10 Ocak 2009 Cumartesi

Misinanın iğneye bağlanışı


Çizmeye çalıştım ama anlarsınız umarım,ben özellikle
kalın misinaları iğneye bağlarken bu yöntemi kullandım.
Hiç çıktığını,gevşediğini bilmem.Resimdeki gibi bir miktar
misinayı halka haline getirip bu halkayı iğnenin ve onun
üzerinde kalan sonradan asılacağınız kısa misinanın üzerin-
den 5-6 kez doluyorsunuz sonra doladığınız kısma bastırıp
okla gösterdiğim kısa ucu düzgünce asılıp sıkıştırıyorsunuz.
Uzatmada kullanmak isterseniz misinayı biraz uzun tutup
önce geride kalan iğneyi sonra öndekini aynı yöntemle
bağlıyorsunuz.Ben bunu profesyonel balıkçılardan öğrendim
ve genellikle bu yöntemi kullandım.Yanınızda pense falan
olmasa da sıkıştırmak kolay oluyor.

Levrek avında oltanın balığa bağlanışı

Resimde görüldüğü gibi iğneyi balığın solungacından
geçirip gözünden çıkarıyorum.Sonra misinayı balığın
düzgün duruşunu bozmayacak şekilde ayarlayıp ,
halka yapıyorum ve balığın kuyruğuna bağlıyorum
bunu bir kez daha yapıp 3.sünde halkayı ters çevirerek
bir kez daha kuyruğa geçirip sıkıyorum artık misina bağlan-
dığı yerden oynamaz.Kuyruktan bağlamamızın nedeni
oltayı uzağa fırlatırken olta iğnesinin bulunduğu yerden
oynamaması,balık da deforme olmaz.Balıktaki en küçük
biçim bozukluğu levreğin dikkatini çeker.Bir ara yorgan
iğnesi kullanarak oltanın sap kısmını iyice gizleyip misinayı
derisinin altından geçirip kuyruğa ondan sonra bağlıyor-
dum.Tabii bunu yapmak için misinanın kesilip iğnenin
deliğinden geçirilmesi gerekiyor,sonrada da misinanın
uçlarını birbirine sağlamca bağlamak.Bu iş biraz dikkat
istediği için siz yukarıdaki gibi bağlayın.Bu iğne kullanma
işi büyük iğne kullanma isteğimden çıktı,uzun saplı büyük
iğne kullandığımda çok daha iyi sonuç aldım.Olta iğnesinin
sadece ucunu açıkta bırakıyordum.İğnenin ucu balığa gömü-
lürse saplanması zor olur.Ben kamış olta kullanmadım,30
luk misinayı küçük pet şişeye sarıp o şekilde atıyordum.
Balık sunduğu zaman 30-40 m boşluk vermek gerekiyor.
Hiç takılma olmamalı,yemi aldığında pet şişeyi düz bir şekilde
balığa doğru tutup götürmesini bekliyorsunuz.Bir diğer
yol yanınızda küçük bir leğen olursa içine su koyup boşluk
vereceğiniz misinayı bunun içine istif etmek,takılmadan
gider.Balık sunup yemi götürürken yemi yutmadan önce
bu 30-40 m de en az 2 kez durup tehlike görmezse devam
eder.Durduğunda heyacanlanır çekerseniz yemi bırakır
ve bir daha sunmaz.Bu 30-40 m nin geçilmesini mutlaka
bekleyin,sakin sabırlı olursanız şansınız artar.Levrek ölü
balığı yandan yakalıyor,çarptırarak,çekerek falan yakalan-
maz oltayı yutmalı.Diğer yandan daha önce de bahsettim
yem ölü olduğu için şırınga ile şişirilmesi lazım,misina 30
luktan kalın olursa ağırlıkla dibe batar hem de balık farkeder.
Kullandığınız yemin günlük olması,dipfrizden olmaması
lazımdır.

