirmekte.Deniz suyu kışa göre ılık
gibi olsa da insanın suda kalma süresi sınırlıdır.
Tabii arkadaşların nasılbir durumla karşılaştıkla-
rını bilmiyoruz ben genelde rüzgarlı havalarda bu
çeşit kazaların olması ve Datça ya da Datça gibi
rüzgara açık yerlerdeki şartlarla ilgili bilgi vermek
istiyorum.Herhangi bir fotoğraf ve bilgi olmasa da
teknenin fiber bir tekne olduğunu sanıyorum,ağaç
teknenin ağırlığı böyle durumlarda avantaj oluyor.
Denizle uğraştığım süre içinde altıya yakın ahşap
tekne kullandım bazı özel durumlar nedeniyle bakımı
zahmetli olsa da fiber teknelere bir türlü ısınamadım.
Datça'da uzun yıllar içinde böyle bir şey yeni olu-
yor,ya da oldu da duyamadım.Nüfus arttıkça yeni
denize meraklı kişiler arttıkça bu çeşit olaylar
olacaktır.Burada meraklı,amatör arkadaşlara uyarıda
bulunmak istiyorum.
1-Ne kadar hoş,güzel bir şey olsa da deniz hafife
alınacak bir uğraş değildir sonunda insanın yaşamına
malolabilir.Hemen yakına gidiyorum falan diyerek
tedbiri elden bırakmayın.Limandan ayrıldığınız anda
denize açılmış oluyorsunuz.Bir teknede bulunması ge-
rekli can kurtarma gereçleri insan sayısına göre
bulunmalı.Teknenin imkanlarına göre bindireceğiniz
insan sayısı çok önemli,burada yüzünüz yumuşak olursa
kalabalık bir sayıda kişiyi teknenize alırsanız iyi
havada bile tehlike hazır bekler.Yabancılarda görü-
yoruz teknelerinden kıyıya gelirken bile can yelek-
leri üzerinde oluyor.Ama bizler bu olayı ciddiye
almıyoruz,hücumbotun uyarmasına da kızarız.Küçük fiber
teknelerde görüyorum;bu malzemeleri koyacak yerleri
yok.Bizim teknelerimiz kamaralı olduğu için yeterli
sayıda bulundururdum,bunların çalınması durumunda
yerlerine yenisini almak bizim için bayağı zor.Sağlam
bir demirleri,yeterli uzunlukta ipleri yok.Mekan
kısıtlı çünkü.Motorun bakımlı,sağlam olması da çok
önemli,çalışan güçlü bir motorla denizde bir çok zor-
luğa göğüs gerebilirsiniz.

2-Tekneyi kullananın ehliyeti,bilgisi çok önemlidir.
Yakınlarımı her zaman uyarmışımdır;tanımadığınız,bil-
gisinden emin olmadığınız kişilerle denize açılmayın
diye.Niye;denizi tanıyorum ve öyle vasıfsız tekne
kullanıcıları gördüm ki!Öyle çürük,bakımsız tekneler
gördüm ki.Tekne karaya çekildiği zaman bir müddet
sonra kendisi ile ilgili bilgileri ele verir.Bir gün
tekneme bakıp dönerken karada teknesini bakıma alan
bir arkadaşın teknesini daha görür görmez çivi kesik-
lerini farkettim,aldım elime keseri yapabildiğim kadar
çivi kesiği olan kısmı onardım.Şimdi o tekneyle
denize açıldığınızda sert bir fırtınaya yakalanırsanız
o zaman ancak bunun ne demek olduğunu anlarsınız.
Teknenin sağlamlığı,özellikleri böyle havalarda kendi-
ni gösterir.Bizim ülkemizde insanlar ancak bir darbe
yediklerinde o işin ciddiyetini anlıyorlar.Ehliyet
konusuna gelince benim prrofesyonel ehliyet almadan
önce aldığım Amatör Kaptan(o zaman ismi öyleydi,kocaman
tekneleri idare edebiliyordunuz)belgesini alırken,
bayağı bir ders aldıktan sonra girdiğimiz sınavda
yüzlerce kişi içinden 3 kişi sınavı geçtik.İki sene
sonunda binlerce kişi sınava bakılmadan bu belgeyi
aldı adı da Amatör denizci belgesi oldu.Profesyonel
ehliyeti de Urla'da kursa giderek aldık,hiç bir kursu
kaçırmadım diyebilirim.Çünkü bu bilgiler gün gelir
lazım olur.