9 Ocak 2009 Cuma

Levrek Avcılığı

Size levrek avcılığı yaptığım zamanlarla ilgili bir
anımı anlatayım.Levrek denizlerdeki en kurnaz,
temkinli balıklardandır,hele bir de liman levreği
olursa!Liman balıkları yaşadıkları ortamdanmı-
dır nedir daha kurnaz olurlar.Bu özellikleri halk
arasında da "liman balığı gibi kurnaz"şeklinde
geçer.
O zamanlar"ırıp"dediğimiz balıkçı tekneleri vardı,
kıyıya yakın ağ atarlardı.Bunlar avdan dönerken
bir yandan ağları toplarlar küçük balıkları veya
işe yaramazları denize atarak limana gelirlerdi.
Arkalarından martılarla beraber levrekler de peş-
leri sıra limana girer hala atılmakta olan balıklara
atlarlar ama oltaya sunmazlardı.Gece kürekli bir
kayığım vardı onu alır limanın kuytu bir yerinde
oltamı atar levrekleri beklerdim.Kolay kolay boş
döndüğüm olmazdı.Levrek büyük balıklardandır,
2 kg dan küçüklerini yakaladığım çok nadirdir.
O gece yanıma bir kg lopa(kupes)alıp limana gittim.
Kayığı yine kuytu bir köşeye çekip beklemeye baş-
ladım.Yemler ölü batmasın diye şırıngayla hava
vermek gerekiyor,yoksa mıngırı veya diğer balıklar
yemi parçalar.Neyse birtanesi oltama musallat oldu
benimle oyun oynuyor,liman levreği.Ne yaptımsa
yemi yediremedim,alıp götürüyor asılınca bırakıyor.
Saat oldu gecenin onbiri,yarın da seçim var sandık
başkanı olarak görevliyim.Baktım olmuyor yemleri
denize atıp gideyim dedim.Tam bir avuç yemi denize
atmıştım ki ortalık karıştı,ayni balık çiftliği gibi,koca
bir alay levrek.Hemen oltamı aralarına attım,atar
atmaz bir tanesi yapıştı.30-40 m boşluk verdim sonra
hızla çekerek oltanın boğazına takılmasını sağladım.
30 luk misina dikkatli çekmek lazım,balık limandaki
demir iplerine oltayı sarmış kurtarayım diyene kadar
oltayı kopardı.Bozuntuya vermeden yine biraz balık
atıp oltamı aralarına attım,atar atmaz biri daha yine
boşluk verip sonra sert çekerek oltanın boğazına otur-
masını sağladım.Ama iş çekmeye gelince balık yine
demir iplerine sarmıştı.İplere asılarak oltamı sardığım
plastik su şişesini iplerden geçirerek kurtardım,boşluk
vermeden çekiyorum bazen yükleniyor kontrollü bir
boşluk bırakıyorum.Boşluk verirseniz kulaklarının arka-
sı jilet gibi keskindir oltayı keser.Balığı kayığın yanına
getirdiğimde tam çolguyu ayarlıyordum kuyruğunu
suya vurmaz mı?Üstüm sırılsıklam oldu balığı o zaman
gördüm koca bir azman,evde tarttım tam 4 kg.
O gece aynı şekilde 3 tane daha yakaladım ama onlarda
fazla zorlanmadım.Kayık akıntıya kapılarak,iplerden
uzaklaşmıştı,tabii balıklar da benle birlikte.Ama yemim
bitti ertesi günü de zorlu bir görev evin yolunu tuttum.
Ertesi gün dururmuyum,hemen hava kararır kararmaz
yemi alıp koştum limana.Ama nerde bizim balıklar
gitmişti,yabancı bir sürüydü olta tanımayan.Bir daha da
böyle aç,kalabalık bir levrek sürüsüne rastlamadım.
Onun kurnazlıklarına çareler arayarak avlandık durduk.
Ogünü unutamam,ogün ayrıca balık avında yemlemeyi
öğrenmiş oldum yemleyerek levrekleri kolayca bulup
yakaladım.

Uzatma ile yakaladığım orfoz

Avlanacağım ince burun'a sabah erkenden vardım,Datça
limanından bir saatlik bir mesafe bizim kayıklarla.Yolda
giderken bir yandan hazırlıkları yaparken bir yandan da
oltayı nerelere nasıl atacağımın planını yapıyorum.İnce
burun kayalık,akıntılı bir yer,akıntılar bazen olumlu etki
yapsa da çoğu zaman ters etkileri olur,misinalar akarak
kayalara sarılır veya oltanız hiç istemediğiniz yerlere gider.
onun için böyle yerlerde akıntılar iyi hesaplanmalı,balık-
ların hangi saatlerde hangi bölgelerde dolaştıklarını bil-
mek lazım.Zamanında benim ince buruna gelip de balık
yakalamadığım çok nadirdi.Şimdilerde oralarda da balıklar
azaldı.Yanımda iki adet ölü kalamar vardı onun için olta-
yı atacağım yeri iyi seçmeliydim,hata yapmamamam gere-
kiyordu;yemleri ziyan edersem bunca yolu boşa gelmiş
olacaktım.Uzatma oltalarımı çıkarıp sübye de anlattığım
gibi iğneleri yeme geçirdikten sonra 600-700 m gidip
yemi bıraktım ve oltayı boşaltarak kıyıya daha önce
demir attığım yere geldim,uzatmanın köpüğünü kolay
çözülecek biçimde demir ipinin şamandırasına bağlayıp
2. oltayı atmaya gittim,yine kayaları ve akıntıları dikkate
alarak oltayı bırakıp demir ipine doğru giderken ilk attı-
ğım uzatmanın şamandırasının havaya savrulduğunu
gördüm ,denize düşüp bir müddet döndü,hızla gelip
elimdeki oltanın köpüğünü demir ipine bağladım denize
savrulan oltaya koştum,moralim de bozuldu;eğer oltanın
ucundaki balık orfoz ise çıkarmak çok zordu.Boşluğu de-
ğerlendirip hemen bir kayanın içine girmiştir,çıkarması
da şansa kalmış.Düşündüğüm gibi oltayı elime alınca şöyle
bir baktım balık kayada,hiç uğraşmadım misinayı babalar-
dan birine bağlayıp verdim gazı.Bayağı bir gittim olta
ne gerildi ne koptu gitsem daha gideceğim o zaman uyan-
dım ve arkaya bakar bakmaz denizde suyun üstündeki
balığı gördüm.Orfoz ,lahos gibi balıkların hava keseleri
vardır hızla çekerseniz basınçla şişerler balığın ağzından
dışarı çıkarlar,balık bir daha dibe gidemez.Bu da öyle
olmuştu.Neyse tam balığa doğru gidiyordum diğer olta
denize uçtu,balığı kayığa aldım (on kilonun bayağı üzerin-
de bir orfozdu.)hızla diğer oltaya koştum ama o da kaya-
ya girmişti,epey uğraştım ama çıkarmak nasip olmadı.
İki yemime aynı anda iki orfoz sunmuştu ,balıkların bir
havası saati olur ona denk gelmiştim.Yakaladığım balığa
gelince onu almam bir tesadüf sonucuydu.Balık yemi
yutup kayaya doğru kaçarken boşta kalan 2. iğne bir
kayaya takılmış balık da kovuğuna gidememişti.Ben
yol verip asılınca kayaya takılan iğne yamulmuş balık da
gelmişti.Avcılıkda rast gelsin derler bazen şansın,tesadüf-
lerin çok etkisi olur.Eve gelince balığı 2 şer kiloluk parça-
lara ayırdım dipfrize attım,daha sonraki günlerde arkadaş-
larımla yedik o vesile ile çok tatlı sohbetler ettik.