3-Teknede iyi bir çift kürek çok önemli birer elemandır.
Motorun çalışmaması durumunda kötü bir havada belki
açıklardan kürekle gelemezsiniz ama teknenin başını
dalgaya göre ayarlar,belirli bir güzergahta yol almasını
sağlayabilirsiniz.Alabora olmasını da önleyebilirsiniz.
Ben denizciliğe kürekli kayıkla başladığım için küreğin
ne kadar önemli bir malzeme olduğunu anlayabiliyorum.
Tabii küreklerin sağlam ve biçimli olması da kullanılı-
şında önemli bir özellik.Daima teknelerimin bir köşesinde
bir çift kürek bulunurdu.Bunun faydasını da başıma gelen
bir kaç olayda gördüm.Ve özellikle böyle havalarda çok
mecbur kalmadıkça demir atamayacağınız,kürekle dönemeye-
ceğiniz denizlerde fazla kalmayın derim.Demir atmada da;
böyle havalarda demir zemine ininceye kadar uçurtma olabi-
lir,30 derecelik açıda ancak tutar,bunun için de uzun bir
demir ipi gerekebilir.
4-Herşeyden önemlisi ne kadar hevesli olursanız olun kötü
havalarda denize açılmayın derim.Denizcilikle ilgili hava
tahminlerini takip etmek de önemli.Bazen bu tahminler de
bölgelere göre tutmayabilir bulutlara,denize,rüzgara baka-
rak da bir takım tahminler yapabilirsiniz.Mesela ben çok
denedim her şey güzel göründüğü halde balıkların sunmadığı
zamanlarda bir zaman sonra hava bozulmuştur hatta o gece
fırtına çıktığına çok şahit oldum.Deniz çok anormal şart-
ların dışında kendini belli eder,ipuçlarını verir önemli
olan bunları kavrayabilmektir.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar,denizciliğe yeni başlayan-
ları korkutmak değil amacım,bu işin ciddiyetini anlatmak.
İyi bir spor aracı,stres atma aracı,hoş vakit geçirme
aracı olan denizin dikkat edilmediği taktirde facilara
nasıl sebep olduğunu hep okuyoruz,duyuyoruz.Bu yüzden
ona tutkun olalım ama küçümsemeyelim derim.

15 Eylül 2009 Salı

Sayılı fırtınalar


Başlıkta belitttiğim gibi sayılı fırtınalar
dediğimiz rüzgarlar eski denizciler tarafın-
dan ezbere bilinir ve ona göre davranılırdı.
Bu kuvvetli rüzgarlar her yıl hemen hemen aynı
tarihlerde eserler,belki de binlerce yıl bu
böyledir biz bunlara sayılı fırtınalar diyoruz.
Çok yer kaplayacağı için burada yazamıyorum merak
edenler internetten öğrenebilirler.Eski denizci-
ler(şu an Datça'da bir kaç tanesi yaşıyor)fırtına
zamanı yaklaştıkça biz gençleri uyarırlardı.O
zamanlar meteorolijik çalışmalar bu denli gelişmiş
değildi.Tecrübeli denizcilerden edindiğimiz bilgi-
leri kendi deneylerimizle birleştirerek fırtınalara
karşı hazırlıklı olmaya çalışırdık.Bunları niye
yazıyorum,geçenlerde kıyılarımızın çoğunu etkileyen
fırtınada Datça'da bazı tekneler battı,bazıları
karaya çıktı,bir çoğu da o geceyi korku ve tedirgin-
lik içinde geçirdi.Datça'da tekne sahiplerinin en
büyük sorunu kışın gelen Güneyli rüzgarlara karşı
korunaklı bir limanın olmayışı.Datça'da 20 yıl
teknem oldu,o zaman da böyleydi şimdi de böyle.
Şimdi daha çok zor tekneler çoğaldı,bir kaç dışar-
dan gelen büyük tekneyi de bağlayıp gidiyorlar,
tam bir rezalet.Şimdilerde denizi yine özledim ama
kendime güvenip bir tekne almaya korkuyorum.