8 Ocak 2009 Perşembe

UZATMA İLE BALIK YAKALAMAK-Canlı sübyenin oltaya takılışı


Ben büyük balıkların çoğunu uzatma dediğimiz yöntemle
tuttum. Bu yöntemde:500-600 m lik 9o lık misina,canlı
yem,8-7 nolu iğneler kullanılır.Canlı yem ağlarımızdan
çıkan sübye olurdu,çıkmazsa parayla diğer arkadaşlar-
dan alırdık.Misinanın ucuna sübyenin boyu dikkate alına-
rak arka arkaya iki iğne bağlanır.Bazıları arkadaki iğne-
yi hareketli yapıyorlar ben bunun bazı sakıncalı yanlarını
gördüğüm için sabit bağlıyorum.İlk iğne sübyenin başının
altındaki su fışkırtma yerinden geçirilir ikinci iğne gerisin-
deki kemikli kısımdan geçirilir ki oltayı asıldığında sübye
zarar görmez,saldıran olmazsa sübye canlı olarak gelir.
Ben bu iğnelerden arkadakini diğerinden hep bir numara
küçük olarak kullandım çoğu kez de faydasını gördüm.
Oltaya yemi taktıktan sonra balığın bulunduğu yerleri
dikkate alarak oltanın uzunluğu kadar gidip yemi denize
bırakıp oltayı boşalta boşalta dönersin.Bunu yaparken
çok dikkat ister deniz trafiğini iyi takip etmelisiniz çünkü
o an misina suyun üzerindedir siz kıyıya vardıktan bir
süre sonra batar .O an bir tekne geçerse misinanız per-
vanesine takılır hem sizin için hem de o tekne için tehli-
keli olabilir,özellikle misina elinize falan dolanırsa
(90 lık misina) hiç şansınız olmaz.Bu yüzden belli bir
uzaklığa kadar tekne görünmemeli(sürat tekneleri
sürpriz) yapabilir)ve de yanınızda kurşun kıstırmalar
veya ağırlıklar olmalı, zor da kaldığınızda kullanarak
misinanın batmasını sağlamalısınız. Diyeceksiniz bu
ağırlıkları takıp da niye misinayı denize bırakmıyor-
sun?Bu yerler çoğunlukla kayalık olduğu için misina-
yı çektiğinizde kayaya dolanır kurtaramazsınız,misi-
na kendi ağırlığı ile dibe battığında zamanla sübyenin
hareketi ile takıldığı yerlerden kurtulur.Yani olta
dibe takıldığında hafifçe asılırsın gelmiyorsa zorlan-
maz kendinin kurtulması beklenir.Ağırlık takarak
attığımız zamanlar da oldu,akıntı çok fazla ise yapa-
cak başka bir şey yoktur.Neyse oltayı bırakıp daha
önce demir attığın yere geliyorsun demirin şamandı-
rasırasına oltayı bağlıyarak bir kaç tane oltayı değişik
yerlere atabilirsin.Sonunda gelip demir ipine kayığını
bağlıyorsun ve av başlıyor,5 dakikada bir oltaların
köpüklerini eline alıp 5-6 metre sarıyorsun böylece
500-600 m lik bir alan taranmış oluyor,oltayı çekti-
ğin yerlerde bir balık olur da yemi görürse mutlaka
yeme atlar,köpük havalara uçar.O anki heyacanı
anlatamam bütün hızınla çekeceksin hiç ara verme-
den.Küçük bir boşlukta balık bir kovuğa girebilir,
oltanın kopma sorunu olmaz iğnelerde kaliteli ise
açılmazlar.Kayığın kullanışlı ise bir yandan balığı
beklerken çayını yapabilirsin,radyonu açıp müzik
dinlersin,kitabını okursun.Kısaca uzatma çok rahat
bir avlanma şeklidir ve yakaladığın balıklar da 2 kg
dan aşağı olmaz.

Yalnız avcı

Denizlerde,teknelerimde çekilmiş fazla fotoğrafım yok.
Çoğunlukla denize yalnız giderdim,tabii yanınızda biri-
sinin olması iyi bir şeydir;insanın başına ne geleceğini
kimse bilemez.Benim yalnız başıma denizlere gitmemin
bir kaç nedeni vardı;doğayla başbaşa kalmak hoşuma
gidiyordu diğeri sizinle gelecek kişi acemi ise yararından
çok zararı olur.Avcılık bir sabır işidir bütün gün bekler
sonrada boş gelirsin .Bu bizim için doğal bir şeydir ama
yanınızda gelen kişi birşeyler tutulsun ister,onun bu
hislerini anlarsan bu sefer sen huzursuz olursun.
Yalnızken herşeyim planlıdır,yalnız olduğunu hesaba
katarak davranırsın.Denizlerde pratiklik çok önemlidir.
Hızlı ama en doğru kararı vermen gerekir.Öyle durum-
larla karşılaşırsın ki yanlış bir hareket veya gecikme
sana veya malına zarar verebilir.
Son zamanlarda yasalar da ehliyetli olmayan birisini
yanımızda götürmemize izin vermiyordu.Profosyenel
bir balıkçı teknesinde bulunabilmen için en az bir miço
ehliyeti ve avlanma ruhsatının bulunması gerekir.
Yukarıdaki fotoğrafta kamarasının içinde poz verdiğim
teknem çok nasipli idi.Kamarası da bir ev gibi,istediğin
an yat uzan,onunla çok balık tuttum.

7 Ocak 2009 Çarşamba

Ahşap Tekne

Tekne sahibi olmak zahmetli bir iştir,hele bu tekne ahşap ise.
Senede iki kez karaya çekerek bakımını yapardım.Bir çok
işi kendinizin yapması gerekiyor,fotoğrafta görüldüğü gibi
şehrin ışıkları yanmış ben hala çalışıyorum.Eğer dikkatli bir
bakım yapmazsak limanda suda yaşayan kurtçuklar tekne-
nizi yer gider.Onun için her tarafını dikkatli bir biçimde ma-
cunlamak gerekir.Diğer yandan limanın yetersiz ve korunak-
sız olması fırtinalı havalarda tekne sahiplerine uyku uyutmaz.
Sizin dikkatli olmanız yetmez bir başkasının yaptığı hatanın
ceremesini siz çekebilirsiniz,eve gelmeden baş ve demir
ipleri bir daha kontrol edilir.Tabii kış geçip de güzel havalar
geldiğinde hepsi unutulur.Mavi suların içinden kayıp giderken
tek aklınızda olan yakalayacağınız balıktır,nereye gitsem,nasıl
bir metod uygulasam diye düşünerek yol alırsınız.Aceleniz de
hep vardır,balığın sunma zamanını kaçırmamalısınız.

Başlarken

Arkadaşlarım gördükçe sorarlar hep,ne zaman denizlere
dönüyorsun diye?Bir çoğu hala anlamış değil denizlerden
neden uzak kaldığımı.Zaman zaman özlediğim oluyor,özel-
likle gergin olduğum zamanlarda.Denizlerde yalnız olmak
yaşadıklarını,duygularını gözden geçirme fırsatı veriyor.
Teknene binip hareket ettikten sonra herşey siliniyor kafan-
dan,bu arada teknen de senden bir parça oluyor.Özellikle
fırtınalı bir havada sanki tek vücut direniyorsunuz dalga-
lara rüzgara.Zaman zaman tehlikeli olan güçler;rüzgar ve
onun savaşçısı dalgalar en kötü bir anda bile sana düşman
görünmüyorlar.O zorlukları bilerek,kabüllenerek gidiyor-
sun denize.Tabii hafife alınacak bir şey de değildir deniz.
Her zaman dikkat ister,temkinli olmayı gerektirir.Bazıları-
nın cesaret gibi gördüğü şey aslında cahillikten kaynaklanır.
Şimdi meteoroloji istasyonları çok az bir yanılgı payıyla
hava durumu hakkında bilgi veriyorlar.İlk zamanlarımızda
bulutlara,denize,martılara,balığın sunuşuna ve daha bir
çok şeye bakarak hava durumunu tahmin etmeye çalışırdık.
Bu bigileri kendi tecrübemizle çoğu zamanda daha usta
denizcilerden öğrenirdik.Derlerdi işte"Emecik dağının
tepesine bulut gelip oturdu mu kuzeyden sert rüzgar eser,
Sömbeki'den bulut çıkardı mı lodos gelir toparlan" gibi.
Datça yarımadasının iklimsel yapısı çoğu zaman kendine
özgüdür.Verilen meteorolojik bilgilerin buralarda tutma-
dığı olur o zaman işte tecrübeler devreye girer.İlk motor-
lu teknemi aldıktan sonra kestirme diye açık denizlerden
gidip geliyordum,bir gün bir yunus sürüsüne rastlayınca
bayağı korktum,daha önce böyle bir olaya şahit olmamış-
tım.Sonraki yıllarda o sulara arada bir gittiğim oldu.Çok
mecbur kalmadıktan sonra demir atamayacağın,kürekle
dönemeyeceğin sularda fazla oyalanmayacaksın.Burası
her zaman kuzey rüzgarlarının sert estiği bir bölge ,o za-
manlar en büyük korkumuz da sömbeki'ye(Simi- Yunan
adası)gitmekti,hapislik ve para cezası vardı.
Deniz zorlu bir sevgili gibidir,kızdığın olur ama nefret
edemezsin.Ne zaman ne yapacağı belli olmaz lafı bence
biraz abartma o laf bayanlar için söylenmiştir aslında.
Ama şu bir gerçektir sert mizacınız yoksa mücadeleci
ve sabırlı değilseniz hiç bulaşmayın derim.