Bizim buralarda Eylül ayının ortalarına doğru ilk
Lodos denilen rüzgarlar kendini göstermeğe
başlarlar.Eskiler güneyden gelen her rüzgara
lodos derdi,oysa güneydoğudan esen rüzgar
başka(keşişleme),tam güney'den esen başka
(kıble)Güneybatı'dan esen başkadır(lodos).Hepsine
karşı alınacak önlemler değişik olabilir,iplerin
bağlanışı,bağlanacak yerin seçimi gibi.
Artık dikkatli olmak gerekir,deniz
ihmale gelmez,tekneni güvenli bir yere bağlayacaksın,
demirini sağlam atacaksın,demirin de iyi olacak,ipini
yenileyeceksin gibi bir çok önlemi zamanında almak
gerekir,her gün en az bir kez gelip tekneni kontrol
edeceksin.Yanına bir tekne girmiştir çıkarken senin
demirini yerinden oynatır,haber de vermezler sen
teknen güvende diye rahat davranırsın.Üç kuruşluk
ip almaktan kaçınanların teknelerinin karaya vurarak
battığını çok gördüm.Denizcilikde her türlü olasılığı
hesap etmek gerekir,teknesi batanların çoğu bu olası-
lıklardan en az birini ihmal eden insanlardır.
Şimdi her yıl bu sayılı rüzgarlar gibi birilerinin
teknesi hep batar.En çok da bu ilk lodos fırtınasında.
Lodos derken Datça limanı için en tehlikeli rüzgar
Güneydoğudan gelendir(keşişleme).Limanın mendireğinin
yetersiz oluşu,sonradan yapılan bazı ilavelerde bazı
noktalara dikkat edilmemesi,mesela tam dalgalara karşı
gelen kıyıya beton bir duvar yapılması çok zararlı oldu.
Eskiden buraya gelen dalgalar kıyıya,kayalara çarparak
kırılırdı,oysa şimdi katlanarak büyüyen dalgalar
limanın korunaklı olması gereken mendireğin arkasındaki
kısmı da etkilemekte.

Günümüzde meterolojik imkanları bu denli gelişmişken,
fırtınanın geldiği görülürken bu teknelerin burada
işi ne diye hep şaşırmışımdır.Kışladığın yer ile
ilgili yeterli bilgin yoksa bu nasıl denizciliktir
anlamıyorum.Karayolunda mı seyahat ediyorsun,işte
denizci burada kendini gösteriyor,bir tekne almış
hayallerini gerçekleştiriyor ama bu bir tecrübe,
bilgi isteyen bir konu.Bir çok şeyi yaşayarak öğre-
niyorsun.O akşam öğretmen evinin önünde demirli
teknelere bakarak arkadaşlar bunların çoğu yarın
karaya çıkar dedim,bir anlam da veremedim fırtına-
nın geldiği görülürken bunların hala burada olmasına
Uyaran da yok,Datça limanının yetersizliği ile
ilgili bu teknelerin uyarılması lazım,turları
fiberglas yelkenli yatları kiralatan şirketleri de
anlamıyorum.
Eskiler ilk fırtına ile sonuncusundan kork demişler.
Bence bu fırtınanın kuvvetinden çok insanların hazır-
lıksız olması ile ilgili bir şey.Sonuncusu da iyi
havalara geldiği için bazıları artık güneyden gelen
fırtınaların bittiğini sanıyor.Bizim buralarda
Kuzeyden gelen rüzgarlar Datça'nın Akdenize bakan
tarafında tehlike oluşturmazlar,daha çok Kuzeybatı
(karayel)yönünden eserler,ama yarımadanın Ege'ye
bakan tarafında durum tersidir.Buradaki limanlar
Datça merkezindeki limanlara göre çok korunaklı ve
büyüktür.Bir tanesi balıkçılar içindir.(Körmen limanı)

Datça'yı iyi tanıyan denizciler tehlikenin nasıl
ve nereden geleceğini öğrenmişlerdir.Limanda kışlayan
büyük tekneler en az üç demir ipi kullanırlar,bir
tanesi karaya veya son yıllarda atılan beton
bloklara bağlanır.Geçen yılki bir fırtınada(9 şiddeti
ve üzeri)bu tonlarca ağırlıktaki betonlar sürüklenmişti.
Evet artık güneyli yönlerden gelen fırtınalar başladı,
ve geceyi geçireceğimiz limanları özellikle fırtnaya
yakın günlerde iyi tanımamız lazım.Bu arada bu fırtınalı
havalarda hiç bir tekne sahibi rahat uyuyamaz,benim
şu an böyle bir derdim yok ama o anların da tadı bir
başkaydı.Bütün tekne sahibi arkadaşlara ve fırtınalı
havalarda bile ekmeğini çıkarmak için denizlerde gezen
balıkçılara kazasız belasız bir sezon diliyorum.

Fok Badem Datça Limanında

Akdeniz'den Ege'ye